Düşünce Felsefe

Düşünmek bir meçhulün peşine düşmektir

aaa81953-7522-41d8-a0e1-2bf289f95ae9
Yazar | Murat CANVER

Kadim felsefede zihnin fonksiyonlarından bazıları kalbe atfedilmiştir. Bugün tıp bilgimiz bizi düşünmenin merkezinin beyin olduğu bilgisini veriyor. O halde beynin fonksiyonları üzerinden bir düşünme tanımına ulaşmamız bekleniyor.

Bildiklerimiz hakkında o kadar eminiz ki bir kez olsun onları yeniden düşünmeye ihtiyaç duymuyoruz. Bu ihtiyacın hâsıl olması öncelikli ve en temel olarak düşünmeye bağlı olduğundan, yeterince düşünmediğimiz ortadadır.

Neden Düşünmeyiz?

Neden düşünmediğimizin cevabına ulaşmak ilk olarak düşünmek fiili üzerine düşünmeyi gerektirir. Düşünmek nedir? Arzu edilen bir şey midir yoksa kaçınılan bir şey midir? Tüm canlılarda var mıdır? Yoksa hangi tür varlığa has bir niteliktir? Eylemin doğası kolaylığı mı gerektirir yoksa zorlukla mı mümkün olur?

Düşünmek, Cogito ergo sum ‘ da olduğu gibi var oluşun öz niteliği olarak görülmüştür. İnsan var oluşunun ayırt edici ve belirleyici özelliği olarak görülen düşünce, Mantıkla vücut bulan sistematik ve önermesel bir şey midir? Yoksa insanın salt düşünebilme yeteneğini, yani kendi öz yaşamını mı ifade eder?

Önermesel düşünme dediğimiz şey, düşüncenin birçok yetisi ve niteliğinin içerisinde kuram oluşturma becerisi olarak tanımlanabilir. Kuram oluşturma belirli bir disiplin içerisinde belirli yöntemlere göre bina edilen sistematik bir süreçtir. Böyle bir sistematik yapıyı gerçekleştirmeyi her insandan aramak insafsızlık olur. Biz her insanda mevcut olan yeti olarak düşünmek üzerine düşünüyorsak aradığımız yeti kuram oluşturma becerisi değildir. Her insan mevcut olup işlemeyen bir fonksiyonu arıyoruz. O halde yeniden soralım: Nedir düşünmek?

Nedir düşünmek?

Kadim felsefede zihnin fonksiyonlarından bazıları kalbe atfedilmiştir. Bugün tıp bilgimiz bizi düşünmenin merkezinin beyin olduğu bilgisini veriyor. O halde beynin fonksiyonları üzerinden bir düşünme tanımına ulaşmamız bekleniyor. İnceleyelim…

İstemek! İstemek düşünmek midir? Bir anlamda öyledir. İstemek arzusu içsel bir süreç olduğu için düşünmektir. Ancak ben neyi isteyip neyi istemediğime karar verirken istemenin dışında başka bir yeti kullandığımın farkındayım. O zaman düşünmekten kastım istemek değil.

Hayal etmek! Hayal etmek düşünmek midir? Bu daha çok görselliği ihtiva eder. Geçmişe yönelik bir geriye dönüş veya geleceğe yönelik bir kurgu hayal etmek vasıtasıyla gerçekleştirilir ve kullandığı dil görseldir. Ancak ben görsel göstergelere ihtiyaç duymadan da düşünebilmekteyim. Kavramın kendisini düşündüğümde zihnimde bir boşluk görüyor ancak kavramın ifade ettiği anlamı idrak edebiliyorum. Ayrıca düşünmek yalnızca geçmiş ve geleceğe yönelik olarak yapılmıyor, şu an üzerine düşünebildiğim gibi, şu anın varlığını da idrak edebiliyorum. O halde düşünmek hayal etmekten de farklı bir şey.

