Edebiyat

Gülümse..

Gün kuşların merhabasıyla başlamıştı.Akşamdan pencere önüne bıraktığım ekmek kırıntıları sabah rüzgarıyla yerlere saçılmış,ağlardaki balıklara üşüşen martılar misali yemlenen kumrularla doluydu kapımın önü.Beni görür görmez havalandılar.Kanatlarında ki rüzgar,saçlarıma yağan tüyleri,sesleri..Gökyüzüne baktım güneş nasıl da parlak.Ey hayat,ne ahenk ama.Belliydi güzel bir gün olacaktı bu gün.

Zeytiniyle ünlü bir ilçe burası.Kuzey Ege’min havasından mıdır bilmem gülen yüzlerle doludur evleri.Büyük şehirlerin aksine sokaklarda herkes birbirinin yüzüne bakar,tanışık olmasa bile aşinalıktan selam verirler birbirlerine.Nereden tanıyorsun sorusuna “sokaktan”cevabını benden çok kez duyan olmuştur.

Bugün Çarşamba,sokaklarda pazar kurulu,her yer kalabalık,trafik yoğun,otoparklar dolu.Arabaya park yeri ararken,ansızın önüme; epey bir zamandır aklı yerinde olmayan Gazi amca çıktı. Bir an da durdum göz göze geldik.Tütün içmekten sararan bıyıkları,geriye taranmış beyaz saçları,özenle baktığı armalı ceketiyle artık iyice yaşlanmıştı.Ben ondan o da benden korkmuştu.O an dalgın olsaydım ezilebilirdi de.Etrafına baktı,kendine geldi,birkaç adım yürüdükten sonra arkasına dönüp var sesiyle “merhabaaaaa” diyerek selamladı ve gülümsedi.Onu duyunca bende camdan dışarı uzanıp aynı şekilde ama daha bir sesli karşılık verdim.Birkaç saniye sürdü aramızda ki enerji.O yürüdü ben de devam ettim yoluma,bir an dikiz aynasına baktığımda yüzüm gülüyordu;fakat ani frenden mi, belki de korkudandır hala dizlerim titriyordu.Bir türlü yer bulamayıp arka sokaklara daldım,bir de ters yöne.Dar bir sokakta tam yer bulmuştum ki biri seslendi;durdum baktım,güler yüzlü orta yaşlı bir adam.Yanıma yaklaştı,ılımlı bir sesle;”kızım buraya bırakma arabanı,mazallah yangın olursa itfaiye giremez,hasta olursa ambulans geçemez,gel sen şöyle ileri doğru hayda,sağa dön yeşil evin önüne park et.”Aynı babam gibi dedim içimden.Peki deyip ilerledim,o da ardımdan geldi.Yer bulmanın rahatlığıyla çantamı alıp indim.Ayaküstü kısa bir sohbet ettik,”Burası benim evin önü,aklın arkada kalmasın.İstediğin zaman buraya bırakabilirsin,yengen de içerde, hem erken dönersen kapının önünde çay da içeriz” diyerek beni uğurladı.Hava serin,şalımı boynuma bir kez daha doladım,gülümsedim.Çek arabanı burdan diyenler ne kadar çok olsa da, hala böyle güzel insanlar da var işte,memleketimin incileri..

Akşam olmak üzereydi.Pazar dönüşü,meydana adımlar kala bir teyze ellerimdekilere bakarak yaklaştı yanıma,meraklı bir halde; “fasulyeyi kaça aldın kızım” diye sordu,dört lira teyze dedim.”O zamam bende alayım,hava soğuyacak diyorlar haftaya olmaz son bir kez yiyeyim bari” deyip şöyle bir baktı yüzüme;”tüh maaşallah”diye içlenip gülerek devam etti pazarın yoluna.Sanki kapı komşum kadar samimiydi,yarım kalan sohbetimizi tamanlarcasına bir alışmışlık vardı konuşmamızda.Düşünürken o an karşı dükkanın camında kendimi gördüm,gülüyordum.Tanışık olmadığım insanlarla ne çok iletişim kurmuştum bugün ve bu gülümsemelerime sebeb olan üçüncü kişi;yine tanışık olmadığım bir teyze olmuştu,bir de sabah ki kuşlar..Ve işte küçük ayrıntılar biran insan da anlamlı izler bırakıyor,

Gökyüzü ne kadar bulutlu da olsa,gözlerde ki yaşlar gibi yağmur da yağsa,bugünler hazan ama sonu hep bahardırya…yaşam daha nicelerine gebe,kimbilebilir ki? Küçük şeyler bile güldürebiliyorsa yüzünü demek ki; güneş doğduğu müddetçe umut hep var,umut olduğu kadar mutlulukta.

Burası Edremit,Kuzey Ege’de akşam oldu.Pencerenin önüne ekmek kırıntılarını bıraktım..sabah kuşlar gelir,merhaba derler bana.Gülümseriz.

Yazar Hakkında

Gülcen Durak

1984 yılında Edremit’te dünyaya geldi.İlköğretim-Lise dönemini memleketinde,Üniversite eğitimini Balıkesir’de tamamladı.Yirmili yaşlarında Edebiyat’a daha çok vakit ayırmaya ve yazmaya başladı. Çeşitli Edebiyat-Sanat dergileriyle yazılarını paylaşan ve bir süredir ilgilendiği Fotoğraf Sanatıyla; dernek bazında ki faaliyetlerinin beraberinde,yazılı ve sosyal çalışmalarına da halen devam etmektedir.Edebiyat’ın;ruhun sığınacağı en güzel liman,öğrenmenin ve yenilenmenin ise yaşam boyu gerekli olduğu düşüncesindedir.Çeşitli sanat dallarında ki gelişmeleri,dünya mutfaklarını,tasarım ve dekor alanında ki araştırmaları da yakından takip etmektedir.Kuzey Ege’de yaşamını sürdüren,küçük şeylerle mutlu olabilen,boş vakti olmayan,sürekli meşgul,ailesiyle birlikte gülebilen,çoğunlukla huzurlu,arada bir hüzünlü,çayı aramayan kahve seven,evli ve iki çocuk annesi tipik bir yengeç kadını…

Yorum Yap