Bilim

Beyin Sarsıntısı Araştırmaları İçin Kadın Beyinlerine İhtiyaç Var

beyin sarsıntısı
Yazar | Editör

Kadınların belki de hormonal döngülerinden dolayı (beyin) sarsıntılarına farklı şekillerde yanıt verdiklerine dair cazip fikirler mevcut. Şimdi gerekli olan şey ise daha çok kadın beyni üzerine çalışmak.

Tekrar eden baş travmalarının tehlikelerinin incelenmesini sağlayan beyin bankaları ile ilgili ters giden bir şeyler var: Bu zamana kadarki bütün beyin bağışlarının neredeyse tamamı erkeklere aittir.

Bu, kadınlarda beyin travması üzerine yapılan çalışmaların nasıl geri kaldığına sadece bir örnek –kadınların birçok spor dalında erkeklerden daha yüksek oranlarda beyin sarsıntılarına uğramalarına ve daha ciddi yaralanmalara ve kalıcı semptomlar edinmelerine rağmen.

2013 yılında konuya dikkatleri toplamak üzere kar amacı gütmeyen PINK Concussions’ı kuran Norwalk Conn’da yetkili bir sosyal hizmetler görevlisi olan Katherine Snedaker “Beyin sarsıntısı gözle görülmeyen (gizli) bir hasar ise, o zaman kadınlar o hasar içerisindeki görülmeyen (gizli) kitleyi oluşturur” demiştir.

Kanıtlar travmatik hasara verilen yanıtın kadınlar arasında oldukça farklılık gösterdiğini destekliyor, öyle ki kalp hastalığında olduğu gibi cinsiyete özgü tedaviden de yararlanabilirler. Fakat bu türden talimatları meydana getiren verilerin tamamı burada mevcut değil.

Toronto Üniversitesi Rehabilitasyon Bilim (i) Enstitüsünde(National Institutes for Health) yönetici olan Angela Colantonio, “Bu bizim bilgimiz dahilindeki inanılmaz bir boşluk, bu hiçbir şekilde kabul edilemez” dedi.

Colantonio hafif atlatılmış beyin travmalarından sonraki teşhisler üzerine yapılmış 200 tane çalışmayı incelerken yüzde 7 oranında seçilmiş kadın buldu. Ve sporcu olan kadınlar dikkate alınmazsa, diğer gruplar beyin sarsıntısı yaşamaya yatkındır – yaşlanan kadınlar, hapishanedeki kadınlar ve aile içi şiddete direnenler –neredeyse bütünüyle göz ardı edilmiştir.

Fakat giderek artan sayıda araştırmacı ihtiyaç duydukları verileri elde etmek için mücadele etmekteler. Yeni koşullar yoluyla desteklenen araştırmacılar, sağlık İçin Ulusal Enstitü tarafından finanse edilen tüm araştırmaları özellikle cinsellik ve cinsiyet konuları üzerine yoğunlaştırıyorlar. Araştırmaların aynı zamanda kadın beyin sarsıntısı üzerine yapılan kısa kongreler de dahil (bu) konu üzerine artan halk ilgisi tarafından desteklenmeleri geçen Haziran ayında ele alındı.

Bunun yanı sıra, kadınları kapsayan pek çok çalışmanın başlatılması düşünülüyor. Pentagon ve Ulusal Kolej Spor Birliği (NCAA) tarafından yürütülen 30 milyon dolarlık bir çalışma hala üçte biri kadın olan 1,288 tane beyin sarsıntısı geçirmiş sporcuyu takip ediyor. 

“HUYSUZ KIZLAR OLGUSU”

Pek çok çalışma kadın beyninin sarsıntıya uğradığında birbirlerinden farklı bir şekilde tepki verdiğinin ortaya çıktığını gösteriyor. Dişi fareler erkek farelerden farklı davranıyor, aynı zamanda biyolojik farklılıklar da var –dişiler döngüsel hormonlara, beyinlerine doğru daha yüksek oranlarda kan akışına, sinir lifini çevreleyen daha az meyilin kılıfına ve daha fazla migren ağrısına sahiptir. Tüm bu etkenler beyin sarsıntısına yanıt vermede etkili olabilir.

Yürüttüğü işlerin birçoğu Ulusal Sağlık Enstitüsü (NIH) tarafından finanse edilen nörolog ve UCLA Steve Tisch Brain Sport Programının müdür muavini olan Mayumi Prins, “Erkekler ve kızlar –fare ya da insan olsun fark etmez –farklıdır”. “Bu (durum) hastalığa ya da hasara cevap verme açısından farklılık oluşturabileceğini düşünmeye iten bir takım hayallerin esnekliği değildir” dedi.