Bilinç! Bilinç düşünmek midir? Bilinç bu gün zihin felsefesinde en çok üzerinde durulan kavramdır. Düşünmeye ve beyne, zihnin varlığına en çok atıf yapan kavram… Bilinç hem benliğin bilinci (öz bilinç) hem de benliğin dışındaki dünyanın bilinci olarak ikiye ayırılır. Bir farkında olma durumu olarak özetleyebileceğimiz bilinç düşünmeyi karşılar mı? Farkında olmak düşünmenin kapsamındadır ancak düşünmeyi sadece bir farkında olma durumu olarak tanımlayamayız. Ben farkındalığım üzerine de düşünebiliyorum o halde düşünmek bilincin de dışındadır.

Sezgi! Sezmek düşünmek midir? Sezgi bir şeyin apaçık olarak aracısız bir anda idrak edilmesidir. Nesnelerin varlığı, kendi varlığım sezgi ile aracısız olarak anlaşılır. Ben düşünmeyi tanımlarken aynı zamanda bir süreci de içine alan bir durumdan bahsettiğime göre sezgi düşünmeyi içeremez ve düşünmek sezgiyi de kapsayacak başka bir şey olarak tanımlanmak zorundadır.

İstenen cevaba ulaşamadığımız açık. Cevabın bir anda ulaşılacak kadar kolay olmadığı da… Yeni bir bakış geliştirmeli ve tüm bu işlevleri kapsayan bir kavram veya yetinin olup olmadığını soruşturmalıyım. Tüm bu yetileri ve kavramları kapsayan ve hepsinde ortak olarak bulunan bir şey var mı?

Aranan cevap içebakış mı? 

İçebakış, kişinin içsel deneyimlerinin, geçmiş anılarının, gelecek öngörülerinin, iradesinin, sezgisinin ve hayallerinin idrakidir. İçebakış tüm düşünsel süreçlerde başvurulan ve hepsinde ortak olan bir niteliktir. Düşünmeyi tanımladığımızda emin olduğumuz tek şey bunun içebakış ile gerçekleştirilecek bir süreç olduğudur.

Düşünmek üzerine düşündüğümüze göre neden düşünmediğimizin cevabına gelirsek, dış algılamaların saldırısı altında kendi idrakini kaybeden insanın içebakışı unuttuğunu söyleyebiliriz. İçsel, manevi dünyamıza daha çok yönelmek bizi insan olmaya daha fazla adım atmaya yönlendirecektir. İçebakışı unutan insan dış yönlendirmelerin güttüğü bir robot gibi davranır ve davranışları önceden öngörülebilir. Bu öngörü kapitalizmin reklamlar aracılığıyla, siyasetin propaganda ve medya ile güttüğü kalabalıkların psikolojisini ve davranışını da başka bir yönden açıklamaktadır.

İçebakış aynı zamanda insana kendi öz tarihini anlatır. Tarih toplumların bilincini artırdığı gibi bireyin bilincini de artırır. Kendi öz tarihinin farkında olan insan kendinin daha çok farkındadır ve isteklerini, hayallerini ve bilincini algısal dış saldırılardan daha güçlü koruyabilir.

İçebakış insanın varlığın karmaşıklığına şahit olmasıdır. Bu nedenle düşünmek bir meçhulün peşine düşmek ve bir meçhulün peşinde ömür tüketmektir.

Yazar Hakkında

Murat CANVER

Gaziantep Üniversitesi Endüstri Mühendisliğini bitirdi. Üniversite yıllarından beri pek çok farklı disipline ilgi duydu. Mühendislik üzerine yüksek lisansında Meta-sezgiseller üzerine çalışan Canver'in felsefi merakı ağır basınca yüksek lisansını yarıda bıraktı. Din, Felsefe, Psikoloji, Tarih, Siyaset ve Sinema Sanatı üzerine merakı olan yazar, Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Felsefe ve Din Bilimleri'nde yüksek lisans yapmaktadır. Genç Kültür, İndigo gibi internet dergilerinde çeşitli alanlarda yazılar yayınlamış, Cinerium adlı sinema sitesinde film eleştirileri yazmıştır. İyi derecede İngilizce bilen Canver, 2009'dan bu yana yazdığı yazıları derleyeceği bir kitap ve felsefi bir roman üzerinde çalışmaktadır. Evli olan yazar, Ankara'da yaşamaktadır.

Yorum Yap