Bilim Psikoloji

Çocukluğa Dair Notlar: Uyku Nedir ve Neden Önemlidir?

uyku neden önemli
Yazar | Murat CANVER

Çocukluğa Dair Notlar yazı dizimizi ‘uyumak’ konusuyla sürdürüyoruz…

Uyku Nedir?

Uyumak, insanın ihtiyaç duyduğu ancak bir o kadar da anlamlandıramadığı ve çözümleyemediği bir eylem. Hatta bilinçli yapılmadığı için eylem olarak değerlendirilmesi dahi tartışma konusu. Öncelikle çocuğun en çok yaptığı ‘iş’ olarak uykuyu ele alarak, onun üzerine biraz eğilelim.

Uyku konusunda toplumumuzda oldukça güçlü referanslara dayanan inanışlar ve hakikatler mevcut. Hemen bazılarını hatırlayalım:

“İnsanlar uykudadır, ölümle uyanırlar”

“İnsan uyuduğunda ruhu çekip alınır, eceli gelmeyenlerin ruhları iade edilir”

“Uyku ve ölüm ikiz kardeştir”

Bu örnekleri çoğaltabiliriz. Bu durum bize uyku üzerinde ciddi bir düşünme sürecinden geçildiğini ve kafa yorulduğunu göstermektedir. Aynı zamanda uyku esnasında görülen rüyalar üzerinde de önemli olarak addedilebilecek yoğunlukta çalışma vardır. İbn Sirin, İbn Kesir, Abdulgani Nablusi gibi bilgelerin yanı sıra Kur’an’da Yusuf Peygamber’in rüyaları tabir ederek hakikate temas etmesinin anlatıldığı kıssaları da hatırlamak gerek. Freud’dan çok öncesine ait bu birikimin Psikanalistlerden farkı, rüyayı bir bilgeye başvurarak çözümlemesiydi.

Uyku eğer önemsiz bir şey veya bir eksiklik olarak görülmüş olsaydı, uyku esnasında görülen rüyalar üzerine bu kadar düşünülmez ve sistematik, göstergesel bir rüya ilmi oluşturulmazdı. Hatta rüyalar kimi zaman metafiziksel âlemle temasa geçme kapısıydı. Peygamberlerin vahyi rüyada aldığına dair güçlü yorumlar bunun delilidir. Demek ki uyku değerli, hatta zaman zaman içinde kutsi öğeler barındıran bir eylemdi.

Uyku-rüya ilişkisine temas ettikten sonra uyku-ölüm ilişkisine de göz atalım:

Ölüm, eskiden beri ruhun bedenden ayrılarak başka bir dünyaya göç etmesi olarak algılanmıştır. Uyku ile ölümün yakınlığı yaşamsal belirtilerin ortadan kalkması ile ilgilidir. İnsan konuşmaz, tepki vermez ve yaptığı hareketlerin farkında değildir. Uyku ile ölüm arasında kurulan benzerlik mutlaka bir nitelikten veya bir niteliğin yokluğundan dolayı kurulmuş olmalıdır. Uykuda da ölümde de olan ya da olmayan ortak özellik nedir?

Son zamanlarda yapılan araştırmalar uykuda da, ölümde de insanda olmayan şeyin bilinç olduğunu göstermiştir. Uykudaki bir insan, ölü bir insan ve bitkisel hayattaki bir insanın en temel ortak özelliği bilinç yoksunluğudur. Geleneğimizde bu hususta edinilmiş bilgi birikimini (ör: uykuda insanın ruhunun alınması) bu minvalde değerlendirebiliriz. Uykuda ruhun alınması bir anlamda bilincin kaybolmasıdır.

Bilinç kaybolmasına rağmen uyku esnasında beyin vücut enerjisinin %25’ini kullanmaktadır. Bu çok yüksek bir orandır. Bu derece yüksek bir oran zihnin büyük bir bölümünün bilincin dışında öğelere sahip olduğunu düşündürmektedir. Acaba Freud haklı mıdır? ‘Özgür olduğumuzu zanneden birer yazılım programından mı ibaretiz?‘ sorusunu yazımızın odak noktası olan çocukluğa dönerek sorgulayalım.

Çocuklukta Uyku Neden Önemli?

Yeni doğan bir bebeğin en çok yaptığı ve ihtiyaç duyduğu iki eylem vardır: Emmek ve uyumak. Uyumak bebeğin gündelik hayatının büyük bir kısmını işgal eder. İşgal eder çünkü burada bebek edilgindir ve henüz bir bilinçten yoksundur. Neden uyuduğuna[1] dair bir fikri yoktur çünkü bilinci, benliği ve kendim diyeceği bir şey yoktur. Bebek gelişmekte olan bir organizmadır.

