Düşünce Felsefe

Olsa da Olur, Olmasa da!

Yazar | Murat CANVER

“Mümkün olmasaydı varlık sahasına gelmezdi.” diyor Elmalılı M. Hamdi Yazır. Var olan her şey için varlık sahasına gelmesi itibariyle her şey mümkün. Varlık sahası olabilirliği ifade eder. Var olduktan sonra ise olmuşa göre olacak olan belirlenmiş olur.

 Her şey olabilir! Olabilirlik olmuşun ve olanın dışında bir ihtimaller sahası sunuyor. Fakat olmuşu ve olanı açıklamıyor. Daha ziyade onların dışında belki de üst sınırlarının ötesinde bir yeri bulmayı ve sınırları aşmayı sağlıyor. Olabilirliliğin daha açık ifadesi mümkünlük… Yani İmkân dâhilinde olan… Varlık daha var olmadan bu mümkünlük diyebileceğimiz kümenin içerisinde buluyor kendisini. Var olduğunda ise mümkünlük kümesinin bir alt kümesi olan gerçeklik sahasına dâhil oluyor. Gerçeklik sahasına dâhil olan varlık artık bizim için algılanabilecek bir eşya haline geliyor ve aklın konusunu oluşturuyor. Evet, aklın sınırları gerçeklikle mütenasip… Yani dış dünyayla… Akıl dış dünyayı algılıyor. Somut gerçekliği soyutlaştırarak anlamaya çalışıyor. Dolayısıyla olmuşu ve olanı anlayabilmek akıl vasıtasıyla gerçekleşiyor. Peki ya olabilirlik?

 

Mümkün olmasaydı varlık sahasına gelmezdi.” diyor Elmalılı M. Hamdi Yazır. Var olan her şey için varlık sahasına gelmesi itibariyle her şey mümkün. Varlık sahası olabilirliği ifade eder. Var olduktan sonra ise olmuşa göre olacak olan belirlenmiş olur. Çirkin Ördek Yavrusu örneğinde olabilirliğin genişliği ve olanın devamlılığı bariz bir şekilde görülebilir. Kendisini farklı bir canlı sanması ve öyle davranmaya çalışması olabilirliği ama kendisini idrak etmesi ise olanı simgeliyor. Doğa sınırlarla kuşatılmış. Bu sınırları akılla idrak ederken, sınırları aşabilmek için aklın dışında veya üstünde başka bir yetiye ihtiyaç duyuyoruz. Akıl dışılık diyebileceğimiz bir yeti. Hayal gücü veya daha eski bir tabirle muhayyile. Sanatı mümkün kılan idrak yetisidir muhayyile. Sınırları olmayan sonsuz bir yaratımın ifadesi olan sanat ancak tahayyülle mümkün yani var olabiliyor. Sanatın varlık sahasına geldiği formlar değişse de sanatçının yaratırken kullandığı yeti hep aynı yerde. Olabilirlik sahasından olanın sahasına gelen varlıklar… İşte sanatçı bu iki saha arasındaki taşıyıcı elçi…

Salt gerçeklik yani olanın bilgisi aklın tatminini sağlar. Mantıklı olan gerçeklikle uyumlu olmak zorundadır. İçinde bulunulan çağın ve doğanın kuralları yani yaşanılan dünya gerçekliği oluşturur ve bu kurallar manzumesine uyumlu hareket ettiğiniz sürece mantıklı ve akıllı bir insan olursunuz. Kural dışılık ise delilikle yaftalanmaya mahkûmdur. Gerçeklikle yetinmeyenler, gerçekliğe karşı duranlar, direnenler hayal gücüne başvurmak zorundadırlar. Daha güzel bir dünyanın olabilirlikten olana geçmesi için önce olabilirliği keşfetmek gereklidir. Bugünlerde tek bir soru soruluyor: Ne oluyor? Ancak ben de buna karşı tek bir soru sormayı öneriyorum: Ne olabilir?

hy2

Tahayyül sonsuz ihtimaller sahasını keşfetmemizi sağlayacak orada gezinmemize yardım edecek yegâne yeti. Bir sonsuzluktan bahsediyoruz. Aklın sınırlarının ötesindeki bir bilgi sahasından… Sonsuzluk her daim Tanrı fikrini çağrıştırır. Tanrı olabilir bu yüzden. Ve ancak tahayyülle kavranabilir. Sanatçılar da bu nedenle tanrısal olana yakındırlar. Yani yaratmaya. Tanrı için her şeyin mümkün olması olabilirlikle ilişkilendirilmelidir. Olabilirlik sahasının keşfi bir bakıma mutlak bir sonsuzluğun idraki, insan olmanın başlangıcı ve ruhun özgürleşmesinin ilk adımıdır. Salt gerçeklikten yani bir anda kendimizi bulduğumuz bu dünyada çocukluktan beri bize dayatılan kurallardan hayal gücü ile sıyrılıyorsak -ki gerçeklikten kaçış bunu sağlar- hayal gücü bizim özgürleşmemizin teminatı demektir. Kendi dünyamızın inşasının teminatı… Dışarıda olmazsa içeride…

Kendi dünyasının mimarı olan insan olabilirliği keşfeden insandır. Sonsuz ihtimaller sahasının keşfinin hazzı olanı değersizleştirir ve gerçekliğin umursamazlığını getirir. O nedenle bu insan için yani insan için olsa da olur, olmasa da…

Yazar Hakkında

Murat CANVER

Gaziantep Üniversitesi Endüstri Mühendisliğini bitirdi. Üniversite yıllarından beri pek çok farklı disipline ilgi duydu. Mühendislik üzerine yüksek lisansında Meta-sezgiseller üzerine çalışan Canver'in felsefi merakı ağır basınca yüksek lisansını yarıda bıraktı. Din, Felsefe, Psikoloji, Tarih, Siyaset ve Sinema Sanatı üzerine merakı olan yazar, Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Felsefe ve Din Bilimleri'nde yüksek lisans yapmaktadır. Genç Kültür, İndigo gibi internet dergilerinde çeşitli alanlarda yazılar yayınlamış, Cinerium adlı sinema sitesinde film eleştirileri yazmıştır. Godfather Sinema Dergisinde halen yazıları yayınlanmaktadır. İyi derecede İngilizce bilen Canver, 2009'dan bu yana yazdığı yazıları derleyeceği bir kitap ve felsefi bir roman üzerinde çalışmaktadır. Evli olan yazar, Ankara'da yaşamaktadır.

Yorum Yap