Düşünce Felsefe

Cehennemde Ateş Yoktur!

Yazar | Fikri AKSU

Acaba idealar dünyasında dinsel, ırksal, kültürel, ekonomik, zihinsel sömürünün asılları da var mıydı? Ya da hiç doymamacasına adam öldürmenin, çalmanın, zayıfı evrim teorisini kanıtlamaya çalışırcasına zayıflığından dolayı daha da ezmenin, güçlünün gücünün perçinlenmesinin, hem de hiçbir engele takılmadan. Yemenin yeri var mıydı orada? Amaçsızca salt yemenin… Tıka basa patlarcasına yemek yemenin, değerleri tüketip yemenin ve birbirini yemenin!

 

Platon bu dünyadaki her şeyin gerçeğin kendisi değil kopyası olduğunu söylüyordu. Gölgesi, sureti, temsili yani kendisi değil. Her şeyin hakikatinin olduğu dünya ise ‘idealar dünyası’ diye adlandırdığı bir dünyaydı ona göre. Bu dünyada olan her şeyin aslının olduğu bir dünya… Dünyamızdaki her şeyin aslı idealar dünyasında da varsa, sormaya başlayalım öyleyse…

Acaba idealar dünyasında dinsel, ırksal, kültürel, ekonomik, zihinsel sömürünün asılları da var mıydı? Ya da hiç doymamacasına adam öldürmenin, çalmanın, zayıfı evrim teorisini kanıtlamaya çalışırcasına zayıflığından dolayı daha da ezmenin, güçlünün gücünün perçinlenmesinin, hem de hiçbir engele takılmadan. Yemenin yeri var mıydı orada? Amaçsızca salt yemenin… Tıka basa patlarcasına yemek yemenin, değerleri tüketip yemenin ve birbirini yemenin!

Ya alışveriş? İdealar dünyasında satış ve satın alma var mı acaba? Kopyası buradaki gibiyse aslı ne yamandır acep? Bugünlerde ve burada her şey satılıp, alınabiliyor. Hem de değersizce! Peki Platon’un idealar dünyasında satışın bir sınırı ve engeli var mıydı?

Ya gaflet? Orada da bilmenin ağırlığında ezilip, bilmemenin gücüyle hükmedenler, ideolojilerini tanrı edinenler, insana, doğaya hürmetsizlik edenler, mal yığıp biriktirenler ve yığdıkça yığanlar var mıydı? Bunlar hakikatlerinin temsili ise, hakikatleri nasıldı acep?

Platon’un bunu Felsefe(Philo-sophos)’nin bir mevzuu olarak tartıştığının ve benim anladığımın çok ötesinde hakiki bilgiden bahsettiğinin, kavrayamasam da elbette farkındayım. Benim meselem başka bir düzlemde. Kavramsal olarak bir çıkış noktasıdır idealar dünyası bizim için. Gerek toplumsal, gerekse bireysel olarak bir dünya hayal edip onu idealize ederiz. Zihnimizdeki idealize edilmiş dünya ile gerçeklerse bir türlü uyuşmaz ve bu uyumsuzluk bize büyük bir acı verir. Gerçek zaten tahayyüle ulaşamaz elbet, ancak yaklaşabilir. Dolayısıyla gerçek tahayyüle yani yaşadığımız dünya, zihinlerimizde idealize ettiğimiz dünyaya yaklaşmazsa, bunun için bir şey yapılmazsa gerçekler hayallere ket vuracaktır. Bu sefer zihnimizdeki dünya gerçek dünyayla birebir örtüşür. Uyumluluğuna rağmen insancıl değildir. Çünkü hem bireysel hem de içten dışa, bireyden topluma irca eden hiçbir gelişim ve dönüşümü öngörmez, göremez!

Bu nedenle hayal edip çalışmalı yalnızca. Ardına ve ‘an’a yani olana, güncele ve gündeme bakmadan, aldırmadan hem de. Yoksa tüm garabetlerimizi yok olan vücutlarımızla beraber idealar dünyasına taşıyacağız. Ölümden sonra ki hakiki dünyamıza… Yani cennetimize ya da cehennemimize…

“Cehennem yerinde hiç ateş yoktur

Herkes ateşini buradan götürür”

Yazar Hakkında

Fikri AKSU

Tahmis Dergi'de doğdu. Hayattan beklentisi burada yazarak ölmektir.

Yorum Yap