Programın yöneticisi Dr. Christopher Giza, buna katılıyor, fakat aynı zamanda uyarı niteliğinde bir öneride bulunuyor: Giza, kadınlar arasındaki farklılıkları gösteren çoğu çalışmanın küçük çapta, yetersiz kontrole sahip ve cinsiyet farklılıklarını gösteren bulgulara karşı önyargılı olabilecek araştırmacılar (kendi gibi kabul ettiği) tarafından yürütüldüğünü söylemiştir. Giza, Ulusal Futbol Ligi (NFL) ‘nden araştırma fonu alan biridir ve Ulusal Kolej Spor Birliği (NCAA) / Savunma Departmanı çalışmalarına rehberlik etmeye yardımcı olmaktadır. Giza aynı zamanda medyanın nadiren dikkatini çekiyor olmasına rağmen, cinsiyet farkının olmadığını gösteren pek çok çalışmanın bulunduğuna işaret etti.

Giza, “Kendi fikrine körü körüne inanmak kolaydır” dedi.

Peki, cinsiyet farklılığının göstergesi nedir?

2013 yılında yapılan çalışma 144 tane kadının beyin sarsıntısı dolayısıyla acil servis bölümüne gelmesi cazip fikirler sundu.

Adet dönemlerinden önceki iki haftalık süreçte beyin sarsıntısı yaşayan kadınların adet döneminden sonraki iki haftalık süreçte sarsıntıya uğrayan-veya doğum kontrol hapı kullanan- kadınlardan daha yavaş iyileşme gösterdiklerini ve daha kötü sonuç elde ettiklerini gösterdi.

Daha pek çok kanıt hormonal döngünün temel bir rolü olacağı üzerine yoğunlaşmakta: Rochester Üniversitesi’nde beyin sarsıntısı uzmanı olan ve aynı zamanda Ulusal Kolej Spor Birliği (NCAA)/Savunma Departmanı çalışmalarına katılan Dr. Jeffrey Bazarian, “Adet öncesi kızların ve menapoz sonrası kadınların beyin sarsıntısı neticesinin erkeklerinki ile aynı olduğunu söyledi.

Bazarian başa aniden giren şeylerin beyin kökündeki hipofiz bezini zayıflattığından şüpheleniyor. Beyin sağlığı yerinde olduğu zaman hipofez bezi ovarileri rahatlatma ve beyin hücresi gelişimini destekleyen progesteron salınımına karşı tetikliyor. Bu neticenin kadınların hormonal döngülerinin belirli bir zaman zarfı içerisinde zarar görmesi nöronlara kısmen daha hızlı çarpmasına, semptomların ağırlaşmasına ve beyin sarsıntısı geçirmiş sporcuların raporlarına göre sosyal geri çekilmeye neden olmuştur.

Hastane yöneticileri bu türden geri çekilmeleri beyin sarsıntısı geçirmiş dişi farelerde gözlemiştir. “Huysuz Kızlar” diye adlandırılan bir çalışma, beyin sarsıntısı geçirmiş farelerin erkeklere göre daha fazla oranda oyun dışı edildiklerini keşfetmiştir.

Bir başka mesele ise boyun gücü. Kadınların geneli erkeklerden daha dayanıksız, zayıf ve daha narin boyun yapısına sahiptir ve bu yüzden beklenen darbelere karşı daha az dayanıklıdır. Kadınlar aynı zamanda beyindeki elektrik noktalarını etkileyebilen beyin sarsıntısına oldukça benzeyen migren rahatsızlığına daha yatkındır.

 SEMPTOMLARI ÖNEMSİZ GÖSTEREN SOSYAL BASKI

Yine de beyin sarsıntılarının biyolojik nedenlerden dolayı kadınlarda daha kötü durumda –ya da semptomları açığa vurmada daha istekli olduklarından, durumu olduğundan daha kötü gösterip göstermediği konuları ile ilgili araştırma alanında hala büyük çapta tartışmalar yapılmaktadır.

Çalışmalar erkek ve kadın sporcuların oyun dışında kalmamak için beyin sarsıntısı hakkında yalan söylemeye daha yatkın olduğunu fakat erkeklerin bunu biraz daha fazla oranda yaptığını (Bu yılın başında yapılan bir çalışma kadınların yüzde 70’inin beyin sarsıntısı hakkında yalan söylerken erkeklerin yüzde 79’unun bu konuda yalan söylediğini ortaya koydu) ortaya koydu.

