Gündem Psikoloji

Çocukluğa Dair Bir Dipnot: Bosna Sen Annemsin!

Yazar | Murat CANVER

BOSNA SEN ANNEMSİN!

Annem, annem seni hala rüyamda görüyorum
Ablam, abim, her gece sizi rüyamda görmeye devam ediyorum,
Ancak yoksunuz, yoksunuz, yoksunuz,
Sizi arıyorum, arıyorum, arıyorum
Nereye gitsem sizleri görüyorum,
Annem, babam, niye yoksunuz?
Bosnam, sen benim annemsin,
Bosnam, sana annem diyeceğim,
Bosna annem, Srebrenitsa ablam,
Tek başıma kalmayacağım.

 

Srebrenista’da melun soykırımın yıl dönümünde “Bosna annem, Srebrenista ablam” demeye mecbur bırakılan çocuklara ithaf olunur…

 

Annenin bir çocuk için anlamının olup olmadığı şüphesiz tartışılmaz. Çocuk için annenin anlamı ancak izah edilmeye çalışılabilir. Anne çocuğun cenin döneminden itibaren bedeniyle ona korunaklı bir barınaktır. Cenin annenin bedeninde bulduğu elverişli ortamda büyüyüp gelişebilir. Ceninin beslenmesini sağlayan annenin rahmi, çocuk için en uygun ortamı sağlar. Karanlık, gürültüden uzak, sıcak ve besleyicidir. Doğumdan sonra da çocuk ile anne arasında kurulmuş olan parça-bütün ilişkisi uzun bir süre daha devam eder. Çocuğun ‘kucak’ ihtiyacı, beslenme ve uyku gibi fizyolojik ihtiyaçlarının yanında duyduğu ilk psikolojik ihtiyaçtır belki de. Psikolojiktir çünkü çocuğun kendisini güvende hissetmesiyle ilişkilidir. Çocuk sarılıp, sarmalanmak ve okşanmak ister. Çocuklukta tam olarak karşılanmayan bu ihtiyaçlar ergenlikte farklı yansımlarla karşılığını bulur. Mesela çocukluğunda yeterince anne sütü alamamış bir birey ergenlikte aşırı bir sevgi gereksinimi hissedebilir ve bunu ‘anne’ kavramını yerleştirdiği tüm kadınlarda arayabilir. Yahut da sarılma ihtiyacı karşılanmamış bir çocuk ergenlikte güven sorunu yaşayabilir ve uzun ilişkiler kuramayabilir. Netekim annenin çocuğun kişiliği ve yaşamında birincil derecede önemi vardır. Anne ile yaşanılan problemler ve karşılanmayan ihtiyaçlar, bireylerin başka nesnelerde anne arayışına girmesine neden olur. Bu nesne kimi zaman bir akraba, kimi zaman bir dost, kimi zaman bir sevgili, kimi zamansa millet, ülke, vatan gibi sosyolojik olgularda kendini bulur. Kişi kendisini kalabalık ve baskın bir topluluğa ait hissederek güven ihtiyacını tatmin eder. Kişinin gerçek bir annesinin olmadığı durumlar hariç, bu şekilde anneyi başka bir nesnede aramak psikolojik olarak sağlıksızdır. Ancak ya kişinin gerçek bir annesi yoksa?

Bu sanırım dünyada yaşayan çocukların çoğunluğunun çok şükür ki karşılaşmadığı bir durumdur. Bir çoğu gerçek bir annenin kanatları altında büyür. Bu talihsizliğe eren azınlık sayılabilecek sayıda çocuk vardır. İşte Bosna’da katliamı yaşayan, anne ve babalarını, onlara anlamını ve nedenini hiç bir zaman anlatmaya muvaffak olamayacağımız bir olgu olan ‘savaş’ yüzünden kaybeden çocuklar da bu talihsiz çocuklar arasındadır. Bir çocuğa göre -ki çocukluk insanın özüdür- anlamsız ve ‘saçma’ nedenlerden dolayı yapılan yok etme eyleminin sonucunda, ‘yaşamın’ kendisi ve anlamı olan çocuğa yaşama sevincini verebilecek yegane kişi olan annesinin yitimini yaşatmak, dünyayı yok etmek, anlamsız kılmak ve cehennemi göstermektir. Çocuk yaşam demektir ve yaşama sevincini anneden alır. Bosnalı çocuklar ölümle yani yok olma ile daha yaşamla tanışmadan karşılaştılar. Peki ne uğrunda? Niçin?

Annelerini ellerinden alan canilere göre çocukların bunları yaşamasının tek nedeni Bosnalı olmaları ve Bosna’da yaşamalarıydı. Anneleri Bosna uğrunda yitip gitmişti ellerinden… Peki ya kalplerinden?

O mazlum anneler yalnızca çocuklarının kalbinden değil, zulme nefretle bakan tüm kalplerden gitmedi. Ve o yitik annelerin çocukları ne kadar trajik ve travmatik de olsa, annelerini uğruna kaybettikleri Bosna’da bulmaktan başka bir çare bulamadılar. Bosna artık onları besleyecek, barındırıp koruyacak ve kucaklayacak yegane sığınaktı. Bosna anneydi…

Bosna, sen bizim de annemizsin…Vatansın!

 

 

Yazar Hakkında

Murat CANVER

Gaziantep Üniversitesi Endüstri Mühendisliğini bitirdi. Üniversite yıllarından beri pek çok farklı disipline ilgi duydu. Mühendislik üzerine yüksek lisansında Meta-sezgiseller üzerine çalışan Canver’in felsefi merakı ağır basınca yüksek lisansını yarıda bıraktı. Din, Felsefe, Psikoloji, Tarih, Siyaset ve Sinema Sanatı üzerine merakı olan yazar, Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Felsefe ve Din Bilimleri’nde yüksek lisans yapmaktadır. Genç Kültür, İndigo gibi internet dergilerinde çeşitli alanlarda yazılar yayınlamış, Cinerium adlı sinema sitesinde film eleştirileri yazmıştır. Godfather Sinema Dergisinde halen yazıları yayınlanmaktadır. İyi derecede İngilizce bilen Canver, 2009’dan bu yana yazdığı yazıları derleyeceği bir kitap ve felsefi bir roman üzerinde çalışmaktadır. Evli olan yazar, Ankara’da yaşamaktadır.

Yorum Yap