Kritik

22 Şubat Ayaklanması ve Talat Aydemir-1

Türk demokrasi tarihi aynı zamanda askeri darbeler tarihidir. TRT işgalleri, gece yarısı radyodan ve televizyonlardan okunan yönetime el koyma bildirileri, sokakları işgal eden tanklar, şehrin üzerinden alçaktan uçan savaş uçakları birbiri ile çatışmaya giren askerler bu tarihin birer parçasıdır. 27 Mayıs, 12 Eylül, askerin yönetime doğrudan el koyduğu darbeler olması ile birlikte tarihimizde Albay Talat Aydemir ve 22 Şubat ayaklanması olarak geçen darbe girişimi ve darbecilerin ilk defa idam edildiği girişim olarak yerini almaktadır

Talat Aydemir ve Darbe Girişimleri

talat227 Mayıs 1960 yılında askeri darbe yapılmıştı.27 Mayısçılar, ordu içinde geniş çaplı bir tasfiye hareketine girişmişler ve eski hükümet yanlısı 235’i General olmak üzere 5 bin civarında subay ve astsubayı emekliye sevk etmişlerdi.27 Mayıs ihtilali olduğunda Kore’de görevli olan Talat Aydemir yurda dönmüş ve Harb okulu komutanlığına atanmıştı.27 Mayıs cuntasında da yer alan ancak yurt dışında olduğu için darbeye katılamayan Aydemir. Milli Birlik komitesinden tasfiyelerin başlaması 14’ler olarak anılan grubun yurtdışında farklı görevlerle pasif hale getirildiği ve Milli Birlik Komitesinden anlaşmazlıkların ortaya çıktığı ve Birlik Komitesinin bazı üyelerinin dışarıdan destek aradığı dönemde dönemde Talat Aydemir ismi önem kazanmaya başlamıştı. Önce başını Aydemir’in çektiği albaylar cuntası kuruldu. Cunta ordu içerisinde Silahlı Kuvvetler Birliğini adını verdikleri birliği kurdular ve 27 Mayıs ihtilalinin hedeflerine ulaşmadığını öne süren temel gerekçe ile yönetime tekrar el koymak için ünlü 21 Ekim protokolünü imzaladılar .Bu protokole göre

  • S.K., 15 Ekim 1961 günü yapılmış olan seçimden sonra gelecek yeni TBMM toplanmadan önce duruma fiilen müdahale edecektir.
  • İktidarı milletin hakiki ve ehliyetli mümessillerine tevdi edecektir.
  • Bütün siyasi partiler faaliyetinden men edilecek, seçim sonuçları ile MBK feshedilecektir.
  • Bu kararın uygulanması 25 Ekim 1961’den sonraki bir güne ertelenmeyecektir

 

Genelkurmay Başkanı Cevdet Sunay, protokolden haberdar olur olmaz, protokole imza atan subayları makamına çağırdı ve onlarla 23 Ekim 1961 tarihinde bir toplantı yapmıştı. Sunay, toplantıda, protokolün bozulmasını istemiş ve subayları duydukları rahatsızlık konusunda tatmin edici açılımlar sağlayacağı konusunda söz vermiştir. 24 Ekim 1961 tarihinde, Çankaya Köşkünde, devlet başkanı Cemal Gürsel’in başkanlığında toplanan siyasal parti yöneticileri ve kuvvet komutanlarının katılımıyla imzaladıkları 24 Ekim protokolü kabul edilmiştir. Protokolle, partiler Cemal Gürsel’in Cumhurbaşkanı seçilmesi, 3-4 Ağustos 1960 tarihinde yapılan tasfiye ile ordudan uzaklaştırılmış olan subayların görevlerine iade edilmesi, eski DP’liler için af çıkartılmaması, İsmet İnönü’nün başbakan olması hususları üzerinde anlaşmaya varılmıştır. Cemal Gürsel’in cumhurbaşkanı seçilmesinden sonra, 10 Kasım 1961 tarihinde İsmet İnönü, hükümeti kurmakla görevlendirilmiştir.

Tüm bunlara rağmen 19 Ocak 1962 tarihinde Genelkurmay Başkanı Cevdet Sunay, Genelkurmay karargahında bir komuta konseyi toplantısı gerçekleştirmiştir. Toplantının amacı, askeri müdahale söylentilerinin bertaraf edilmesi ve İnönü hükümetine destek sağlanmasıdır.

İsmet İnönü ordudaki rahatsızlığın farkında olarak bunları yatıştırma yoluna gitmiştir. Türk Silahlı Kuvvetleri birliklerini gezerek bu rahatsızlıkları gidermeye çalışmıştır. Cuntanın İstanbul kanadı İnönü’nün ziyaretlerinden etkilenmiş durumdadır. Bu durum Talat Aydemir’i rahatsız etmektedir.

 

9 Şubat 1962 tarihinde İstanbul’da Korgeneral Refik Tulga başkanlığında 59 subayın katılımıyla bir toplantı gerçekleştirilmiştir. Bu toplantıda, hiyerarşik bir düzen içinde, 28 Şubat 1962 tarihinden önce olmak üzere askeri bir müdahale yapılması kararı alınmıştır.9 Şubat protokolünden haber alan İnönü bu girişimi engellemek için bir Genelkurmay Başkanı ile bir takım tedbirler almaya çalışmışlardır fakat Ankara grubunun darbe fikrinden caymadığının görülmesi üzerine, Genelkurmay Başkanı, başbakan İsmet İnönü’nün bilgisi dahilinde bir plan hazırlamıştır. Plan şöyledir:“24 Şubat 1962 gece yarısı Hava Kuvvetleri alarma geçecektir. Alarm üzerine harekete geçeceği tahmin edilen Aydemir yanlısı subayların bulunduğu birlikler sözde suçüstü yakalanacaklar ve eylemci subaylar tutuklanacaklardır. Tutuklanmalar sonrasında da eylemci subaylar orduda disiplini bozdukları gerekçesiyle emekliye sevk edilecekler ve böylece hükümete karşı muhtemel darbe girişimi doğmadan engellenmiş olacaktır.”

