Aktüel

İdam Kararını Kim Neye Göre Verecek ?

Rahmetli dedemle oturup konuştuğumuz zamanlarda merak edip gençliğini eski zamanları sorardım. Bu konuşmaların her seferinde konu Adnan Menderes’in haksız idamına ve Halk Partisine karşı kin dolu sözler söylemesi ile devam ederdi.

Büyük şehirde yaşamanın ve gençliğin verdiği hareketlilikten kafamı dağıtacağım ya da kendimi yönlendireceğim birçok faktör olduğundan dolayı dedemle yaptığım konuşmalardaki dedemdeki acının verdiği nefret söylemleri benim için sadece tarihte yaşanmış anılar olarak kalırdı.

Fakat çevremde düşüncelerimi dağıtacağım olgular olmasaydı büyük bir ihtimal dedemin sözleri bende de bir nefret duygusu oluşturacak ve sistemden intikam alma duygusu genç aklımı kasıp kavuracaktı.

Tarihe baktığımız zaman acımasız yönetimleri tahtlarından indirenlerin acıyı yaşayanların çocukları ya da torunları olduğunu görebiliriz. Çünkü acıyı tatmış kişi, acının verdiği kaybetme duygusu ile kendini ya da ailesini kaybetme duygusuna kapılmış, bundan dolayı da aksiyon duygusunu kaybetmiştir. Tek yaptığı karşı koyma davranışı çocukları ya da torunları ile konuşarak acıyı paylaşmaktır. Bu sebeple yönetim değişimlerini isyan ederek acıyı yaşayanların soylarından gelenler yapmaktadır.

Adnan Menderes’in idamının haksız olduğu açık bir şekilde bellidir. Fetullahçı terör örgütü, zamanında Türk milleti içinde sempati toplamasının sebeplerinden biri de Adnan Menderes’in idamına karşı duyulan kinin bir yansımasıdır.

Cumhuriyet tarihimize baktığımız zaman “devlete ihanetten” dolayı haksız birçok idamın olduğunu görebiliriz.

Adnan Menderes, Fatih Rüştü Zorlu, Mustafa Pehlivanoğlu, Ali Bülent Orkan, Erdal Eren, tartışmalı bir hayatı olsa da kimilerine göre haksız idam edilen İskilipli Atıf Hoca ve bunun gibi niceleri…

ali_bulent_orkan

Devlete ihanet kavramı o kadar ince bir çizgidir ki, kanunları elinde tutanların keyfi kader uygulamaları ile devlete ihanet kavramını istenilen noktaya çekebilmektedirler.

Buna en iyi örnek 12 Eylül darbesinden sonra Milliyetçi Hareket Partisinin devlete ihanetten yargılanmasıdır. Bu dava ile BBC radyosunun haberi ironiyi çok güzel bir şekilde göstermektedir.

“Devleti yıkmakla suçlanan MHP’liler liderleri salona girdiğinde hep birden ayağa kalkarak, ayni devletin İstiklâl Marşı’nı okudular, dünyanın en ilginç siyasi davalarından birisi Ankara’da başladı…”

Bu yada buna bağlı davalardan 9 milliyetçi genç idam edilmiştir.

selcukduracik_halilesendag

Bugünlerde konuşulan idam konusunda ise geçmişe yönelik suçlarında idam kapsamına alınmasını istemek Türk Devleti geleneğine tamamen aykırıdır.

Yaklaşık 2000 yıllık Türk devleti geleneğinde devletin verdiği kararlar katidir. Devletin verdiği kararlar güvenilirdir, güncel olaylara göre geçmişside içine alacak şekilde değişmemiştir.

Her ne kadar Abdullah Öcalan gibi bir teröristin özel bir adada, ada hayatı sürüp, kitap bile yazmasına izin verilmesi ben dahil bir çok kişinin içine sinmese de, birkaç hain yüzünden Türk Devlet Geleneğinin hiçe sayılması Türk kültürüne bir hakarettir. Senelerin mirası olan Türk Devlet kültüründe kanunlar isteğe bağlı olarak geçmişi kapsayacak şekilde değiştirilmiş olsaydı 17. Büyük Türk Devletini kurmuş olamazdık. Abdullah Öcalanı idam kararı yürürlükte iken idam etmesi gerekirken idam etmeyen Meclis, bu kararı kaldırdıktan sonra tekrardan geri getirip geçmiş cezalarıda kapsayacak şekilde genişletmeye çalışması Devlet’in değerlerini hiçe saymasından başka bir anlam ifade etmemektedir.

“Devlete ihanet” kavramı yukarıda bahsettiğim gibi farklı boyutlara çekilebilmektedir. Ergenekon davasında yargılanan askerler eğer idam cezası yürürlükte olsaydı masum olmalarına rağmen müebbet hapis cezası yerine idam cezası alacaklardı.

Milliyetçi Hareket Partisinin bile “devlete ihanetten” yargılandığı bir ülkede idam cezasını geri getirmek ülke geleceği için tehlikeli bir durum oluşturma ihtimali bulunmaktadır. Çünkü 10-15 sene sonra benim, sizin gibi insanların kimseye zarar vermeden sahip olduğu milliyetçilik vs gibi düşünceler yüzünden idam edilmeyeceğinin garantisi ne yazık ki bulunmamaktadır.

İdam cezasını tekrardan gündeme gelmişken yeni Adnan Menderes, Fatih Rüştü Zorlu, Halil Esendağ, Mustafa Pehlivanoğlu, Erdal Erenlerin yaşanmaması için tarihimizide göz önünde bulundurulması gerekmektedir.

Haksız yere idam cezalarından sonra, yeni nesillerin devleti sahiplenmek yerine devlete karşı koymaları acı bir gerçektir. Bu gerçekler göz önünde bulundurulmalıdır.

erdaleren

Peki idam cezası gelmeli midir ?

Şahsi fikrim cinsel saldırı olaylarında idam cezası kesinlikle gelmelidir, özellikle çocuk istismarı konularında idam konusunun tartışılması bile yersizdir.

Peki Avrupa Birliği ne der ?

Bu sorunun en güzel cevabı;  Türkiye Brüksel’den değil Ankara’dan yönetilmektedir.

 

 

 

 

Yazar Hakkında

Semih Karagöz

32 yıllık yaşam öyküsünü kısaca yazmak gerekirse, bu öykünün temel taşları;

Evli ve bir çocuk sahibiyim,
Mühendisim
İstanbul doğumluyum...

Yorum Yap