Gündem

Kadın Olmak

Yazar | Seda Çiçek

2017 yılına girdiğimiz şu günlerde geçtiğimiz yıla şöyle bir baktığımızda zor bir yıl olduğunu görüyoruz. Her gün gelen şehit haberleri, patlayan bombalar, darbe, iş kazaları, tecavüz ve cinayetler…

Toplum olarak olaysız bir günümüz geçmedi. Yaşadığımız acılar yüreğimizi dağladı. Ama son yıllarda çok fazla yaşadığımız ve yüreğimi acıtan diğer bir konu ise kadın cinayetleri ve tecavüz. Her gün bir sürü haberin çıktığı bu tecavüz olayları toplumun resmen çivisinin çıktığının göstergesi değil mi?

Birde bu tecavüz olaylarının ardından sosyal medyada yapılan yorumlar ise daha çok can sıkıcı. Mesela İstanbul Şişlide, genç üniversite öğrencisinin yolda yürürken saldırıya uğrayıp dört metre yükseklikte duvardan atılıp tecavüze uğraması veya yaklaşık 4 ay önce arkadaşları ile gezmeden dönen genç kızın evinin önünde tecavüze uğraması veya okuldan minibüs ile yurduna dönmeye çalışan üniversite öğrencisi genç kızın kaçırılmaya çalışması gibi…

Bu iğrenç haberleri internetten okurken bazen haberin alt kısmında habere yapılan yorumları da okuyorum. Sosyal medya gibi yerlerde de olaylar ile tuhaf yorumları görüyorum. Bu yorumların bazıları ise şöyle; “O saatte kızın sokakta ne işi var” veya “tek başına ne işi varmış” gibi yorumları görünce gerçekten beynimden vurulmuşa dönüyorum. Bu yorumları yazabilen insanlar var ya işte onlarda gerçek bir sapık ve saldırgan ruha sahipler bence. O eylemi yapan insandan hiçbir farkları yok.resim2

Burada eylemi yapan kadar bu yorumu yapan kişilerin de zihniyeti aynı. Geç bir saatte dışarıdasın, kadınsın, tecavüze uğrayabilirsin.

Eski Türk filmlerinde beyaz atlı prens jönler sevgililerine eşlerine evinin kadını çocuklarının anası olacaksın diyorlardı. Fakat günümüz şartlarında değişen ekonomik dengelerde eski Türk filmlerindeki gibi beyaz atlı jöne sahip kadınların sayısı yok denecek kadar az. Artık kadınlarda aile ekonomisine katkı hatta bazı durumlarda ekonomik sorumluluğu tek başına yüklenme görevleri de mevcut. Günümüz şartlarında birçok kadın çalışmaktadır. Düşününki; günümüzde çalışan bir kadın işi gereği fazla seyahat edebilir, evinin önünde tecavüze uğrayan mağdur kızın evine geldiği saatte evden çıkabilir veya o saatlerde evine gelmek zorunda kalabilir. Yani tek gayesi evi ve ailesini geçindirmek zorunda olan bu kadının da o saatte dışarıda olduğu için tecavüze uğrayabilir. İşte o haberlerin altına yorum yapan zihniyete göre durum bu. Yani hiçbir can güvenliği yok. Bunun tek sebebi sadece kadın olmak.

Türk kültüründe kadının her zaman sosyal hayatta yeri olmuştur. Kadın her zaman Türk toplumu tarafından önemli bir varlık olarak görülmüş ve kıymet verilmiştir. Ancak 1970’lerden sonra değişen ahlak yapısı ne yazık ki kültürümüzü de etkilemiş. Toplum günden güne muhafazakârlaşmaya başlamasına rağmen özellikle 90’larda özel televizyonların hayatımıza girmesiyle kadının cinsel yönü daha çok ön plana çıkmaya başlamıştır. Bu dönemde tabu olan cinsellik ulu orta konuşulup yapılan bütün TV programlarında ana konu olarak işlendi. Hatırlayın eskiden yılbaşında 12 den sonra Nesrin Topkapı’yı bekleyen halkımız özel televizyonlarla günün her saati dansöz izledi. Cinsellik hiçbir eğitim verilmeden en açık haliyle verildi insanlara. Kendi ailesinden olmayan kadının insan olarak değil cinsel bir meta ve obje olarak görülmeye başlandı. Medya ve yayın organları da reyting uğruna bu iğrenç görüşe çanak tuttu.

Geldiğimiz son nokta ise; Son zamanlarda cinayete kurban giden kadınların sayısında çok önemli bir artışın olması. Bu konuda Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının resmi web sistesin de 2010 yılından beri 1.638 (Bin altı yüz otuz sekiz) kadın öldürülmüş durumda. Adalet Bakanlığının verilerine göre ise 2009-2011 yılları arasında 29.980 (yirmi dokuz bin dokuz yüz seksen) kişi tecavüze uğramış.

Durum oldukça vahim gibi değil mi?  Kadın cinayetlerini ve tecavüzlerin bu boyuta gelmesinin bir nedeni ise bu eylemi yapan kişilerin yeterli cezayı almaması ve giydiği takım elbise ile iyi hal indirimi alması. Bir insanın hayatını, ailesinin hayatını sorumsuzca mahvediyor ama takım elbise ile bu durumdan kurtarıyor. Bu yapılan suçun hiçbir indirimi olmamalı. Bu eylemi yapan kişi kendi hayatının da geri dönüşü olmayan bir yola soktuğunu bilmeli. Belki cezaların yaptırımı fazla olursa eylemlerde düşüş olur umudunu taşıyorum. Ve elbette toplum bilimcilere medyaya ve eğitimcilere çok büyük iş düşüyor.

Yazar Hakkında

Seda Çiçek

1 Yorum

  • Merhaba,
    Günümüz en büyük problemine deyinmişiniz bu yazınızda ve gerçekten cezaların yaptırımı yetersiz, kısasa kısas olmalı,
    Toplum olarak çok zor günler geçirdiğimiz bu günlerde, paylaşımınız için teşekkürler.

Yorum Yap