Bu plan 20 Şubat 1962’de uygulamaya konulmuştur. Ancak verilen alarmın bir tuzak olduğunu eylemci subaylar hemen anlamışlar ve Sunay’ın öngördüğü şekilde hata yapmamışlardır. Fakat eylemci subayların kendilerine karşı kurulan tuzağı anlayarak, bu tuzağa karşı tedbirli davranmalarına rağmen,Genelkurmay başkanı Cevdet Sunay, eylemci subaylara, başka yerlere nakil edileceklerini bildirmiştir.

Bu arada ilginç bir gelişme olmuştu.1962 Şubatında özellikle harekâtın arifesinde ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Talbott ile Talat Aydemir ve arkadaşları elçilik müsteşarının evinde tanıştırılmıştı. Amaç, harekâttan sonra gelecek yeni askeri rejimin ABD ile ilişkilerinin nasıl olacağının araştırılmasıydı.

Cuntanın ikna edilemiyeceğini anlayan Genelkurmay 21 Şubat gecesi Genelkurmay Başkanlığı’nda toplantı yapılmış ve ordu içinde huzursuzluk yaratan bazı subayların Doğudaki birliklere tayin emirleri verilmişti.Talat Aydemir ve arkadaşları bu planın farkına varmışlar ve ardından Genelkurmaya üç maddelik bir muhtıra göndermişlerdir.Muhtırada

1- Resmi elbiselerini giyerek harekâta geçen Mucip Ataklı ve Haydar Tunçkanat hakkında kanuni işlem yapılması,

2- Subaylara silahlı olarak göreve gelme emri veren Genelkurmay 2. Başkanı Memduh Tağmaç’ın durumunun gözden geçirilmesi,

3- Tayinleri yapılan subayların tayinlerinin durdurulması.

İstenmiş fakat bu muhtıra genelkurmay tarafından red edilmiştir.22 Şubat saat 15.00 da ihtilal girişimi Aydemir’in emri ile başlatılmış meclis harb okulu tarafından, köşk ise Cumhurbaşkanlığı muhafız alayı tarafından kuşatma altına alınmıştır.Darbeye karşı olarak görevlendirilen birlik komutanları da Harb Okuluna gelerek Aydemire bağlıklıklarını bildirmesi bildirmişlerdir.Köşkte bulunanları enterne edebileceğini söyleyen Fethi Gürcan’a “Bırakın !” emrini veren Aydemir’e karşılık İnönü köşkten çıkarken “İşte şimdi kaybettiler” diyerek gülümsemiştir. Aynı zamanda Hava kuvvetleri Aydemir kuvvetleri ilerlemesi halinde karşılık verileceğine dair bir ültimatom vermiştir .Artık İhtilalin başarıya ulaşması için zor kullanmak ve kan dökmek zorunda kalan Aydemir daha sonra hatıratında belirttiği üzere tarihe İnönü’yü öldüren kişi ve ordunun bölünüp çatışmaya sebep olan kişi olarak geçmek istemediği belirtmiştir.22 Şubat sabahtalat3a karşı Aydemir Genelkurmaya harekatın sona erdirildiği bilgisini vermiş ve emrindeki askerlere Aydemir, Harp okulu öğrencilerine harekatın durdurulduğu kararını şöyle açıklamıştır: “Arkadaşlar, hareketimizi desteklemeyen askeri birlikler fazla. İsteklerimiz ancak asker kanı döküldükten sonra gerçekleşecektir. Bu ise Türk ordusunu zaafa uğratmaktan başka bir işe yaramaz. Parlamentodaki

bazı şahısların istedikleri de budur. Ordu birbirine düşmelidir. Bu iş burada bitiyor. İhtilal durmuştur. Fakat bitmemiştir. Kararımı verdim, teslim olacağız. Silahlarınızı bırakınız ve yerlerinize dönünüz.”2

 

İhtilal girişimini ardından Talat Aydemir ve beraberindekiler İnönü’nün harekâtın çatışmasız sona erdirilmesine karşılık verdiği söz neticesinde emekliye sevk edilmişlerdir.

İnönü daha sonra o gece için “Ben ölmeye hazırdım fakat onlar öldürmeye hazır değildi.”diyecektir.

Bu darbe girişiminden sonra da Talat Aydemir vazgeçmemiş ve ikinci bir darbe girişminde bulunmuştır. Bu girişimle ilgili yazımız 9 Ağustos Pazartesi günü yayınlanacaktır.

Devamı: 22 Şubat Ayaklanması ve Talat Aydemir-2

 

 

Kaynak :
•Yeşim Demir – Albay Talat Aydemir’in Darbe Girişimleri .
•Diren Çakmak – Türkiye’de Asker-Hükümet İlişkisi: Albay Talat Aydemir Örneği.

 

Yazar Hakkında

Hüseyin KIZILIRMAK

Yorum Yap