Snedaker kadınların daha yavaş iyileşip iyileşmediklerini –ve haftalarca ve aylarca süren semptomlara yanıt vermede sessiz kalma konusunda baskı altında hissedip hissetmedikleri hakkında daha fazla çalışma görmek istiyor.  Snedaker, “Bir kız beyin sarsıntısı sonrası dört hafta daha bakıma ihtiyacı olduğunu söylediğinde, hasta taklidi yapan ya da akıl sağlığında sorunu olan biri olarak yargılanır” dedi. Michigan Devlet Üniversitesi’nde doçent ve spor eğitmeni olan Tracey Covassin, yeni araştırmaların ürkütücü bir şekilde panik yaratan beyin sarsıntısına artan farkındalığın her iki cinsiyet grubundaki sporculardan onların geçirdikleri hasarları konu alan raporlara varıncaya kadar daha fazla teşvik edici olmadığını gösterdiğini söyledi. Covassin 2013’te (bu) kadınların benzer sporları yapan erkeklerin oranının neredeyse iki katı beyin zedelemesinden zarar gördüklerini ilk defa söyleyenlerden biriydi.

28 yaşındaki Brittni Souder–birçoğu hala Hood  Frederick Kolejinde futbol oynarken -10 defa beyin sarsıntısı geçirdiğini tahmin ediyor. Semptomlar kötüye gidiyordu, beynindeki basıncı kaldırmak için ameliyat oldu.

Souder, “Burada sahadaki fotoğraflarım var –orada nasıl ben olmadığımı görebiliyorsunuz. Gözlerim tıpkı zombi gibi” dedi.

Souder beyin sarsıntısı semptomlarından dolayı kampüsten ayrılmak ve okulu dışarıdan bitirmek zorundaydı. Souder hala baş ağrısı, ışığa karşı duyarlı olma ve yüksek lisans eğitimini devam ettirme gibi hedeflerine konsantre olmada geri kalma gibi şeylerle mücadele ediyor.

Şu anda Frederick Mahalle Koleji’nde yardımcı futbol antrenörü ve PINK Concussions –Ulusal Kolej Spor Birliği’nin de içinde bulunduğu özel bağışçılar tarafından finanse edilen –da yönetim kurulu üyesi olan Souder yaralanan oyuncularını onların tüm itirazlarına rağmen oyundan çıkarma konusunda son derece kararlı. Souder tekrar eden sarsıntının hala iyileşme yolunda olan zaten tahrip olmuş beyne zarar verdiğini düşünüyor.

Oyuncularının kendisi ile aynı kaderi paylaşmalarını istemiyor.

KADINLARA BEYİNLERİNİ BAĞIŞLAMALARI İÇİN BİR ÇAĞRI

Tekrar eden beyin travması yaşayan kadınların ilerleyen kronik travmatik ensefalopatiye ya da pugilistik demansa (CTE) yatkın olup olmadıkları bir sorun olarak belirmektedir. 1990 yılına ait tıbbi araştırma literatüründe kadınların beyninde pugilistik demans benzeri hasarın iki adet raporu bulunmaktadır. Bir tanesi tekrar eden aralıklarla başını bir yerlere çarpan ağır otistik hastası bir kız, diğeri şiddete maruz kaldığından dolayı boksörlerden görülen kulak deformasyonu gelişen bir eş.

Boston Üniversitesi’nde tanınmış beyin bankası, araştırma laboratuarına bağışlanmış 377 tane beyinden 236’sı pugilistik demans olarak saptandı.

Fakat bu beyinlerin sadece dördü kadınlara aitti. Hiçbirinde pugilistik demans.

Kadın beyninin temini (bağış) bankaların şu anda başlıca hedeflerinden biri. Brandi Chastain, Abby Wambach, Megan Rapinoe beyinlerini incelenmek üzere bağışlayacaklarına dair söz veren bir avuç kadın sporcu arasındadır.

Snedaker da beynini bağışlamayı düşünüyor.

STAT’ın onayı ile yeniden yayınlanmıştır. Bu makale ilk olarak 21 Kasım’da STAT’ta çıkmıştır.

 

Çeviri: Cansın TOPRAK

Kaynak: Scientific American

 

Yazar Hakkında

Editör

Yorum Yap