Organizma kelimesi daha çok indirgemeciler yani zihni ve bilinci beynin bir işlevi olarak görenler kullanmaktadır. İşte onlardan biri olan Rechtschaffen şöyle der: “Eğer uykunun yaşamsal bir fonksiyonu yoksa evrimleşme sırasında şimdiye kadar oluşan en büyük hatadır.” Bir açıklama getirebilmek adına insanın temel özellikleri yok sayılmaz. İçsel deneyim ve benlik duygusu bugüne kadar pozitif bilimlerle açıklanamamış, yalnızca bir açıklama getirebilmek adına beynin bir fonksiyonuna indirgenmiştir. İndirgemecilerin bu yola başvurmasının en temel nedeni zannımca eldeki somut bilgiye yani denenebilir, sınanabilir bilgiye dayanarak bir dünya tasavvuru oluşturma çabasıdır. O halde ben de bu sınanabilir bilgiden faydalanarak devem edip, açıklanamayan boşluklara vurgu yapacağım.

İki yaşına gelene dek, bebeğin beyin gelişiminde önemli bir safhadan geçtiği herkesçe malumdur. Beyin gelişiminin bu denli önemli bir süreçten geçtiği dönemde, bebeğin yaptığı en önemli iş nedir?

İlk iki yaş için tek bir önemli iş belirleyemeyiz. İlk altı ay için bu soruya “uyumak” cevabını verebiliriz. Çünkü ilk iki yıl içinde ‘emme’ ve ‘oyun’ da bebek için oldukça önemlidir. Uyumak ilk altı ayda hayati, altı ay-iki yıl arası ise çok önemli konumdadır. Mademki beyin gelişiminin en önemli evresinde olduğu bir çağda uyumak epey önemli bir konumda durmaktadır, o halde şu bilgiye rahatlıkla ulaşırız:

Uyumak bebeğin beyin gelişiminde büyük bir rol oynamaktadır. Benlik yani en genel anlamda zihin ya da zihinsel faaliyetler beyni olmayan canlılarda gözlemlenmediğine göre, çocuğun benliğinin oluşumunda uykunun çok önemli olduğu kanaatine varabiliriz. Bazı mitsel ve metafiziksel öğeler de bu argümanımızı destekleyebilir:

Uyku-ölüm ve uyku-rüya ilişkisine uykunun bu anlamda metafiziksel bir yönünün olduğuna hatta bazı kültürlerde rüyalar nedeniyle kutsiyet atfedilmesine değinmiştik. Dünyaya yoktan gelen bir varlığın bu eylemi çokça yapması psikolojik açıdan varlığını oluşturma ve eksikliğini tamamlama süreci içerisinde olduğunu düşündürür. Bu düşünceye göre “Çocukluk normal (erişkin) bireyin nevrozudur.” Otto Rank mitsel öğeleri de inceleyerek bu minvalde Adem’in cennetten kovulmasını ‘doğum’ olarak yorumlamıştır. Nihayetinde doğum, çocuğun dünyaya gelme isteğiyle değil, annenin bedeninin çocuğu atma isteğiyle gerçekleşir. Yani kaba tabirle bir kovulmayla!

Yazı dizimiz sürecek. Bir daha ki yazımızda ‘emme’ üzerinde duracağız.

 

[1] Biz yetişkinlerin de onların neden uyuduğuna dair kesin bilgimiz mevcut değil.

Yazar Hakkında

Murat CANVER

Gaziantep Üniversitesi Endüstri Mühendisliğini bitirdi. Üniversite yıllarından beri pek çok farklı disipline ilgi duydu. Mühendislik üzerine yüksek lisansında Meta-sezgiseller üzerine çalışan Canver'in felsefi merakı ağır basınca yüksek lisansını yarıda bıraktı. Din, Felsefe, Psikoloji, Tarih, Siyaset ve Sinema Sanatı üzerine merakı olan yazar, Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Felsefe ve Din Bilimleri'nde yüksek lisans yapmaktadır. Genç Kültür, İndigo gibi internet dergilerinde çeşitli alanlarda yazılar yayınlamış, Cinerium adlı sinema sitesinde film eleştirileri yazmıştır. İyi derecede İngilizce bilen Canver, 2009'dan bu yana yazdığı yazıları derleyeceği bir kitap ve felsefi bir roman üzerinde çalışmaktadır. Evli olan yazar, Ankara'da yaşamaktadır.

Yorum Yap