Aktüel

Mustafa Ceceli ve Ferrari

Yazar | Fikri AKSU

Son günlerdeki haberlere şöyle bir göz attığınızda gündemin hassas ve yoğun olduğunu fark etmenizin dışında, kıyıda köşede görünüp manşetten verilen magazinsel içeriğe sahip, özünde bizi ilgilendirmeyen ama yapay bir ilgi ağı oluşturan haberlerin de oldukça yoğun bir şekilde verildiğini fark edeceksiniz. Bu haberlerden gözüme çarpan, en azından müstehcen bir içeriğe sahip olmayan bir tanesine büyüteç tutarak gözlerinizin önüne getirmeye çalışacağım.

Haber şu:

Mustafa Ceceli, Ferrari’nin Kendisinin Olduğunu Kabul Etti

“Arkadaşımın” dediği lüks aracın kendisine ait olduğunu kabul eden Mustafa Ceceli, eski aracını satarak üzerine para koyup aldığını belirtti.

Mustafa Ceceli, geride bıraktığımız gün Etiler’de son model bir Ferrari kullanırken objektiflere yansımış, “Otomobili arkadaşımdan aldım. Test sürüşü yapıyorum. Ayrıca bakın, kemerimi bile taktım” diye konuşmuştu.

ARACIN FİYATIYLA İLGİLİ HABERLER RAHATSIZ ETTİ

620 bin euroluk aracın daha sonradan Mustafa Ceceli’ye ait olduğu ortaya çıkmıştı. Bu haberle ilgili olarak gazetelere yansıyan başlıklardan ve aracın fiyatıyla ilgili haberlerden rahatsızlık duyduğu için açıklama yapma gereği duyan Ceceli, satın aldığı araçla ilgili verilen fiyatların abartılı olduğunu ve Ferrari’nin ikinci el olduğunu söyledi. [1]

Toplumsal vicdanı yaralayan bu tarz haberler insanı insanlığından utandıracak nitelikte bir üslupta sunuluyor. Dini, hatta tasavvufi kimliğiyle öne çıkan, televizyon ekranlarında bunu sürekli olarak vurgulayan ve bundan oldukça faydalanan bir sanatçının Ferrari’ye binmesinde ne var diyeceksiniz değil mi?

Sayın Ceceli Ramazan ayında televizyonda ezan okuyan, ilahiler söyleyen ve halim selim tavırlarıyla muhafazakar kesimin ve gençliğin takip ettiği şahsiyetlerdendir. Her ne kadar sesi ile ilgili söylenecek bir şey olmasa da başarısının ana kaynağı kanaatimce muhafazakar olması veya görünmesi ile ilgilidir. Çünkü çağımızda başarı popülarite demektir ve Mustafa Ceceli’nin popülaritesinin kaynağı dindarlığıdır.

Yıllaraca sermayeden yoksun olan, ezilen konumunda olan muhafazakar kesim eleştridiği o debdebe ve gösterişe kendisinin düştüğünün, başlıca haramlardan olan israfı bolca işlediğinin farkında mıdır? Kendilerini müslüman ve dindar olarak tanımlayan kişiler, evrensel bir dinin ve ahlakın mensubu olarak, dindar müslümanlığın sermayeyi ve gücü ele geçirdiğinde ne gibi bir fark ortaya koyacağını nasıl göstermeyi düşünmektedir? Ya da böyle bir tasavvur veya gayeleri var mıdır?

Sırat köprüsü jiple geçilmez

Evet, Sırat köprüsü jiple geçilmez der Dücane Cündioğlu. Ne de güzel söyler! Zenginlik ile kapitalizmi birbirine karıştıran İslamcı burjuvaziye yönelik söylenmiştir.

İşsizliğin, yoksulluğun oldukça ciddi rakamlarda olduğu toplumumuzda, olmayanın haline saygısızlık ve nezaketsizlik olarak addedeceğim bu gibi haberler toplum yapımızı ve insanımızı nereye sürüklemektedir? Hırsızlığı adeta teşvik eden bu haberleri yayınlarken medyamızı daha sorumlu bir tavır takınmaya davet ediyorum.

Ayrıca ‘sanatçı’ etiketi taşıyan kişileri de daha sorumlu davranmaya ve yaşamaya davet ediyorum. Fakirlerle oturmayı seven ve bunu ahlak edinen, her gün düzenli yardım ettiği dostları olan bir Peygamber’in tebliğ ettiği dinin mensupları, O’nun getirdiği değerleri özümseyemediler, kapitalizmin getirdiği değerin pazarlanıp, değersizliğin üretildiği dünya içerisinde eritip, yok ettiler.

Duyulursa sesimiz diye yazdık! Aynı düşüncelerin bir araya geleceğine olan inancımız tam olduğundan, sesimiz duyulur elbet… Ve yüzyıllar öncesinden bize o kutlu mesajı ve güzel ilkeleri getiren Elçi’nin sözlerini duyarak bitirelim:

Muhtaçlığım övüncümdür, ben ki Allah’a muhtaç!

 

[1] HABERLER

Yazar Hakkında

Fikri AKSU

Tahmis Dergi'de doğdu. Hayattan beklentisi burada yazarak ölmektir.

Yorum Yap