Düşünce

Bilmiyorum Diyebilmek

Yazar | Murat CANVER

İnsanımızın en az kullandığı ancak en çok ihtiyaç duyduğu şeydir belki de bilmiyorum diyebilmek. Bir adres aradığınızı hayal edin. Yolda rastladığınız rastgele birine sorduğunuzda, kişinin adresi bilmese dahi yanlış yönlendirme pahasına bir şeyler söylemeye çalıştığına şahitlik edersiniz. Kesinlikle kötü niyetli olmasa da kesin ve net olarak ‘bilmiyorum’ diyen pek az kişiye rastlarsınız.

Ya da bir konuda emin değilsiniz. Ne yapacağınızı tam olarak kestiremiyorsunuz. Emin olmadığınız etraftakiler tarafından sezildiği anda birçok kesin ve net tavsiyeler dizisiyle yüzleşirsiniz. Toplumun idari hiyerarşi anlamında en alt kesiminin en üst seviyedeki ülke yönetimi olan siyasetle ilgili ‘öyle olmaz’ tarzındaki kesin yargılarının da kaynağı bilmiyorum diyememek olsa gerektir.

Bilmiyorum diyememenin bilgi seviyesi anlamında toplumun en alt kesiminden en üst kesimine kadar yayılmış bir hastalık olduğu vakıadır. Profesör kelimesi normalde bir konuda uzmanlaşmış ve derinleşmiş kişilerin kullanması gereken bir sıfat olması gerekirken, toplumumuzda profesör kelimesinin algısı ve yansımaları tam tersi bir hüviyettedir. Profesör olanların bazıları kendilerini her konuda konuşmaya ve yargıda bulunmaya yeterli görmekte iken, toplumumuzun bazı kesimlerinde de profesör sıfatını almış kişilerin her şeyi bildiği zannedilmektedir. Yani profesör bir konuda her şeyi bilen kişi değil de, her konuda bir şey bilen kişi olarak algılanmaktadır.

Hâlbuki bilmiyorum diyebilmek kişiye oldukça zengin bir insani miras bırakır. Şöyle ki;

Efendimiz’e (s.a.v.) isnat edilen bir hadiste şöyle denilmektedir: “Bilmiyorum demek ilmin yarısıdır.” Bu hadiste bilmiyorum diyebilmenin öğrenmenin yarısı olduğuna işaret edilmektedir. Bir şeyi bilmediğinin bilincinde olmak, o şeyle ilgili eksikliğine de aşina olmaktır. Eksiklik insan için istenmeyen olumsuz bir niteliktir ve giderilmesi gerekir. Bu eksikliğin giderilmesinin yolu da okumak, ilim tahsil etmek yani kısaca öğrenmektir. İnsan öğrendikçe, yeni bilgilere sahip oldukça ancak neyi bilmediğine dair farkındalığı artabilir. İmam-ı Azam Ebu Hanife şöyle der: “Bilmediklerimi ayağımın altına alsaydım başım göğe ererdi.” Bir şeyi bildiğini düşünmek, o şeyi zihinde tamamen aydınlık olarak tasavvur etmektir. O şeyin hiçbir karanlık yani merak edilecek yanı olmadığından o şeyle ilgili bilme isteği de meydana gelmez. Dolayısıyla aydınlanmaya ve aydınlatmaya yönelik bir temayül gerçekleşmez. Bilmediğinin farkına varmak şaşkınlıkla, bir şey karşısında hayrete düşmekle mümkün olur. Bu nedenle Aristoteles’in de dediği gibi “İlim hayretle başlar.”

Farkındalığın dışında bilmemekle ilgili dikkati çeken bir diğer haslet de bilmediğini itiraf edebilmektir.  Bazı insanlar bilmediğinin farkında olmaz (cehl-i mürekkeb), bazısı da bilmediğinin farkında olur (cehl-i basit) ancak bunu itiraf edemez. Bu nokta ahlaki bir mücadele içermektedir. Bilmediğinin farkında olmak kişiyi bilmeye ve dış dünyaya yönlendirirken, bilmediğini itiraf etmek kişiyi kendi iç dünyasında bir yolculuğa çıkarır. İnsan böylelikle kendi kibir ağacının köküne taarruzda bulunmuş olur. Dolayısıyla bilmediğini itiraf etmenin sağladığı en temel şey haddini bilmektir. Haddini bilmek insanın kendi sınırını bilmesi demektir. Neyi bilip bilmediğini, neyi yapıp yapamayacağını insan haddini bilerek anlayabilir. Kendini tanıma sürecinin başlangıcıdır.

Yunus Emre ne güzel söylemiş:

 

Girdim ilim meclisine, eyledim kıldım talep

Dediler ilim geride illa edep illa edep

 

 

 

 

 

Yazar Hakkında

Murat CANVER

Gaziantep Üniversitesi Endüstri Mühendisliğini bitirdi. Üniversite yıllarından beri pek çok farklı disipline ilgi duydu. Mühendislik üzerine yüksek lisansında Meta-sezgiseller üzerine çalışan Canver’in felsefi merakı ağır basınca yüksek lisansını yarıda bıraktı. Din, Felsefe, Psikoloji, Tarih, Siyaset ve Sinema Sanatı üzerine merakı olan yazar, Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Felsefe ve Din Bilimleri’nde yüksek lisans yapmaktadır. Genç Kültür, İndigo gibi internet dergilerinde çeşitli alanlarda yazılar yayınlamış, Cinerium adlı sinema sitesinde film eleştirileri yazmıştır. Godfather Sinema Dergisinde halen yazıları yayınlanmaktadır. İyi derecede İngilizce bilen Canver, 2009’dan bu yana yazdığı yazıları derleyeceği bir kitap ve felsefi bir roman üzerinde çalışmaktadır. Evli olan yazar, Ankara’da yaşamaktadır.

Yorum Yap