Edebiyat

İyi Adamlar, İyi Atlara Binip Yittiler

Bir zamanlar en büyük derdimiz annemizin beslenmemize koyduğu ayranın kapağının açılıp tüm çantamızı mahvetmesiydi yada en büyük isteğimiz arkadaşımızda olup da bizde olmayan teneke kutunun içindeki 24’lü Faber Castel kuruboyadan bizde de olması..

Zaman geçti sonra..

Arkadaşlarımızla kavga sebeplerimiz de kardeşimizi korumak olmaktan çıkmıştı mesela..

Ve biz büyüdük…

Çok şey bekledik büyümekten

Heyecanlandık,

Hayaller kurduk;

Zamana kızdık hızlı akmıyor diye hatta..

Ve beklediğimiz oldu..

Zaman bize dedi ki; madem o kadar istedin, gözlerini öyle bir güne aç ki çeyrek yüzyıl yaşında ol..

Çeyrek yüzyıl kadar yaşadık..

O kadar hızlı yaşadık ki sebebi değişen gözyaşlarımız kurumaya fırsat bile bulamadan aktı;tazelendi Ve biz büyüdükçe daha çok ağladık…

Takvimden aldığımız yaşlar artıkça, acabalarımız da arttı ağlatanlarımız da..

Yaşarken giydiğimiz her tecrübe tam oturmadı çünkü bedenimize ama küçük ama büyük..

Galiba büyümek zannettiğimiz kadar sevmemişti bizi..

Ama vazgeçmedik;

Kuru boyalar aldık kendimize pilot kalemin ciddiyetinden sıyrılmak için,

Kalın kitaplara, küçük kalemlerle gülen yüzler çizdik gülümsemeyi kimse unutmasın büyüdükçe diye,

Canımız sıkkınsa yine çokomel kağıtlarını düzleştirmeye sığındık çikolatalarını yedikten sonra,

Yine gittik kız kardeşimizle kavga edenlere kötü kötü baktık,

Yaşımıza aldırmadan babamızın kucağına oturduk sonra..

Çeyrek yüzyıla acılarıyla beraber meydan okuduk yani kendimizce…

Ama bir gün öyle bir şeyi fark ettik ki;

Meydan okumaya dahi hâcet kalmadı…

İyi adamlar da kuru boyalarla, çokomel kağıtlarıyla,çeyrek yüzyılın takvim yapraklarıyla kaybolmuştu..

İyi adamlar iyi atlara binip gitmişlerdi gerçekten yaşadığımız dünyada..

Biz çeyrek yüzyıl yaşarken onlar yaşlanmış ve gitmişlerdi..

Daha acı olansa; iyi adamlar iyi kadınları arkalarında unutup ve yalnız bırakıp gitmişlerdi…

Gözlerimizde her gün tazelenen yaş ondandı; iyi adamlar bir mevhumdu artık..

Yoktu iyi adamlar..

Ve biz bir vakitler yaşamış iyi adamlara yetişememiş,onları yitirmiş,

Arkalarında unutulup gitmiştik…

Artık ne iyi atlar vardı dünyada;

Ne de iyi adamlar..

Yazar Hakkında

Tuğba Betül Özsoy

1991 Ankara doğumluyum.İk ve Orta öğrenimimi Aydın-Nazili’de tamamladım.Lakin lisans hayatım öncesi gibi tek şehirde geçmedi.2008-2009 yılları arasında Erzurum Atatürk Üniversitesi Edebiyat Öğretmenliği Bölümü’nü kazanıp burada bir yıl geçirdikten sonra lisedeki hedefimi unutamayıp okulu bıraktım ve 2011-2015 yılları arasında öğrenim aldığım,hali hazırda mesleğini icra etmeye yaklaştığım İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Bölümü’nü kazandım ve mezun oldum.Lakin okuma maceram bu aşamada sonlanmamış olup halen 2016 yılı itibariyle kazanıp kayıt yaptırdığım İstanbul Medipol Üniversitesi Uygulamalı İngilizce ve Çevirmenlik Bölümü öğrencisiyim.
Derginin bana ayırdığı bu küçük kısımda kalemimi,kelimelerimi sizinle paylaşacak olmanın heyecanını yaşıyorum.Umarım kelimeler en güzel ortak noktamız olur.Huzura vesile olan güzel kelimeler paylaşırız.Kısaca ben buyum.Ama yukarda verdiğim kronolojik bilgilerin dışında ki bence en güzel tanıtma şeklimdir kendimi;
“Bir ademoğlu ile zevcesinin kerimesiyim”…

Yorum Yap