Gündem

İlk Ders: Vatan Sağolsun

Yıl 2010. Henüz reşit dahi değilim. Sabahın köründe bilgisayarın başına oturmuş, ısrarla aynı sayfayı açmaya çalışıyorum. Açılıveriyor birden. Karşımda belire n ekranda büyük puntolu harflerle KAZANDINIZ yazıyor.  Sinemaya, tiyatroya gitmeyip; arkadaşlarımla bir bardak çay içmeden geçirdiğim yılın sonunda memnuniyetle bakıyorum ekrana. Evin içinde dört dönüyorum mutluluktan, öğretmen olacağım… Çocukluk hayalim bu benim; bir öğretmek istiyorum sonsuza kadar bir de yazmak… Ağlıyorum mutluluktan… Ardı arkası kesilmiyor telefonların, soran sorana. Övüne övüne anlatıyorum, başardım. Tek tercih yaptım, sadece öğretmenlik yazdım, evet, biraz da risk aldım ama kazandım; değdi her şeye.

Ağustos ayında ailecek gidiyor ve kaydımı yaptırıyoruz. 100 yıllık, çınar gibi bir fakülte, yüreğim yerinden fırlayacak gibi hissediyorum.  Formları dolduruyorum, evraklarımı bırakıyorum, öğrenci kartıma bakmaya doyamıyorum. Saatler boyu, binlerce kere üzerindeki Kimya Öğretmenliği yazısını okuyorum. 18 yaşımın başlarında, hayatımın baharında, hayallerimin sadece bir adım gerisindeyim.

Eylül geliyor. Biraz ağlayarak biraz gülerek valizlerimi hazırlıyoruz annemle. ‘’Nasıl yapacağım kızım ben?’’ diyor. Şehir dışına gitmem fikrine fazlasıyla uzak olan annemin yüzüne bakıp alay eder gibi; ‘’Alış bunlara annişkocuğum, atanıp uzaklara gittiğimde ne yapacaksın bakalım?’’ diyorum. Ses etmiyor.

Otogarda gözyaşları mutluluklara karışa karışa uğurluyorlar beni. Hayallerime doğru yol olan bir otobüsün içindeyim. İlk defa yalnız yaşayacak olmanın, başka bir şehrin, yeni bir hayatın ve öğretmenliğe doğru yürüyor olmanın amansız mutluluğuyla yerimde duramıyorum.

Pazartesi günü geliyor, saat 10.20’yi gösteriyor, fakültenin 206 numaralı dersliğine giriyorum. Öğrenmenin ve öğretmenin detayları ile ilgili bir ders dinliyorum ve başlıyor her şey. 5 koca yıl boyunca bu hayale bir adım daha yaklaşmanın mutluluğu kat kat artıyor içimde. Bir çocuğun sorusunu cevapladıkça, bir özel ders verdikçe, bir sunum yaptıkça daha da coşuyorum. Son yıla geldiğimizde kpss gibi bir gerçekliğin var olduğu sorunsalıyla yüzleşmeye başlıyorum.

Fakültede yıllar boyu öğrendiğim bir gerçeğe de sırtımı dayayarak kpss için hayatımdan vazgeçmiyorum. Delicesine ders çalışıyorum hayalim uğruna, bir taraftan tezimi yazıyorum ama arkadaşlarımdan, sosyal hayatımdan soyutlamıyorum kendimi. Sınava giriyorum, hiç fena olmayan bir puan alıp beklemeye başlıyorum. Dilimden eksilmiyor her gece ‘’Allah’ım lütfen atanayım’’ nidaları. Yan odada annem, ‘’Terör olan yerlere gitmesin Allah’ım, oralara gidecekse atanmasın.’’ Diye dua ediyor. Emeğime haksızlık yaptığını düşünerek sitem ediyorum. Bir akşam üstü, 16.00 suları, aynı sitede aynı beyaz ekranda KAZANAMADINIZ yazan satırı okuyorum. Hayallerim, emeklerim, geleceğe dair planlarım, heveslerim kuş olup uçuyor yüreğimden. Kaç gün hıçkıra hıçkıra ağladığımı inanın bilmiyorum.

