Gündem Kritik

Alimlerin Mürekkebi, Şehitlerin Kanı

Yazar | Murat CANVER
Bu yazı Efendimiz Hz. Muhammed’in (s.a.v.) “Kıyamet gününde âlimlerin mürekkebi şehitlerin kanı ile tartılır, âlimlerin mürekkebi ağır gelir.” Hadisinin naçizane bir açılımıdır.

Şehitlik geleneksel bilgi birikiminden tevarüs ettiğimiz bir kavram. Bir kişinin kutsal değerler manzumesi (din, vatan, can, namus, akıl) uğruna kendi bedensel varlığının yok olmasına razı olması olarak tanımlanabilir. Toplumumuzda yüzyıllardır geçerliliğini yitirmemiş ve hak ettiği değer ve hürmeti gören nadir makamlardan olarak karşımıza çıkar. Pek çok insani değeri yitirmiş olduğumuz söylenebilirse de, şehitlik makamının toplumumuzun zihinsel kodlarındaki yeri hala ulu bir çınar gibi ayakta durmakta ve yaşamaktadır. Milletimiz hala sinesinde taşıdığı değerler için şehit vermekte ve şehit olmaktadır. En çok acının hissedildiği ve paradoksal olarak aynı zamanda gurur duyulan cenaze merasimleri şehitlerin cenazeleridir.

İnandığımız dinin elçisi kıyamet gününde yani hak edenin hak ettiğini bulacağına inandığımız o büyük anda (es-saat) ilimle uğraşan âlimlerin mürekkebinin şehitlerin kanından ağır basacağını söylemektedir. Bize metafiziksel hakikatleri getiren o Büyük Elçi, âlimleri şehitlerin üstünde tutmuştur. Milletimiz şehitlere hak ettiği değeri verirken, aynı şeyi âlimler için söylemek mümkün müdür?

Elbette ki hayır! Büyük bir kesim buradaki ilimlerden kastın yalnızca dini ilimler (fıkıh, tefsir, hadis, kelam) olduğunu ileri sürmüştür. Yani bu görüşe göre yalnızca dini ilimlerle uğraşanlar şehitlerden üstündür. Peki dinin işlevi nedir? İnsana hak ettiği değeri vermektir. İnsanın diğer canlılardan ayırarak evrendeki farklı konumunu ortaya çıkarmak ve itibarını iade etmektir. İnsanı diğer canlılardan ayıran ve evrendeki farklı konumunu ortaya çıkaran yegâne insani işlev ise akıldır. Bu minvalde insanı insan yapan her tür ilim dalının bu kapsamda değerlendirilmesi gerekir. Maksat aklı yüceltmek ve evrenin metafiziksel sırlarına ulaşmaksa, Felsefe, Psikoloji, Tıp gibi ilimler niçin göz ardı edilmektedir?

İnsanın maddesel olmayan varlığını devam ettirecek olan zihni (kalbi) ancak bu ilimlerle tekâmül edebilir. İnsanlar dinin pratik ağırlığının ve sağladığı manevi doyumun bu ilimlerle karşılanamayacağını, hatta manevi doyuma zarar vereceğini düşünebilir. Ancak bu ilimlerin fiili ibadetlerin yerini alması gerektiğini söylemiyorum. Bu ilimlerle donatılmış bir zihnin fiili ibadetlerin psikolojik yönünün yani manevi doyumun tadına daha yüksek bir tat ile varacağını ima ediyorum. Bugün psikolojinin incelediği bir çok konu kadim ilimlerden tasavvufun da inceleme alanındaydı. Bu nedenledir ki Psikanalizle uğraşan Lacan, İbn Arabi’yi incelemekten kendini alamamıştır. Hatta bu ilimlerin sağladığı ilerlemenin günümüzde donuk bir hal almış olan bazı fıkhi kaidelerden daha yüksek bir insani kemale ulaştıracağı dahi söylenebilir.

Dolayısıyla âlim dediğimiz yani her türlü insani tekâmülü içeren ilimle uğraşan (okuyan, düşünen, yazan) kişi, şehitten üstündür. Şehit inandığı kutsal değerler uğruna bedensel varlığını ortaya koyarken, âlim bu değerlerin gelişmesi ve sonraki nesillere aktarılması için zihinsel varlığını yani sahip olduğu esas hakikati ortaya koymaktadır. Medeniyet bekçisi olarak niteleyebileceğimiz âlimlerin kullandığı araç ve malzemeyi simgeleyen mürekkep bu nedenle kandan evladır.

Kur’an da bu minvalde şöyle buyurmuyor mu:

“Nûn. Kaleme ve satır satır yazdıklarına andolsun!”

Yazar Hakkında

Murat CANVER

Gaziantep Üniversitesi Endüstri Mühendisliğini bitirdi. Üniversite yıllarından beri pek çok farklı disipline ilgi duydu. Mühendislik üzerine yüksek lisansında Meta-sezgiseller üzerine çalışan Canver’in felsefi merakı ağır basınca yüksek lisansını yarıda bıraktı. Din, Felsefe, Psikoloji, Tarih, Siyaset ve Sinema Sanatı üzerine merakı olan yazar, Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Felsefe ve Din Bilimleri’nde yüksek lisans yapmaktadır. Genç Kültür, İndigo gibi internet dergilerinde çeşitli alanlarda yazılar yayınlamış, Cinerium adlı sinema sitesinde film eleştirileri yazmıştır. Godfather Sinema Dergisinde halen yazıları yayınlanmaktadır. İyi derecede İngilizce bilen Canver, 2009’dan bu yana yazdığı yazıları derleyeceği bir kitap ve felsefi bir roman üzerinde çalışmaktadır. Evli olan yazar, Ankara’da yaşamaktadır.

Yorum Yap