Gezi-Yaşam

Doğu Karadeniz’in Kibelesi

Yazar | Editör
Ordu’daki Kurul Kalesi’nde devam eden kazı çalışmalarında arkeoloji dünyası için çok önemli sonuçlara ulaşıldı. Kalenin kapısında mermerden bir Kibele heykeli açığa çıkarıldı. Böylece Ana Tanrıça’nın tarihsel serüvenine Karadeniz’den de bir örnek eklendi.
Bir Kale Kent Modeli

Doğu Karadeniz’de, Ordu merkezdeki Bayadı Mahallesi sınırları içerisindeki Kurul Kalesi 2016 yılı kazılarında, Anadolu arkeolojisi için heyecan verici sonuçlar elde ediliyor. Gazi Üniversitesi Arkeoloji Bölümü başkanı Prof. Dr. S. Yücel Şenyurt’un bilimsel başkanlığında bir ekip, Ordu Müzesi ile birlikte Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın izinleri ve Ordu Büyükşehir Belediyesi’nin maddi destekleri ile kazı çalışmalarını yürütüyor. İlk kez 2010 yılında başlayan Kurul Kalesi kazıları Doğu Karadeniz’in ilk bilimsel arkeolojik kazı çalışması olması ile öne çıkmaktadır.
Karadeniz’i İç Anadolu’ya bağlayan Melet Vadisi’ne ve Ordu’ya hâkim 570 metre yükseklikteki kayalıklar üzerinde yer alan kale taş bedenli surlarla çevrelenmiş. Helenistik Pontos Krallığı’na (İÖ 301-63) ait yerleşim, zirvedeki iç kale ve kuzeyindeki geniş yamaç üzerinde yayılım gösteren bir kale-kent modeli yansıtmaktadır. Kendi dönemindeki adı henüz bilinmeyen Kurul Kalesi, sur duvarları ve bu surlar boyunca dizili askeri mekânları ile önemli bir garnizon kimliğinin yanında, Helenistik dönem kült uygulamalarını en canlı şekilde yansıtan mekân ve buluntuları ile önemli bir dinsel fonksiyona da sahip. Elde edilen buluntular Kurul Kalesi’nin başta demir olmak üzere çeşitli madenler, orman ve deniz ürünleri gibi doğal kaynakları farklı bölgelere sevk eden ve ithal edilen ürünleri de depolayan idari ve ticari bir merkez niteliğinde olduğunu gösteriyor.
Bugüne kadar ele geçen çok sayıda sikke ve diğer arkeolojik buluntular kaledeki en güçlü yerleşim evresinin Pontos Kralı VI. Mithradates dönemine (İÖ 120-63) tarihlendiğini göstermektedir. Ancak, özellikle zirvedeki kült alanları çevresinde ele geçen daha erken tarihli sikkeler yerleşimin İÖ 2. yüzyılın başlarına kadar indiğini kanıtlıyor.
Eskiçağ kaynakları VI. Mithradates’in, Roma’ya karşı mücadelesi sırasında yeni kurdurttuğu kalelerin varlığından bahsetmekte. Bu dönemde Bitinya Krallığı ile Kappadokia’nın bölüşülmesi konusunda çıkan çatışmalar dışında Roma ile yaşanan üç büyük savaş, Pontos ülkesinde askeri açıdan savunmalı kalelerinin kurulmasını ve eskilerin tahkim edilmesini zorunlu kılmış. Bu kalelerin en önemlilerinden biri olduğu düşünülen Kurul Kalesi, arkeolojik kazı çalışmalarıyla gün yüzüne çıkarılan ilk örnek olmasıyla da dikkat çekmektedir. Tanrısal kültler ile ilişkili yeni buluntular halen devam etmekte olan kazıları bilimsel açıdan çok daha heyecanlı hale getirmiştir.

 

Anadolu’nun Bereket Tanrıçası Kibele

Daha önceki yıllarda bulunmuş olan Dionysos, Apollon ve Hermes’e ait heykelcikler dışında 2016 yılındaki kazılarda pişmiş topraktan yapılmış bir Dionysos büstü ve üç Kibele heykelciği de kazılarda gün yüzüne çıkarılmıştır. Bunların dışında en dikkat çeken yeni buluntu ise kalenin ana giriş kapısındaki koridorda, sur duvarına açılmış bir niş içerisinde açığa çıkarılan mermerden Ana Tanrıça Kibele heykeli. Dikdörtgen formlu bir kaide üzerinde, dokuz gözlü yüksek arkalıklı bir taht üzerinde oturan Ana Tanrıça, üzerine yıkılan duvar kalıntılarının yüküne 2100 yıla yakın bir süre direnmeyi başarmış. Kent kapısını koruyan Kibele heykelinin çevresinde tespit edilen ağır yangın tahribat adeta Roma İmparatorluğu’nun Anadolu’daki varlığının 2100 yıllık canlı tanıklığını yansıtıyor. Roma’nın amansız düşmanı VI. Mithradates’in ülkesini savunma mücadelesindeki en büyük desteği Ana Tanrıça Kibele’den beklemesi ise şaşırtıcı değil.
Anadolu’da neolitik dönemden itibaren tapınım gören Ana Tanrıça, İÖ 2. binde Bereket Tanrıçası niteliğinin yanında Hititlerde Hepat ve Kubaba adlarıyla kent koruyucu tanrıça özelliğini de kazanmış. demir çağında ise özellikle Frig kültürünün tek tanrısı konumundaki Ana Tanrıça “Matar-Kubileya”, yazıtlarda “dağ” anlamına gelen “Kybeleia” adıyla da geçmektedir. Grekçe “Meter” ve “Kybele” ile Latince “Cybele” ve “Magna Mater” şeklindeki adlandırmalar ile “Ana Tanrıça Kültü” Roma’ya kadar uzanmaktadır.
Anadolu’nun Bereket Tanrıçası Kibele’nin, kent kapıları ve surların koruyucu tanrıçası fonksiyonu ile karşımıza çıkan bu buluntu, Helenistik döneme tarihlenen Kibele heykelleri içerisinde ilk in-situ örnek olmasıyla çok önemlidir. Arkeoloji dünyası için, Ana Tanrıça’nın binlerce yıllık tarihsel serüvenine Karadeniz’den bir örneğin eklenmiş olması sevindirici olduğu gibi bilimsel açıdan da dikkat çekici bir sonuçtur. Helenistik Pontos Krallığı’nın en büyük kralı VI. Mithradates Eupator Dionysos döneminde yoğun mücadelelerin yaşandığı tarihsel sürecin tanıklığını yansıtan Kurul Kalesi, arkeolojik açıdan bugüne kadar suskun kalan Doğu Karadeniz’in sesi olmaya devam edecek gibi…

Yazı: Prof. Dr. S. Yücel Şenyurt – Dr. Atakan Akçay
Fotoğraf: Gökhan Kırca

Kaynak: Atlas Dergisi

 

 

Yazar Hakkında

Editör

Yorum Yap