Hıçkıra hıçkıra ağlıyorum.Kendime, hayallerime, emeklerime, Aybüke’ye… Ataması yapılıp teröre kurban edilmiş öğretmenlere, atanamadı diye polis olup şehit edilenlere, atanmayı bekleyen benim gibi ne hissedeceğini bilemeyen tüm öğretmenlere, her şeye rağmen atanamazsa polislik mülakatlarına girmeyi kafaya koymuş yiğitlere, ülkeme, çaresizliğe…

Kızgınlığım, öfkem, hayal kırıklığım baskın geliyor ve sonraki yıl sınava hazırlanmayı tüm baskılara rağmen reddediyorum. Bunca emeğe, bunca hayale rağmen atanamamayı sindiremiyorum. Bir reklamcılık şirketinde, kötü sayılmayacak bir maaşla reklam danışmanlığı yapmaya başlıyorum.

Eylül gelene kadar. Okul zilinin sesini yüreğimde yankı yankı duyana kadar. Öğrencilerin sokakları, yolları doldurduğu, öğretmenlerin öğrencileriyle kucaklaştığı sahneleri görene kadar. İstifa ediyorum. Bir ay kadar sonra ücretli öğretmenlik için arıyorlar ilçeden, koşa koşa gidiyorum. Asgari ücretten düşük bir parayla, delilercesine çırpınarak yapıyorum mesleğimi. Akşamları evime geldiğimde kaç ağrı kesici içtiğimi, ayaklarımın ne kadar su topladığını, kazandığım paranın giderlerime yetmediği gerçeğini zerrece umursamıyor ve bir karar alıyorum, yeniden hazırlanmaya başlıyorum.

Bütün bir yıl boyunca denemeler, kitaplar bitiriyorum. İlk sınavlarıma giriyorum, sonuçlarımı bekliyorum. Ders çalışmaya mola verip televizyonu açıyorum ve karşımda Aybüke Öğretmen’in gülen gözleri ile öylece kalakalıyorum.

Aynı sosyal medya grubunda sonuç beklediğim, sorularıma cevap veren, atanınca yaşadığı mutluluğa tanıklık ettiğim yoldaşımın teröre kurban edildiğini öğreniyorum. Yutkunamıyorum. Hayata dair berbat bir derse tanıklık ediyorum. Kendimden çoktan geçmiş vaziyette dizlerimi karnıma çekip hıçkıra hıçkıra ağlıyorum. Kendime, hayallerime, emeklerime, Aybüke’ye… Ataması yapılıp teröre kurban edilmiş öğretmenlere, atanamadı diye polis olup şehit edilenlere, atanmayı bekleyen benim gibi ne hissedeceğini bilemeyen tüm öğretmenlere, her şeye rağmen atanamazsa polislik mülakatlarına girmeyi kafaya koymuş yiğitlere, ülkeme, çaresizliğe…

İki sene öncesinde anneme kızdığım duanın kadrini kıymetini kalbimin en sancıyan yerinde hissederek ağlıyorum. Valizimi hazırlarken karşımda susup öylece bakışındaki manaya ağlıyorum. Bir yandan gözyaşlarımı siliyor bir yandan ‘’Atanayım Allah’ım, hakkımda hayırlısı olsun, alnıma yazılmışsa şehit olurum, atanayım lütfen.’’ Diye dua ediyorum içimden.

Mekânın cennet olsun Aybüke Öğretmen.

Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak.

Biz biz hala buradayız.

Vatan sağolsun.

Yazar Hakkında

Esra Yüksel Koşu

1992 yılının Ağustos ayında İstanbul’da dünyaya geldim. İlköğretim ve lise eğitimimi bu şehrin bulutları altında tamamladım. Bu esnada okul dergilerinde ve birkaç kurumsal dergide şiirlerim yayımlandı. Eğitime ve insan ilişkisine verdiğim önemden ötürü öğretmen olmaya karar verdim. Balıkesir Üniversitesi Necatibey Eğitim Fakültesi’nde Kimya Eğitimi Anabilim Dalı’ndan yüksek lisans derecesi ile mezun oldum. Lisans eğitimim sırasında engelli erişilebilirliği konulu çalışmalar yürüttüm ve ODTÜ tarafından gerçekleştirilen bir yarışmada projemde derece kazandım. Eğitimimi tamamladıktan sonra İstanbul’a döndüm, halen burada yaşıyorum. 2 yıldır bir devlet okulunda Kimya öğretmenliği yapıyor, aynı zamanda da yazmayı sürdürüyorum.

Yorum Yap