Felsefe

Descartes’in Güneşi ve Hakikat

Yazar | Murat CANVER

Rene Descartes düşünce tarihine Cogito ergo sum yani “Düşünüyorum, o halde varım!” meşhur önermesi ve ruh-beden düalizminin sistemleşmesinin babası olarak damga vurmuştur. Onun çok bilinmeyen bir diğer metaforik öğesi benim ‘Descartes’ın Güneşi’ olarak adlandırdığım kavramdır. Öncelikle bununla neyi kastettiğimi açıklayacağım, sonrasında da bunun hakikat ile ilişkisini ortaya koyacağım.

Descartes felsefe dünyasında pek bilinen güneş örneğine, zihninde güneşe dair iki imge olduğunu ifade ederek başlar. Bunlardan birincisi duyu organlarıyla algıladığı güneştir. Bu güneş imajı yuvarlak, gözle uzun süre bakılamayan, küçük bir ateş topu görünümü çizer. Duyu organlarıyla algılanan güneş oldukça küçüktür. Güneşe dair bir diğer imajım bilimsel verilere dayanır. Bu imaja göre güneş dünyadan büyük, dünyadaki yaşamın kaynağı olan ve kendi sistemi içerisinde tek olan bir yıldızdır. Burada astronomik hesaplamalar devreye girer. Ben bu bilgileri aklımla elde ederim.

Duyu organlarıyla algılanan güneş imajını bilimsel veriler çürütmektedir. Bu nedenle Descartes’a göre duyu organlarının sağladığı bilgi güvenilmezdir. Onun zihni ayrı bir cevher olarak görmesinin temelinde de duyu organlarına olan güvenilmezlik yatar. Bu minvalde O, aklı duyuların üstünde tutarak öncelemiştir. Demek ki akılla elde ettiğim bilgi duyu organlarımla elde ettiğim bilgiden daha kesindir. Peki, bu açıklamalar bize akılla elde edilen bilginin kesin bilgi olduğunu gösterir mi?

Descartes bilimsel verilerle elde edilen güneş imajının hakiki güneş olmadığını söylemektedir. Duyularla algıladığım güneş de, bilimsel verilerin yardımı ile aklın ışığında elde ettiğim güneş imajı da gerçek güneşe ulaşamamakta ve güneşin hakikatini ortaya çıkarmakta yetersiz kalmaktadır. Bu noktada şu can alıcı soru ortaya çıkar: Hakiki güneşi ben nasıl bilebilirim?

Descartes hakiki bilgiyi Tanrı’nın varlığına dayandırmış ve bu soruna teolojik ve kozmolojik bir çözüm getirmeye çalışmıştır. Ancak bu cevap insanın kendi yetileri çerçevesinde açıklanmamıştır. Bu yetiler çerçevesinde nasıl bir çözüm bulunabilir?

Dünya ve kâinat duyularla ve akılla anlaşılamayacak kadar zor ve karmaşık bir yapı mıdır? Eğer öyleyse bu insana yapılmış ilahi bir adaletsizlik olmaz mı? Descartes zaten bazı kesin bilgilerin varlığından Tanrı’nın var olduğuna böyle bir akıl yürütme sonucunda ulaşmıştır. Yani ben yetilerimle bazı kesin bilgilere ulaşabiliyorsam, bu beni kandırmayan ve bana adaletle davranan bir Tanrı’nın sayesindedir. Peki, bu soruya yalnızca insanın yetileri ekseninde bir cevap bulabilir miyiz?

Bunu kadim ve metaforik bir anlatı ile anlatmak istiyorum. Bir ateşin etrafında dönen üç pervane düşünelim. Birincisi ateşi uzaktan görür ve ışığından gözü kamaşır ve daha fazla yaklaşamaz. Bu pervane ölene kadar bu ışıltının dedikodusunu yapar. İkinci pervane, ateşe yaklaşır ve ateşe temas eder ancak daha fazla ilerleyemez. Bu pervane de bir ömür ateşin nasıl yaktığını anlatır. Pervanelerden üçüncüsü kendisini direk ateşin içine bırakır. Ateşin içinde kaybolup yandığı için ateş ile ilgili tek kelime anlatamaz. İşte ateşin hakiki manasını bilen yalnızca bu pervanedir. Bu minvalde hakiki manada bilmek bana göre ölmektir, ölmeden bilinemez ve ölmeyenler bilemez. Ölmeden önce ölmek hakiki bilgeliğe ulaşmaktır. Şairin dediği gibi:

Pervane olan kendini gizler mi alevden?

 

Yazar Hakkında

Murat CANVER

Gaziantep Üniversitesi Endüstri Mühendisliğini bitirdi. Üniversite yıllarından beri pek çok farklı disipline ilgi duydu. Mühendislik üzerine yüksek lisansında Meta-sezgiseller üzerine çalışan Canver’in felsefi merakı ağır basınca yüksek lisansını yarıda bıraktı. Din, Felsefe, Psikoloji, Tarih, Siyaset ve Sinema Sanatı üzerine merakı olan yazar, Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Felsefe ve Din Bilimleri’nde yüksek lisans yapmaktadır. Genç Kültür, İndigo gibi internet dergilerinde çeşitli alanlarda yazılar yayınlamış, Cinerium adlı sinema sitesinde film eleştirileri yazmıştır. Godfather Sinema Dergisinde halen yazıları yayınlanmaktadır. İyi derecede İngilizce bilen Canver, 2009’dan bu yana yazdığı yazıları derleyeceği bir kitap ve felsefi bir roman üzerinde çalışmaktadır. Evli olan yazar, Ankara’da yaşamaktadır.

Yorum Yap