Düşünce Edebiyat

Hayat Bilgisi Üzerine Düşünceler

Yazar | Haydar MUTAF

 

“Kendimi bildim bileli” diyenlere hep imrenerek baktım. Mesela ben bilmiyorum, kendimi ne zaman bilmeye başladım, başladım da benim mi haberim yok, yoksa çok mu geç kaldım?! Eğer bu sorular varsa kafamda, kesin eksik bir şey var hayatımda ve kendimi bilmemi engelliyor.

Şöyle ki; mesela şu an kendimi bilmem için, kendimi ya bu durumdan hemen bir saniye bile önce olsa bilmeye başlamış olmam lazım ya da bu anki kendimi bilmemin ilk olması lazım ama bu sorunun cevabı için illa ki kendimi biliyor olmam lazım. Xenon paradoksunu bildin mi? İşte öyle bir şey. “Infinite loop” diye anlattı programlama hocam. Zaten o dersten nasıl geçtim, ben de bilmiyorum.

Dediğim gibi, kendimi pek bilmem ve bu durumda olan herkes gibi, kendini bilmeye yardımcı olacak olmazlara meylim var benim de. Ama ne yalan söyleyeyim, kendimizi bilmesek de bilmememiz ile alakalı bazı şeyler biliyoruz biz de.

Mesela Hayat Bilgisi diye sizi sebepsiz neşe ya da sebepsiz melankoliye gömen bir ders vardı ilkokul muhteviyatında o zamanlar ve ben nedendir bilinmez, o dersi çok severdim. Hâlbuki ne o derste anlatılan aile yapısına, ne de diğer şeylere sahiptim ama gene de o dersi severdim. Ne tekir kedimiz oldu bizim, ne de o kedi babaannem ya da anneannemin kış için bana ördüğü kaşkolun yumağı ile oynadı. Babamın anneannem ile annemin babaannem ile iyi geçindiğini söylemek bile zordu. Hatta babaanne ve anneanne ayrımı dahi yoktu hayatımda, “nene” vardı, o kadar.

Zaten kaşkol ören falanda yoktu. Annem kazak örerdi bazı bazı, ekonomik nedenlerden dolayı. Ne zaman kazak örmeye başlasa beni odadan çıkartır, tam başlayacağı zaman da “gel” derdi, ben odaya girerdim. Kazak örmeye başlarken içeriye ayağı çabuk birisi girerse kolay bitermiş. Bir seferinde benden önce komşu Ayşe Teyze girdi de, renklerini çok sevdiğim o kazağı giymek nasip olmadı, çünkü hiç bitmedi. Ama bütün bunların, hatta daha fazlasının, hayatımda olup biten birçok şeyin kitapta yeri yoktu.

Öyle sıradan, alelade bir evde büyüdüm, kitapla uyan tek gerçek soba idi ve annem hayat bilgisi kitabındaki çocuğun annesi kadar memnun değildi sobalı evden. Akşamları sobanın üzerine portakal kabuğu koymayı dedemden öğrenmedim ben. Çünkü dedem gömlek üzeri hırkası, nenem yarım baş bağlı başörtüsü, babam kravatı, annem uzun elbisesi, kardeşim ve ben de saçma gülücüklerle oturmadık hiç sofraya. Yerde uzanmış ödev yaparken bana hazırlanmış meyve tabağı yoktu. Demem o ki;

O dönemde öğretilen hiçbir şey gerçek değildi, bir şekilde anlatılıyordu sadece, yaşadığımız her şey gerçekti ancak öğretilmiyordu.

Galiba bir süre hayatımızı değiştirebileceğimizi düşündüm -hayali hayata- geçirebileceğimi ince bileklerimle, sonra değişmez nasılsa diyerek boheme gömüldüm küçük beynimle.

Ne yalan söyleyeyim, ikincisi daha mantıklı ve kolay geldi o zamanlar ve bizlerin boheme merakının altında işte bu neden yatar. Şiddete değil belki ama boheme meyyalim vallahi dertten.

Hayat Bilgisi dersim hep pekiyi idi benim. Ancak iyi bildiğimi düşündüğüm dersin hayatıma yansımalarında hayal kırıklıkları yaşayınca düştüm bu sonsuz döngüye ben. En iyi bildiğim dersin yarattığı hayal kırıklıklarımla dolu idi evin her tarafı ve her kırık ayağıma battı benim. Önemsemedi hayatta değer verdiğim kimseler kesiklerimi ve ben istemeden de olsa her hayalimin yanına kan kaybında ölmüş bir ben bıraktım.

Ne zaman dalmak istesem eski günlerin hayallerine bir umutla, her hayalimin yanında bir hayalet bekler beni. Ben kendimden korkmaya kendi hayaletlerimin sayesinde başladım. Anladım ki eğitim sistemi bir reforma muhtaç, hiç değilse dersin adından başlanmalı. Hayal Bilgisi. Aksi takdirde anlamsız olacak her şey zira;

Hayat Bilgisi dersim hep “pekiyi” idi benim.

 

Yazar Hakkında

Haydar MUTAF

1984 Haziran’ının sonlarında Gaziantep’ de dünyaya geldi. Mühendislik eğitiminin ardından 2008 yılında Matematiksel Fizik ana bilim dalında yüksek lisans, sonrasında halen devam ettiği Atom ve Molekül Fiziği doktorasına başladı. Fizik eğitiminin yanında felsefe, edebiyat ve sinema merakı olan yazar “Lise yıllarından hayalimdi” dediği motosikletine ve fotoğraf makinesine otuzlu yaşlarda kavuştu. Kısa hikayeler , gezi yazıları ve gündeme dair yazan yazar ve halen Açık Öğretim Fakültesi’nde fotoğrafçılık ve kameramanlık bölümü okumaktadır. En büyük hayali “ Türklerin göç yollarından portreler” olan Haydar Mutaf bu hayali için gelecekte çıkacağı Orta Asya gezisinin planlarını kurarak uykuya dalmaktadır. Bekar olan yazar bilimsel araştırmalar için belli dönemler Gebze’de belli dönemler Gaziantep’de ikamet etmektedir. Ruhu ise Ankara’da yaşamaktadır.

1 Yorum

Yorum Yap