Edebiyat

Huzuru Hayallerde Aramak

hayal

Birden gözlerimi karanlığa açtım o sabah. Alarmın çalmasına uzun zaman vardı. Saat yeni geçmişti beşi ve güne başlamak için çok erkendi. Uyumayı denesem de bir türlü başarılı olamadım. Bende eskiden çok yaptığım bir şeyi tekrarlamaya karar verdim.

Öğrenciyken bu kadar erken uyandığımda bir sandalye alır, balkonda otururdum. Dünya hayatının insanı mecbur bıraktığı tüm o sorumluluklardan soyutlarım kendimi. Ne kariyer endişesi ne maddi kaygılar nede gündelik hayatın stresi, ağır bir küfe gibi sırtımda taşıdığım ne varsa hepsini içeride bırakıp öyle çıkardım. Bir rahatlama fırsatı olarak görürdüm bu vakitleri. Gözlerimi kapatır hayaller kurardım.

Bir bardak çay yaptım ve balkonda yerimi aldım. Sokaklar gayet sakin. Hafif esen rüzgârın çıkarttığı sesi duyuyorum. Bahçedeki ağaçlar yaprakları ile eşlik ediyorlar. Tek tük geçen araçlar bile güzel bir enstrüman gibi katılıyor onlara. Bir an tüm sesler duruyor. Sabah ezanının sesi geliyor uzaktaki bir camiden ve sırayla diğerleri de eşlik ediyor. Biri bitmeden diğeri başlıyor. Gecenin sade sessizliği bir anda devasa bir senfoni orkestrasına dönüşüyor.

Gözlerimi kapatıp öyle dinliyorum. Tabiri caizse iliklerime kadar hissetmek istiyorum bu mükemmel armoniyi. Tamamen odaklandığım bir anda gözlerimin önüne belli belirsiz hayaller geliyor.

Gözlerimi açıyorum ve bir anda kendimi İstanbul’da buluyorum. Dolmabahçe civarındayım. Bir polis kıyafeti var üzerimde. Görevimizi tamamlamış bekliyoruz. Artık eve gidip bacaklarımı uzatmak istiyorum. Yorgunum dinlenmeye ihtiyacım var. Tam kendimi kanepeme uzanmış hayal ederken bir anda her yer aydınlanıyor ve kulakları sağır eden bir ses geliyor. Bir an kendimden geçiyorum. Gözlerimi açtığımda karşımda yıldızlar var. Sırt üstü düşmüşüm. Ayağa kalkmayı deniyorum ama bacaklarımı hissetmiyorum. Bağrışmalar ve koşuşan insanlar görüyorum. Yaralılar ve yardımlarına koşanlar. Hareket etmeye çalışıyorum ama olmuyor. Bedenimde bir sıcaklık hissediyorum. Bu hayal bana ağır geldi. Düşünmekten vazgeçtim bir an.

Bir kez daha deniyorum huzuru aramayı. Zihnim Halep’e götürüyor beni. Çocuğunun elinden tutarak ona güvenli bir yer arayan babayım bu seferde. Hemen bitişikteki eve bomba düşmüş. Kocaman bir toz bulutu kaplamış ortalığı. Bizde evden çıkıp biraz daha güvenli bir yer arıyoruz. Ağlama ve inleme sesleri kulaklarımızı tırmalıyor. Koş kızım diyorum sürekli. Çatışma sesleri var. Bazen yakından geçen kurşunların sinek vızıltısını andıran sesini hissediyorum. Bir anda kızımı tutan elime bir ağırlık çöküyor. Döndüğüm anda beynimden vurulmuşa dönüyorum. Elbisesi kanlar içinde. Tüm kuvvetim bedenimden çıkıp gidiyor. Artık kaçmaya mecalim yok. Cansız bedenini kucağıma alıyorum.  Gözyaşları yavaş yavaş süzülüyor yanaklarımdan.

Son kez kapanıyor gözlerim. Bu seferde Kayseri de çarşı iznini bekleyen bir askerim. Yatağımı muntazam bir şekilde toplamışım. Botlarım neredeyse ayna gibi olmuş ve tıraşım mükemmel. Bu gün dışarı çıkmama engel olacak hiçbir şey yok. Canım kumpir çekti geçen gün. İlk hedefim kumpir yiyecek bir yer bulmak olacak. Saat geldiği anda koşar adımla çıkıyoruz birlikten. Otobüs durağa doğru yaklaşıyor. Biraz daha hızlanın diyorum arkadaşlarıma. Bu otobüsü kaçırmak bizim için zaman kaybı. Hep beraber otobüse biniyoruz. Hepimizin hayalleri var bu gün için. Şakalaşıyoruz sürekli. Herkes çok neşeli. Bir anda parlak bir ışık geliyor ve o korkutucu uğultu. Kulağımda şiddetli bir çınlama var. Başımdan aşağı bir sıcaklık geliyor galiba kanıyor. Daha önemlisi kolum boşa düşüyor bir anda. Kolumu omuzuna attığım arkadaşım yerde yatıyor. Nefes alıp almadığına emin değilim. Aklıma az öne anlattıkları geliyor. Nişanlısı gelmişti bu gün memleketten. Ne kadar özlediğinden bahsediyordu.

***

Başıma bir ağrı saplandı. Keşke kan ter içerisinde uyandığım bir kâbus olsaydı gördüklerim. Hemen balkondan içeri girdim. Hiçbir gecenin sabahı alamazdı bu ağır dertleri. Onlarca ailenin evinde hüzün varken huzurlu olmak lükstü. İnsanların özgürce nefes bile alamadığı dünyada hayal kurabilmek bile lüks.

Son kez baktım camdan dışarı ve yavaşça perdeyi çektim o eski huzurlu sabahların üzerine…

Yazar Hakkında

Serhat Emirzeoğlu

Eylül 1987 de Trabzon'da doğdu. Sırasıyle 24 Şubat ilköğretim okulu, Fatih İlköğretim okulu, Prof. İhsan Koz lköğretim okulu ve Fatih Lisesinde okudu. Liseden sonra Ege Üniversitesi Tekstil Mühendisliği bölümünü tamamladı ve mesleğini yapmak üzere Gaziantep'e yerleşti. Halen özel bir şirkette mesleğine devam etmektedir.
Okumayı seven bir ailenin çocuğu olarak küçük yaşlardan itibaren edebiyata ilgi duyuyordu. İlk okulda annesi ve öğretmenlerinin yönlendirmesi ile şiir yazmaya başladı. Prof. Ihsan Koz İlköğretim okulu bünyesinde öğretmen ve öğrencilerin beraber hazırladığı ve iki ayda bir basılan Sevgi Gazetesi'nde muhabirlik yaptı. Bu dönemde düz yazıya ilgi duymaya başladı ve yazı çalışmalarını hikaye ve denemeler üzerine yoğunlaştırdı. Lisans öğrenimi sırasında üniversite bünyesinde faaliyet gösteren sosyal topluluklar da aktif olarak görev aldı. Faaliyetler sırasında tanıştığı, farklı kültürleri temsil eden birçok öğrencinin hayatından ilham alarak yazı çalışmalarını şekillendirdi.
Halen amatör olarak hikaye, deneme, kitap ve film incelemeleri üzerine çalışmalar yapmaktadır. Bunun yanında bir internet sitesi ve bölgesel yayın yapan gazete de basketbol üzerine köşe yazarlığı yapmaktadır.

Yorum Yap