Bilim Felsefe

Bilim Bütün Cevapları Veriyor mu?

Yazar | Editör

Susan Haack’e göre, hayır, ama bilim adamları genelde filozaflardan daha çok cevap üretirler.

Bireysel beyne bakarak zihni kolayca anlayamazsınız. Bu noktada özlediğiniz kültürün oynadığı bir rol var.

Filozoflar ve bilim adamları arasında her zaman yaratıcı bir gerilim olmuştur ve son 30 yıldır Susan Haack bu tartışmaların seyrini izlemekte, kendi deyimiyle “misyonerler arasındaki yamyam” rolünü oynamaktadır.

Miami Üniversitesinde çalışan İngiltere doğumlu filozof Haack, STEM konularının (bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik) yükselişini bir tehdit olarak gören beşeri bilimdekilere az sabır göstermekte iken aynı zamanda bilimselliğe yönelik modern eğilim hakkında  “bilimsel her şeye aşırı saygı duyulması” konusunda uyarıda bulunuyor.

Akıl araştırmalarında gerginlik ciddi bir şekilde ortaya çıkar. Zihin tamamen sinir bilimi yoluyla anlaşılabilir mi yoksa başka disiplinlerin oynayacak bir rolü var mıdır?

Haack ikincisini savunuyor ve cevapları bulmak için beyin ötesine bakılmasının, “ruh” gibi fiziksel ya da yarı dini konularda kaçakçılık anlamına gelmediğini ısrarla söylüyor.

Söylediği gibi “ orda var olan her şey fiziksel “ fakat zihinlerimiz ve çevremizdeki dünya arasında olanlar “tamamen fiziksel değil”

The Irish Times, University College Dublin üniversitesinin en büyük şeref ödülü olan Ulysses madalyasına layık görüldüğü Dublin’i ziyareti sırasında Haack’i yakaladı.

Bilim adamları, bilimcilik sözünden rahatsız olabilirler. Bu Gerçekten yaygın mı?

“Ben bu konu hakkında bilim adamlarının başlıca bir pozisyon aldıklarını söylemiyorum. Hayır, bu çoğunlukla felsefede dahil olmak üzere bilim dışından gelen insanların tutumu.

Defending Science-Within Reason(2003) yazılarını yazdığım zamanlar, düşündüğüm en büyük tehlike, bilime kapalı olan ve onların başarılarını küçümsemeye çalışan insanlardı. Şimdi eğilim değişti ve bilim alanları dışındaki her hangi bir alanda bulunabilecek bir realite olmadığını düşünen insanlar var. Bence bilimciliğin büyük bir kısmında bilimin nasıl çalıştığına dair yanlış anlama var.

Bireysel beyne bakarak zihni kolayca anlayamazsınız. Öyle bir noktadan bakarsanız özlediğiniz kültürün oynadığı bir rol olduğunu görürsünüz.

 Örneğin kültür ve ahlak açısından bakmaya başlarsak, kaçınılmaz olarak alt düzey doğrulardan bilimsel doğrulara mı ilerliyoruz?

 Gerçekten daha yüksek ve daha düşük doğrulukları sıralamıyorum. Ben sadece gerçekler olduğunu düşünüyorum. Bazıları belirli amaçlar için önemlidir. Bazıları da diğer amaçlar için önemlidir.

 İnsanların inançlarına nasıl sahip oldukları konusunda ilgisiz değilim fakat çok vakit ayırdığım bir sorunum var: Birileri bir şeye inandığında gerçekten neler oluyor?

Düşünce şudur: inancımızla ilgili tek boyutlu bir düşünceye sahibiz, ama öyle değildir, o üç boyutlu bir şeydir. Birinci unsur: birinin bir şeylere inanıp inanmadığını nasıl anlarsın? Onun ne yaptıklarını izler ve ne söylediklerini dinlersin. Dolayısıyla bu bir davranışsal unsurdur. Ve ben bunu alıyorum, çünkü orada bulunan tüm şeyler fiziksel olarak bu davranışın beyinde nasıl gerçekleştiğini beynindeki bazı karmaşık bağlantılarla anlaşılıyor.

Sonra üçüncü seviyede bir şey bu inançların içeriğini verir. Kültürün geldiği yer budur çünkü diller içinde insan kültürünün olmadığı bir ortamda herhangi bir anlam ifade etmiyor.

 [Bu teori] fiziksel olan her şeyle mükemmel bir uyum içindedir; ancak fizik dünyanın gizemini açıklayamazsa (gerçekleşeceğini sanmıyorum), neler olup bittiği fiziksel olarak açıklanamaz.

Felsefede ilerlemeyi nasıl ölçüyorsunuz?

Bunu ölçtüğünüzden hiç emin değilim ve bilimde de ölçüldüğünden de emin değilim. Bilim dalları düzgün veya istikrarlı bir şekilde ilerlemez. Bazen alanlar durgunlaşır; ve sonrasında geriye doğru gitmeye başlar. Fakat tarih boyunca bir bütün olarak fen bilimlerine bakarsanız ilerleme kaydettiklerini söyleyebiliriz, buna karşın felsefe için aynı şeyleri söyleyemezsiniz.

 Sürekli geri dönüşümlü sorunlarla ilgili gerçekten berbat bir his ediniyorsunuz. Bunu çok sinir bozucu buluyorum çünkü gerçekten böyle olması gerekmiyor.

 İlerleme olabilir ve gelişme kaydedilebilir ancak bilim dallarının ve bilim adamlarının genellikle bizlerin sahip olmadığı önemli bir alışkanlığı vardır; onlar tüm çalışmalarını hem başarı hem de başarısızlık üzerine inşa ederler. Felsefenin kültürü böyle değildir. Bir isim olmayı istemek çok önemlidir ve gösterişli bir şey yaparak itibar kazanmak çok kolaydır, ancak birinin 100 yıl önce yaptığı bir şey üzerine kurulu bir itibar kazanmak o kadar kolay değildir.

Ben Peirce bilginlerinin bir parçasıyım. Bence Charles Sanders Peirce hala Birleşik Devletler’in yetiştirdiği en iyi felsefecilerden biridir ve bizim üzerine bir şeyler inşa edemediğimiz bazı sorunlarda büyük ilerlemeler kaydettiğine inanıyorum.

Buna karşılık biz geriye gidiyoruz çünkü herkes her defasında yeniden başka bir yerden başlıyor. Onları omuzlardan alıp sallayıp onları sökmek ve “Geri dönün ve yaptığı işe bakın; oradan başlarsak bir yere gidebiliriz” demek istiyorum.  Ancak bunu yapmak için uygulanan mevcut teşvikler tamamen yanlış.

Çeviri: Hasan DONDURMACI

Kaynak: The Irish Times

Yazar Hakkında

Editör

Yorum Yap