Edebiyat

Aşk

‘’Aşk… Gök kubbenin altındaki en gizemli kelimelerden biri… Bilinmeyen… Belki bilindikçe daha da bilinecek renkleri, desenleri ortaya çıkan… Tanımlanamayan… Belki binlerce kez tanımı yapılmış olmasına rağmen tanımlanamayan… Aşk; belki de bin bir başlı ırmak… Her birinin yolculuğu ayrı ama hepsinin ulaşmak istediği deniz bir…’’ (İ.Pala)

Aklıma düştün. Eylüldü, esintiliydi, parçalı bulutluydu, ıssızdı ruhum. Yalnızdım ama çoktum. Yüreğin hakkı ne derece verilmeliyse o derece verirdim, acımazdım. Sanmazdım üstelik; kurduğum düşlerin gerçekleşeceğine inanmazdım. İsminin hazinesine gizli üç küçük harfi aklıma kazıdım, unutmadım, unutamadım. Gecesine yattığım günün, ertesi sabahına aklımda senin adınla uyandım. Adından gayrı halinden haberimin olmadığı yar! Aklıma düştün, kalkamadım…

Kalbime düştün. Sonbahardı, telaşlıydı, yorgundu ama mutluydu içim.

Bir ada bin mana yükleyip, bilinmeyen bir adamı fikrime eş belledim. Yazdığın şiirleri okudum, bir kare fotoğrafın her zerresini ezberledim. Uzak durmak istedim; öteden seyretmek, aşkı bilmeden iz sürmekti niyetim. Yetmedin, uzağında durmaya güç yetiremedim…

‘’Sevgi hissedilen bir şeydi, bunu biliyordum ama bir heyecanında adı olabilir miydi? Bir kişinin adını duyunca hissedilen bir heyecanın adı… Hissedilebilirdi ama tanımlanabilir miydi peki? ‘’  (İ.Pala)

Dilimin ucundan uçup giden kelimeler seni anlatmaya başladı dört bir yana. Adını çıkartamadım dudaklarımın arasından, saklamak istedim kendime. Bir zaman sonra aklım yetmedi seni sahiplenmeye ve dilimin anlattıklarına yüreğim başladı yön vermeye…

Kalbime düştün. Sonbahardı, telaşlıydı, yorgundu ama mutluydu içim. Henüz sesine dahi sarılamadığım bir adamı gönlüme aşk bildim. Fikrini, yolunu, soyunu, okuduğu kitabı, su içtiği kabı, dilinden düşürmediği türküleri dahi ömrüm bildim. Suretimi seyrettiğim aynalarda yarin yüzünü görür olduğumda anladım. Kalbime düştün. Mümkünüm oldun, evvelim oldun, günüm oldun…

Çocukluğumun geçtiği odaların karanlık gece yarılarından, tavana çizilen hayallerimden, okuduğum romanların kendime ayırdığım kahramanlarından tanıdığım ama gerçek olabileceğine inanmadığım… Tanıdığım hiç kimselere benzemeyen… Rabbimin kaderimde bana ayırmış olmasını dilediğim, dualar ettiğim, hakkımda hayırlısı olması için yalvardığım… Nasibim…

‘’Hiçbir uzak; duanın erişemeyeceği kadar uzak değil.’’ (N.Bekiroğlu)

Nasibime düştün. Kuşlar gibiydim… Yüreğimin tam ortasında özgürce sevdiğim, sevdiğimi söyleyebildiğim, gözlerine uzun uzun bakabildiğim, lapa lapa karlar arasında çocuklar gibi el ele koşabildiğim… İsmimin dudaklarının arasından döküldüğü günü milat kabul ettiğim… Adımı sesinden duyduğum gün hayata döndüm. Düş dünyasının sonsuzluğunu senin bir kahkahana sığdırdım. Nereye koysam bilemediğim ellerime senin ellerini vatan belledim. Sen; suretinde ve halinde cennetin yansımasını gördüğüm yar! Seni fani dünyamın cenneti bildim…

İçtiğim suyun, ağzıma koyduğum lokmanın, yapraklarını kopartmaya kıyamadığım papatyaların, dalından koparttığım ilk zeytinin, Ege’nin bir anlamı oldu benim için… Zamanında adını ve yolunu dahi bilmediğim şehirlerin, bilinmez sokaklarının bir manası oldu… Çocukluğum, açlığım, tokluğum, varlığım ve yokluğum… Dualarımda adı her daim besmelemden hemen sonra gelen… İlkim ve sonum, Safalar getirdin ömrüme…

Evim oldun, ekmeğim oldun… Penceremin pervazında bekleyişim oldun… Umudum oldun yarınlara. Yazdığım, yaşadığım, sevdiğim en güzel şiirim oldun. Kalemime derman, avuçlarıma duam, yüreğime sevdam oldun… Sen benim yirmi yaşım, ilk aşkım, bugünüm, yarınım, eşim ve geleceği bekleyişim oldun. İstiyorum ki saçlarımın beyazlayışına beraber gülelim… İstiyorum ki yaşlanıp buruşan ellerinden öpeyim yıllar sonra bir bayram günü… Yüzümüzde lekeler belirmeye ve dizlerimiz acımaya başladığında yaren olalım birbirimize… Sen, ilk nefes alışım, yaşayışım, baharı koklayışım…  Son nefesimi verip başka bir hayatta seni sevmeye niyet ettiğimde, ilk nefesim yine sen ol istiyorum…

İyiki varsın.

Yazar Hakkında

Esra Yüksel Koşu

1992 yılının Ağustos ayında İstanbul'da dünyaya geldim. İlköğretim ve lise eğitimimi bu şehrin bulutları altında tamamladım. Bu esnada okul dergilerinde ve birkaç kurumsal dergide şiirlerim yayımlandı. Eğitime ve insan ilişkisine verdiğim önemden ötürü öğretmen olmaya karar verdim. Balıkesir Üniversitesi Necatibey Eğitim Fakültesi'nde Kimya Eğitimi Anabilim Dalı'ndan yüksek lisans derecesi ile mezun oldum. Lisans eğitimim sırasında engelli erişilebilirliği konulu çalışmalar yürüttüm ve ODTÜ tarafından gerçekleştirilen bir yarışmada projemde derece kazandım. Eğitimimi tamamladıktan sonra İstanbul'a döndüm, halen burada yaşıyorum. 2 yıldır bir devlet okulunda Kimya öğretmenliği yapıyor, aynı zamanda da yazmayı sürdürüyorum.

Yorum Yap