Kültür-Sanat Sinema

Feodal Düzenin Çöküşü Kapitalist Yaşamın Başlangıcı: Züğürt Ağa

Yazar | Seda Çiçek

Ağa dediğin namahreme göz dikmez kimsenin karısına kızına yan gözle bakmaz çok beğense de aşkından ölse de ağalığı yere düşürmez.

Bu sözler Züğürt ağa filminden; Şener Şen’in hizmetçi olan Kiraz kıza söylediği sözler. Biraz ütopik ama  böyle duygulara sahip olan bu iyi yürekli toprak Ağasına kanınız hemen ısınıyor.

1985 yapımı Yönetmenliğini Nesli Çölgezen’in yaptığı  baş rolünde Şener Şen’in oynadığı sosyal ekonomik içerikli bir filmdir. Züğürt Ağa Türk sinemasının en buhranlı en  umutsuz ve kimsenin para kazanamadığı bir dönemde çekilmiştir. Aşk, zengin kız fakir oğlan konularından sonra tamamen sosyal içerikli bir film olarak karşımıza çıkar. Köy yaşamı ağalık , şehre göç ve kapitalist yaşama ayak uydurmak gibi konuları kara mizah şeklinde işlenmiştir. Film seyirciyi bir  yandan güldürürken bir yandan düşündürür.

Burada güçlü ve zalim bir ağa beklerken tamamen ters manyete yapılmış mağdur ve iyi yürekli ve aldatılan kandırılan bir ağa modeli gözümüze çarpar. Buda konuya daha hakim olmanızı ve olaylara Ağanın gözünden bakmanızı sağlıyor. Züğürt Ağa  güney doğu Anadolu bölgesinde geçer ; En göze çarpan nokta ise usta oyuncu Şener Şen’in filmin başından sonuna kadar bölgenin şivesinde konuşmasıdır. Ve film boyunca Şener Şen  kimi zaman bir aşık kimi zaman evlat bir baba bir yönetici ve kimi zaman ise  mazlum gibi karakterleri  aynı anda canlandırabilmektedir.

Film güreş müsabakasıyla başlar. Ağa güçlüdür iyi güreş tutar vericidir. Rakibini yendikten sonra köylüye ziyafet çeker verendir ve güçlüdür. Ama zaman değişmiş yaşam şartları zorlaşmış işler başlangıçta gösterildiği gibi değildir. Ağa kendi çapında pek çok çare arar. Hatta hiç geçinemediği din görevlisi (Şıh) den bile yağmur duası için yardım ister. Ama ne yaptıysa çabaları boşa çıkar. Siyasetçilerden oy karşılığında destek alacağını sözünü alır. Ancak kendisinden habersiz kuş uçmadığını düşündüğü köyde herkes Ağa yı değil din görevlisinin(Şıh) partisini tutar. Burada insanların dini duygularının nasıl kullanıldığını hatta başlarındaki otoriteye karşı bile gene de din görevlisini dinlediklerini görüyoruz. Din toplumun en hassas ve aynı zamanda en güçlü yanıdır. Bu konu gerçekten çok iyi işlenmiş. Bu sahne o dönemde de o kadar çok ses getirmiş ki bir süre filmin bu bölümü kaldırılarak yayınlanmış.

İşte bundan sonra işler iyice karışır birde köylüler Ağalarını dolandırıp İstanbul’a kaçarlar. Ağa nın elinde  sadece toprakları verimsiz Haraptar köyü kalır onu da satılığa çıkarır. Burada köyün isminin Haraptar olması tesadüf değil harap olmak dağılmak anlamında çok güzel vurgulama yapılmıştır.

Kadın konusu ise çok güzel vurgulanmış her fırsatta başlık parasından bahsedilerek kadın metalaştırılmıştır. Bir sahnede oğluna harçlık verirken kızına sen kızsın git deyip ona para vermez. Bu da kadınlara verilen değeri gözler önüne serer.

Feodal yapıyı terk eden köylüler gibi kendi de İstanbul’a gelir. İşte filmin bundan sonraki bölümü ağanın  büyük çöküşün başlangıcıdır. En büyük hayal kırıklığını ise dostum kan kardeşim dediği arkadaşında yaşar. Şehir hayatı zordur ve para en büyük efendi olmuştur. Dostluk arkadaşlık gibi şeylerin yerine menfaat almıştır.  Burada herkesin çok iyi bildiği bir sahne var. Ağanın kamyonda domates satması. Utancından sesi çok az çıkar bağıramaz. Ama sesi yükseldikçe camdaki müşterilerin sayısı artar. Onun bağırma çabası kapitalizme ayak uydurma çabasıdır. Büyük şehirde dolandırılması aldatılması ve sevdikleri tarafından terkedilmesini çok etkileyici şekilde gösterilmiştir. Yani Ağa bile olsanız Saf ve temiz yürekli bir insanın şehirli uyanıklar tarafından dolandırılması çok iyi vurgulanmıştır.

Burada ağalık bitmiştir. Kimseye borçlu olarak yaşayıp başım eğik gezemem. Ama ben gene de bir Ağayım. Sen hamallık yaparsın ekmeğini taştan çıkarırsın. Ama ben yapamam. Sana yazık olmasın git kurtar kendini.

İşte bu sözleri de çok sevdiği Kalfasına söyleyip yollarını ayırır. Kendi de şehirde yaşama derdi ekmek kavgasına düşmüştür. Ve filmin sonunda en iyi yaptığı işini yaparak kendinin yanında kalan tek kişi  Kiraz kızla yaşamına devam ediş çabasını görürsünüz.

Kiraz: Ağam hala anlamamışsın. Ben sana vurulmuşum.
Ağa: Vurulacak başka adam bulamadın mı?
Kiraz: Her kızın gönlünde bir ağa vardır.
Ağa:Kız  bu ağa züğürt ağadır.
Kiraz: Olsun senin insanlığın güzeldir. Belki de o yüzden ağalığı beceremiyorsun

Yazar Hakkında

Seda Çiçek

1981 Nisan ayı doğumlu olan yazarımız. İlk ve orta öğrenimini İstanbul’da tamamladı. Yüksek öğrenimini Konya Selçuk Üniversitesi Çevre Mühendisliğinde tamamladı. 2004 yılından beri çeşitli sektörlerde çalışmaktadır. Tarih ve edebiyata çok meraklı olan yazarımız evlidir ve bir çocuğu vardır. En büyük hayali kendi bahçesinde yetiştirdiği ürünlerden sağlıklı yemekler yapıp kendi kitabını yazmak olan yazarımız edebiyat ve tarih dolu bir hayat yaşamak istemektedir.

Yorum Yap