Edebiyat

İki Dünya Arasında

Yazar | Seda Çiçek

Gurbet insanın kendisiyle boy ölçüştüğü yerdir. Aşk ise orada bir başkadır. Yalnız olan insanın bütün ümitleri o sihirli ilişkide gizlidir. Ona bir adım daha yaklaşmak heyecanıyla gam dehlizini andıran gecelerde sabahlar iple çekilir; ne yazık ki kaderde talihsizlik varsa her doğan gün aradaki duvarı biraz daha örer. Bu durum hisli ve içli gurbeti yürek ağrılarıyla dokur; ah ne o ağrılara tahammül edilir ne de onlardan kopulur…”

 İki dünya arasında Mehmed Niyazi’nin gurbette geçen bir aşk hikayesini anlatır. Kitaba ve konuya geçmeden önce, kitabı okurken Mehmed Niyazi’nin kaleminin gücünü çok derinden hissediyorsunuz. Kitaptaki kişilerin ve olayın gerçek olduğuna kesinlikle inanıp onlarla yaşıyorsunuz. Alıp sizi götüren muhteşem bir kitap. Bir sonraki sayfayı heyecanla çeviriyorsunuz. Buda yazarını kaleminin gücünü kanıtlar nitelikte.

Son günlerde çok fazla konuştuğumuz bir konu mültecilik ve asimilasyon. Kendi vatanından bayrağından uzak bir yabancı olarak yaşamak. Yabancı olmak her şeye ve  yaşamın misafiri olmak.  Buna gençlik ve öğrenciliği eklersek biraz daha zor ve karmaşık hale gelir hayat.

“Vereceğim her umut, onun için hüsran kaynağı olacaktı, çünkü bir yabancıydım; günün birinde yurduma dönecektim. Aramızda sosyal, ekonomik büyük farklılıklar bulunduğundan bir insani buradan alıp ülkeme götürmeyi göze alamıyordum. Askı uğrunu da olsa yapacağı fedakârlığın beni ezeceğine inanıyordum. Bir gün onu kırarsam duyacağım vicdan azabını düşünemiyorum.”

İşte Mehmed Niyazi’nin iki dünya arasında kitabı bunu işlemiş. Yazar genç bir insanın yurt dışında öğrenci iken yaşadığı ekonomik sıkıntıların yanında gençliğin o ilk heyecanı ‘aşk’ı bulmasını anlatır.. Onun karmakarışık duygularını gelgitlerini mükemmel şekilde işlemiştir. Üstelik bu duygularının karşısında ise sürekli olarak yabancı olması yüzüne vurulmaktadır. O sıradan bir yabancı da değildir. Yüzyıllardır sürüp gelen bir Türk düşmanlığıdır bir yandan yaşadığı…

ötüken iki

“Tarihi figür sözü beynime burgu gibi işlemişti. Yüzyıllarca suren hilal-hac kavgasında orduları onlar hazırlayıp, saldırmışlardı. Ceddim de ila-yi Kelimetullah uğruna kılıç sallamıştı.”

Bu güzel kitabi okurken üniversite yıllarım aklıma geldi. Üniversitede çok sevdiğimiz Filistin li Mahmut vardı. Çok saygılı efendi bir gençti. Mahmut çok temiz bir çocuktu. Hep ütülü ve temiz kıyafetler giyerdi. Bazen kantine çok üzgün gelirdi sebebini sorduğumuzda ailesi ile görüşemediğini savaştan dolayı telefonlarda sorun olduğunu anlatırdı. Kendi vatanlarından nasıl kovulduklarını topraklarının nasıl işgal edildiğini gözleri uzaklara dalarak anlatırdı bazen. Bizim gamsız öğrenci dünyamızın yanında onun sorumlulukları ağırdı. En önemlisi ilim götürmesi gereken savaş halinde bir ülkesi vardı. Haberleri takip eder zaman zaman ailesinin can güvenliğinden endişe ederdi.

Bu Dünyanın en zor şeyi bayraksız ve vatansız yaşamaktır herhalde. Allah milletimize ve gelecek nesillerimize bunu hiçbir zaman yaşatmasın. Ve bizler için kanını feda eden şehitlerimize rahmetler eylesin.

 

 

Yazar Hakkında

Seda Çiçek

1981 Nisan ayı doğumlu olan yazarımız. İlk ve orta öğrenimini İstanbul’da tamamladı. Yüksek öğrenimini Konya Selçuk Üniversitesi Çevre Mühendisliğinde tamamladı. 2004 yılından beri çeşitli sektörlerde çalışmaktadır. Tarih ve edebiyata çok meraklı olan yazarımız evlidir ve bir çocuğu vardır. En büyük hayali kendi bahçesinde yetiştirdiği ürünlerden sağlıklı yemekler yapıp kendi kitabını yazmak olan yazarımız edebiyat ve tarih dolu bir hayat yaşamak istemektedir.

Yorum Yap