Düşünce Felsefe

İyi ki Allah Var!

Yazar | Murat CANVER

İyi ki Allah var!

Evet, iyi ki var…

O var olmasaydı biz de var olamaz, hatta bu cümleyi dahi kuramazdık demeyin.

Bir insanın zihin penceresinden, gönül aralığından çıkan sözler olarak addedin bu nidayı.

Dünyayı gördükçe, gözlemledikçe O’nun varlığına ve ahirette sunacağı hesaplaşmaya şükretmemden daha doğal bir şey olamaz!

Dünyayı derken tabiatı değil insanların dünya üzerinde kurdukları düzeni kastediyorum elbet.

İnsan eline bırakılan hayatın ne acı sonuçlarla dolu olduğunu, insanın insanı nasıl da tüm duygu, vicdan, akıl ve onu iyiye yöneltecek melekelerinden sıyrılarak bir makine gibi katlettiğini geçtiğimiz yüzyılda çok acı bir şekilde tecrübe eden insanlık, bu yüzyıla da çok umut verici gelişmelerle girmiyor.

Katliam, gasp, tecavüz… Kötülüğü ifade eden ne kadar çok kavram ve ifade varsa hemen hemen her gün iletişim araçlarıyla zihnimize aktarılıyor. Üstelik bunca yapılan haksızlıkların, hak alma anlamında bir karşılığı da olmuyor.

Zalim zulmettikçe iktidarda kalıyor ve iktidarını güçlendiriyor. Mazlum sesini kıstıkça yaşamını sürdürebiliyor ki o yaşadığı hakikaten yaşamaksa!

İnsan hep haksızlıkların hesabının sorulacağı, hakların hak sahiplerini zerre hesabınca takdim edileceği günün hayalini kuruyor. Bu insanlığın en büyük ütopyasıdır!

İnanırsınız, inanmazsanız… Bu ütopyanın gerçek olacağını bize yalnızca din vadediyor. Bu ütopik gün Peygamberimin diliyle “Boynuzsuz koyunun boynuzlu koyundan hakkını alacağı” bir gündür. Yani yalnızca dünya hayatında kendi yetenek, çalışma ve fiillerinizle elde ettiklerinizi ne yönde kullandığımızdan değil, Tanrı’nın bize bahşettiği doğal varlıklarımızı da ne yönde kullandığımızdan sorulacağız.

İnsan bu dünyada hep böyle büyük bir mahkemenin kurulmasını düşlemiştir. Yani adaleti! Adalet arayışı, haksızlığa uğramak, hesap sorma isteğini haklı olarak uyandırır.

Hesap soramadıkça yani güçlenemedikçe sorulamamış hesaplarımızı ölümden sonra Allah’ın soracağı umuduyla yaşarız. Yani son umut;

Evet, Tanrı inancı insanlığın bu nedenle son umududur. İnsanın insandan umudunu kestiği yerde, tüm iyi beklentilerin sona erdiği noktada, işleri ve nidaları Tanrı’ya ulaştırmak isteriz. Bu yaşamı ve insanı yarattığına inandığımız Tanrı’nın tüm yaşananları ve haksızlıkları gördüğü ve haksızlıkları yapanların yanlarına bırakmayacağı umuduyla… Bir son umutla yaklaşırız O’na…

Ben herhangi bir tanrıya değil, Kur’an’da El-Adl olarak geçen, Yaşamın ve var olan her şeyin sahibi olan Malik’ül Mülk’e, hakikatin kendisi olan El Hakk’a, yani Allah’a inanıyorum. O’nun bu dünyadaki tüm yapılanları görüp, hesap görücü olarak hepimize kâfi geleceğinden de şüphem yok!

Ancak bu inanç ve yaşamımıza ait meseleleri yaşamın nihayetinden sonraya ertelemek, yaşayan insanların sorunlarını elbette ki çözmüyor. Birey olarak beni ayakta tutan inancım toplumu ayakta tutmuyor. İnsan kendi meselelerinin çözümünü aynı ontolojik düzlemde çözebilme yetkinliğine ulaşabilmelidir. Bu minvalde ertelemek, aldanmak ve geleceği karartmaktır. Dini terminolojide emr-i bi’l ma’ruf nehy-i an’il münker olarak geçen kavramda, kötülerin kötülüğünden, bu kötülüğü engellemeyen iyiler de sorumlu tutulur.

Bu nedenle insan iyiye ulaşma yönünde ilerlemeli ve güçlenmelidir. İyiye çalışmalı, güzele uğraşmalıdır. İnsanın meselelerini yalnızca insan çözecektir çünkü.

Tanrı vahiy ile müdahale ettiğinde dahi bunu bir insan eliyle insanlığa ulaştırmıştır. Bunu unutmamalı!

“İyi ki Allah var” dediğimde kendimin yani bireyin sorununu çözmüş olurum. Bu da önemli fakat bundan da önemlisi insanlığın “İyi ki insan var” diyebilmesidir. İnsanlık bunu diyebildiğinde dünyanın daha iyi bir yere dönüştüğünü anlayabileceğiz demektir. Bir veciz ifadeye teşbihle diyorum ki:

Muhtaçlığım ayıbımdır, ben ki insana muhtaç!

Yazar Hakkında

Murat CANVER

Gaziantep Üniversitesi Endüstri Mühendisliğini bitirdi. Üniversite yıllarından beri pek çok farklı disipline ilgi duydu. Mühendislik üzerine yüksek lisansında Meta-sezgiseller üzerine çalışan Canver’in felsefi merakı ağır basınca yüksek lisansını yarıda bıraktı. Din, Felsefe, Psikoloji, Tarih, Siyaset ve Sinema Sanatı üzerine merakı olan yazar, Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Felsefe ve Din Bilimleri’nde yüksek lisans yapmaktadır. Genç Kültür, İndigo gibi internet dergilerinde çeşitli alanlarda yazılar yayınlamış, Cinerium adlı sinema sitesinde film eleştirileri yazmıştır. Godfather Sinema Dergisinde halen yazıları yayınlanmaktadır. İyi derecede İngilizce bilen Canver, 2009’dan bu yana yazdığı yazıları derleyeceği bir kitap ve felsefi bir roman üzerinde çalışmaktadır. Evli olan yazar, Ankara’da yaşamaktadır.

Yorum Yap