Kültür-Sanat

Bir Kare Hayat: Fotoğraf

İnsan bazen yazar, yazamadığı zaman çizer, çizemediği zaman fotoğrafını çeker.

Peki, fotoğraf ne anlatmalı?

Sen ne anlatmak istiyorsun?

Ne söylüyorsun?

Bir zamanlar içimde, hayatımda tamamlayamadığım eksik bir şeyler vardı, her insan gibi… Bir şeyler yapmalıydım, sevdiğim ama benden bir şeyler… Mutlu edecek, şöyle bir bakınca uğraştığıma değecek, eksiklerimi, beni tamamlayacak bir şeyler. Fotoğrafın büyüsüne tam da bu çizgide kapıldım. Bitmeyen bir tutkuyu, güzeli arayışı günden güne artan bir merakın verdiği rahatsızlıkla beraber, yaşama dair o kareyi gördüğümdeki mutluğu ve daha nice duyguları kazandırdı bana.

Hayata bir fotoğraf karesinden bakmaya başladığım yıllar başlamıştı artık. Yenilendiğim o günden beri, her fotoğraf kendini başka bir hikâyeye yeni bir tecrübeye bıraktı. Hislerim ve gördüklerim içimde tıklım tıklımdı. Tüm duygularımla çekip çekip karelerde anlatmalıydım her şeyi. Bir zaman sonra susmaya başladım. Hani derler ya: “Ressamlar söyleyemediklerini resmederler” diye, o misal… Hüzünlerimi gün batımına gizledim, sevinçlerimi çocukların gülüşlerine, umutlarımı denizin mavisine, hayallerimi kuşların kanatlarına, özlemlerimi güne karşı içilen kahveye ve aşkı da iki sevgilinin sevda dolu fotoğrafına yükledim, çektim. Anlattım her şeyi… Mükemmel bir fotoğrafçı değilim ama kendimceyim işte!

Bugün sosyal medyanın, dijital dünyanın ve teknolojinin gelişmesiyle daha çok merak sardık sanki fotoğrafa, paylaşma anlatma sergileme isteğimiz daha bir heveslendirdi bizi. Birçok uygulamalar programlar akıllı telefonlar derken wi-fi bağlantısı olan kameralarda eklenince birbirinden güzel fotoğraflara her an her yerde rastlıyoruz, ne güzel! Ve bugün fotoğraf daha çok renklerle, çeşitli bakışlarla farklı temalarla yeniliklerle karşımıza çıkmaya devam ediyor. İnsanlar artık kendini ve anlık hissettiği duygularını yaşamını fotoğraflar ile daha iyi ifade ediyor. Son zamanlarda benimde çok ilgimi çeken “still life” tarzını andıran fotoğraflar var ki fotoğrafı çekmekten ziyade fotoğrafı yapmak oluyor, bir ressam gibi… Özünde ‘still life’ fotoğraflar,  objelerle, eşyalarla kurgulanarak estetik bir biçimde hazırlanıp çekiliyor. Aslında zor, detaylar önemli, doğru ışık ve birbiriyle uyumlu parçalardan oluşan bir kompozisyon gerektiriyor… Çok basit ve günlük yaşamdan örnekle şöyle yapılabilir:

kitap - kahveMasanızda bir kahveyle birlikte okuduğunuz bir dergi ya da kitap size ait bir şapka ya da gözlük… Bazen de boş bir bankta küçük bir kâğıda yazılmış şiir ve yanında bir demet çiçek sizden ve o andan, yaşamdan, hayatınızdan aktarmak istediğiniz duyguları tek karede anlatıyor. Yaşamımızda fotoğrafa her zaman bir bahane vardır. Ertelenmeye gerek yoktur çünkü yağmurlar, sonbaharda yapraklar, kar, rüzgâr… Denizdeki dalgalar, insanlar, bakışlar, duygular yani yaşanılan her şey hayatın her anı fotoğrafın sebepleridir, çağırır!

Marc Riboud ne güzel demiş: “Fotoğraf çekmek, hayatın saniyenin 125’te 1’indeki tadına bakmak gibi bir şey.”

Bence, kameranın vizöründen baktığınızda sizin için artık dünya saniyelere teslim ediyor kendini… Fotoğrafı gördüğünüz ve çektiğiniz o ana dek geçen zaman bir kalp atışı, bir kuşun kanat çırpışı, göz açıp kapayıncaya kadar geçen zamandan bile daha hızlı… Fotoğrafı çeken zamandan o anı yakalar ve bir anıya çevirir. Bence fotoğrafçılar gerçekten ama gerçekten tüm duygularıyla hayatı yaşamayı bilen, gördükleri sihirli kareyi saniyeleri parçalayaraktan zamandan çekip çıkartan ve adeta bir şefin günün spesiyalini sunması gibi gözlere ve ruhların damak tatlarına hitap eden, naif bir o kadar da zarif insanlardır. Kendimi bulduğum ve orada durduğum güzel bir dünya fotoğraf. Ne mutlu bana ve fotoğrafla tanışan herkese, içimdeki eksik yerleri hayattan karelerle doldurduğuma ne mutlu!

 

Not: Yazıda yer alan fotoğraflar yazar tarafından çekilmiştir.

Yazar Hakkında

Gülcen Durak

1984 yılında Edremit’te dünyaya geldi.İlköğretim-Lise dönemini memleketinde,Üniversite eğitimini Balıkesir’de tamamladı.Yirmili yaşlarında Edebiyat’a daha çok vakit ayırmaya ve yazmaya başladı. Çeşitli Edebiyat-Sanat dergileriyle yazılarını paylaşan ve bir süredir ilgilendiği Fotoğraf Sanatıyla; dernek bazında ki faaliyetlerinin beraberinde,yazılı ve sosyal çalışmalarına da halen devam etmektedir.Edebiyat’ın;ruhun sığınacağı en güzel liman,öğrenmenin ve yenilenmenin ise yaşam boyu gerekli olduğu düşüncesindedir.Çeşitli sanat dallarında ki gelişmeleri,dünya mutfaklarını,tasarım ve dekor alanında ki araştırmaları da yakından takip etmektedir.Kuzey Ege’de yaşamını sürdüren,küçük şeylerle mutlu olabilen,boş vakti olmayan,sürekli meşgul,ailesiyle birlikte gülebilen,çoğunlukla huzurlu,arada bir hüzünlü,çayı aramayan kahve seven,evli ve iki çocuk annesi tipik bir yengeç kadını…

Yorum Yap