Aktüel Gündem

Kızımın Gözünden Halep

Yazar | Murat CANVER

Söz vermiştim ona! Kucağıma ilk alışımda, yarı açık o yumuk gözlerinin içine bakmaya, kapı aralığından içeri süzülmeye çalışarak… Sana bambaşka bir dünya bırakacağım diye…

Hangi baba söz vermemiştir ki? Hangi baba istemez ki ovaları dümdüz ve yemyeşil, yaylaları nefesleri kesecek kadar temiz, denizleri masmavi, kanın ve petrolün karasıyla kararmamış; şehirlerinde sükunet ve barış olan, hırs içerisinde yarışılmayan ve en önemlisi ‘insan’ öldürülmeden insanca yaşanan bir dünyayı çocuğuna bırakmayı!

Dünyanın tüm babaları eminim bunu ister, hem de çok! İstemek ne kelime hem de biricik evladına böyle bir dünya bırakacağına söz verir. Bugünlerde böyle bir sözü en çok Halep’li babalar vermek ister şüphesiz. Hayatlarının başında, henüz olağan dünyaya anlam vermeye çalışırken olağanüstü bir durumu yaşayan dünya ile tanışmak zorunda kalmak bir çocuk için- ki hayatta kalmayı başarabilirse- bir daha dünyaya asla güvenmemek demek. Dünyanın en çirkin yüzü ile tanışmak, toz konduramadığı babasının güçsüzlüğüne ve çaresizliğine şahit olmak… Bir çocuk için nasıl bir şeydir?

İnanın bu tasavvuru Halep’li bir çocuğun yerine geçerek yapmak isterdim. Onlara göre nispeten huzurlu ve müreffeh bir yerde yaşarken, kendimi Halep’li bir çocuğun yerine koymak iddiası haddini aşmak olurdu. Ben ancak kendimi kızımın yerine koyabilirim. O da bir çocuk! Acaba böyle bir dünyada yaşamak onun için nasıl bir şeydir? Muhtemelen anlam veremiyordur olanlara, daha nesnelere anlam veremedi ki zaten! Ne dediğini duyar gibiyim:

“ Baba!

Ölüm ne demek?

İnsanlar neden ölür baba?

Onlar da bizim gibi yaşasa ya!

Oyun oynardık onlarla, arkadaş olurduk…

Oyun oynasalar ya baba, neden ölüyorlar ki?

Bu görüntüler… Çok gürültü var burda…

Birbirlerini duyamazlar ki böyle?

Birbirlerini duyamazlarsa birbirleriyle anlaşamazlar baba.

Anlaşıp, oyun oynasak ya!

Neden ölsünler ki ?

Benim arkadaşlarım neden yerde yatıyor baba?

Uyuyorlar mı?

Neden sokakta uyuyorlar?

Orda uyumasınlar üşürler…

Hem üstleri çok kirlenmiş, anneleri kızmaz mı baba?

Dur, uyandırayım onları da annelerinden azar işitmesinler?

Duymazlar mı?

Uyanmazlar mı?

Tabi ya, televizyondan duymazlar değil mi baba?

Yoksa o kadar bağırmama çoktan kalkarlardı.

Neden oyun oynamıyorlar?

Acıktılar mı acaba?

Meyve püremden, sıcak sütümden, çorbamdan veririm.

….

Oynasınlar artık!

Kaldırsana baba onları

Neden uyandırmıyorsun?

Baba! Baba!

….”

Bir çocuk neden ölür ki? Ben de bilmiyorum kızım desem, bir baba ne işe yarar ki bu durumda cevap veremeyecekse? Tanrım! Babam yokken sen vardın, Ne olur rahmet et, babam ol, rahmet ki bilelim, Neden ölür çocuklar? Bunu kulaklarımızda çocuk istismarı haberlerinin çınladığı bir diyardan soruyorum: Bildir ki kızıma söyleyeyim, hikmetini kavrayamadığım soruları, çocukluğun hikmetiyle karşıma getiren sensin…

Sana sığındık, Rahmetinle meleklerini yalnızca çocuklar için Halep’e indir!

Rahmet-i Rahman…

 

 

Yazar Hakkında

Murat CANVER

Gaziantep Üniversitesi Endüstri Mühendisliğini bitirdi. Üniversite yıllarından beri pek çok farklı disipline ilgi duydu. Mühendislik üzerine yüksek lisansında Meta-sezgiseller üzerine çalışan Canver'in felsefi merakı ağır basınca yüksek lisansını yarıda bıraktı. Din, Felsefe, Psikoloji, Tarih, Siyaset ve Sinema Sanatı üzerine merakı olan yazar, Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Felsefe ve Din Bilimleri'nde yüksek lisans yapmaktadır. Genç Kültür, İndigo gibi internet dergilerinde çeşitli alanlarda yazılar yayınlamış, Cinerium adlı sinema sitesinde film eleştirileri yazmıştır. Godfather Sinema Dergisinde halen yazıları yayınlanmaktadır. İyi derecede İngilizce bilen Canver, 2009'dan bu yana yazdığı yazıları derleyeceği bir kitap ve felsefi bir roman üzerinde çalışmaktadır. Evli olan yazar, Ankara'da yaşamaktadır.

Yorum Yap