Edebiyat

Bir Kitap İncelemesi: Kardeşimin Hikayesi

Yazar | Seda Çiçek

“Aşk bir uçurumun kıyısında gözü bağlı yürümektir.” Bu cümle Kardeşimin Hikayesi‘nden alınma klasik bir cümle gibi durup okuduğunuz kitabı basitleştirmede ama inanın kitap hiçte basit bir aşk hikayesi değil. Açıkçası müzisyen olarak tanıdığımız Zülfü Livaneli’nin romancı yanın bu kadar güçlü olacağını düşünmemiştim. Roman gerçekte kara sevdaya düşen talihsiz bir insanın yaşadıklarını anlatıyor ama romanın satır aralarında yazarın insan tahlili felsefe ve psikolojiyi işlemesi romanın biraz daha keyifli yapıyor.

Duygularınız olmadan yaşamak. Herhalde dünyanın en korkunç şeyi duygusuz olmak. Sevememek, üzülememek sevinememek, kızamamak hayatımızın rütini olan pek çok duyguyu yaşayamamak. İşte romanda geçen kahramanımızın yaşadığı trajedilerin sonunda Blunted Affedt diye tarif edilen beyin hastalığına yakalanır. Bu hastalık beş duyusunda,günlük yaşamında ve zekasında değişiklik yapmamakta ancak duygular eksik kalmaktadır. Bu da onu felsefeye yakınlaştırır ve pek çok olayın felsefi yanını bulup çıkarır.

Zenginlik insana ait bir özellik diyorum . Para insanın doğal bir parçası değil; kaybolabilir,çalınabilir, soyut bir kavram,bir takım sıfırlar… Zaten hayatta anlamlı olan değerler parayla sahip olunamayanlar. Kitap,çalışacak insan,eşya bulabilirsin;ama bunlar bilginin dostluğun,paylaşmanın duygusunun yerini tutamaz.Oysa zengin aptallar paranın çok önemli olduğunu sanıyorlar,bu yüzden de servetlerinin kendilerine ruhsal bir ayrıcalık,özel bir mutluluk getirmesini bekliyorlar. Bu mümkün olamayınca,içleri de boş olduğu için can sıkıntısı başlıyor. Konuşacak bir şeyleri olmadığı için tavla kağıt oyun falan oynayarak tahammül ediyorlar bu hayata ve de birbirlerine. Veya işkolik oluyorlar,sanki kıtlık koşullarından kurtulmaları gerekliymiş gibi işlere dalıyorlar. Onların yerinde olsam intihar ederdim.

Yukarıdaki metin kitaptan en çok hoşuma giden yeri. Aile ilişkilerimizin bile maddiyata dayandığı günümüzde zenginlik ve insanın içine düştüğü boşluğu çok güzel anlatıyor. Hani her şeyi alınca mutlu olacağımızı zannettiğimiz ama anlık yaşanan mutluluklar var ya yazar bunu çok güzel açıklamış. Hele ki bir kaç arkadaşın bir araya gelince konuşacak bir şey bulamayıp telefona bakan bir topluluk ki yazar tavla oynamayı söylemiş ;bence oyun oynamak bile bir paylaşmadır… Birde yazarın hayata ve dine bakışını bilemiyorum ama insanların içindeki boşluğu ne gittikleri yerler ne aldıkları şeyler hiç bir şey doldurmaz. İçimizdeki boşluğu sadece ve sadece inanç doldurur. Günümüzde oradan oraya deli gibi gezmek dolaşmak lüks içerisinde zenginlikle yaşamanın hayatın gayesi olduğu kanısındayız. Halbuki hiç bir şey içinizdeki boşluğu inanç olmayınca dolduramaz. Ancak içinizdeki Allah sevgisi, inanç yaşamanın amacını tanımlar. İçimizde doldurmadığımız boşluğu doldurur.

Birde bu kitapta geçen romana yaklaşım da beni bir nebze romana olan ilgimi artırdı. Çünkü sanki entellektüel çevrede roman okumak küçümsenir ama bence roman okumak hayatın farklı yönünü hissedip bir süre o dünyada yaşamak ve daha sonra kendi dünyana dönmek gibi yaşama kısa bir ara vermek. Aşağıda da bir konu ile ilgili çok güzel bir açıklama yapmış. Bu da bu kitabı özellikle farklı yapıyor. Ve okunması gereken kitaplardan biri yapıyor.

Yunan trajedilerini biliyorsunuz değil mi?Milattan önce yazılmış oyunlar ama hala geçerli. Bugün bile Oedipus kompleksi falan diyoruz.Peki onlar yazıldığı zaman bilim neredeydi?Dünyanın düz olduğuna inanılan,mikropların bilinmediği,ilkel bir emekleme çağında değil miydi? O zaman hangisi gerçek?Bugüne ışık tutan,ölmeyen ve hiç ölmeyecek olan hikayeler mi,yoksa ilkel bilim mi?

Yazar Hakkında

Seda Çiçek

1981 Nisan ayı doğumlu olan yazarımız. İlk ve orta öğrenimini İstanbul’da tamamladı. Yüksek öğrenimini Konya Selçuk Üniversitesi Çevre Mühendisliğinde tamamladı. 2004 yılından beri çeşitli sektörlerde çalışmaktadır. Tarih ve edebiyata çok meraklı olan yazarımız evlidir ve bir çocuğu vardır. En büyük hayali kendi bahçesinde yetiştirdiği ürünlerden sağlıklı yemekler yapıp kendi kitabını yazmak olan yazarımız edebiyat ve tarih dolu bir hayat yaşamak istemektedir.

Yorum Yap