Edebiyat

Pozitif Psikoloji

“Hayırlısı…”ne iyi bir ilaçtır. Oysa sadece ağızdan çıkan bir kelime değil; bazen bir dileği tutturan umut, bazen güçlü bir duanın ardından hasretle elleri yüze kavuşturan amindir. Bazen kabullenilmiş durumların son sözüdür, noktadır. Kelimeler susunca,gözden akan tek damladır. Yutkunduğun hevesindir. Bazen de şükürdür. Rüyalarımızın ilk sözüdür. Yeni olan güzel olan her şeyin uğurudur. Anahtar gibidir olmadan olmaz,denmeden olmaz. Çaresiz kalınmış hallerdeki metanetli bekleyiştir. Mükafatı ne olursa olsun iyi niyetle devam etmektir.

Sonsuz bir umut gücünde yaşatır. İyi şeyler düşün ve söyle ki iyi olsun deyip arkana bakmadan ileriye yürümek tüm kötülükleri, endişeleri,dürüp kaldırmaktır. Derin bir nefes alıp hayırlısı demek bile iyi gelir insana. Ruhta yarattığı etki yaşama yansır. İyi düşünmeye başlayınca kin ve kibre yer kalmaz. Yürekten söylenen sözler güçlüdür..

“Her şerde bir hayır vardır”sözünü de unutmamak gerektir ki, şerden sonra hayır beklemek, şerdeki hayrı görebilmek, şerrin yıkıcılığından hayrın manevi gücüyle kurtulabilmek erdemdir. Önüne çıkan her engeli sabırla aşabilme gücü verir insana. Pollyannacılık tanımının bizim kültürümüzde ki hali olarak ta kabul edilir.

Bir arkadaşımın bana “bırak bu pollyannacılık oyunlarını,kendine gel artık”demesiyle konuyu düşünmeye başladım. Belki Pollyanna gibi davrandığım oluyordu ama sadece öyle değildim daha fazlasıydım. Söyleniş tarzı ve ithaf edilen kişi olarak yanlıştı o söz..! Bazıları pollyannacılığı kişinin kendini kandırması olarak kabul etse de, kandırmakla, kabul edebilmek arasında çok ince bir çizgi vardır. Aptallık gibi algılanması doğru değildir. Sadece günümüzde kendi başına yeterli değildir pollyannacılık, beraberinde iyimserliği yani pozitif bir psikolojiyi gerektirir. Pollyannacılık ve pozitif psikolojide(iyimser) olabilme,tanımda benzer ama kişide farklı etki yaratır. Pollyannacılık; kaybettiklerine üzülüp hayatını zorlaştırmak yerine, elinde olanlar ile mutlu olabilmektir. Hayata kırılan yerden devam edebilmesi için kendi kendine yardım etmektir. İyi tarafından bakmaktır. Kötü bir duruma karşı ruhun kendini korumaya almasıdır. Aşırısı aklı hasta yapar ve bir yerden sonra elinde kalanı kabullenişler yerini isyankar sorulara bırakıp insanın içini kemirir. O yüzden pollyannacılık ile birlikte pozitif psikoloji de olmak daha doğrudur. Kötü durumlarda ya da her durumda, pozitif olup iyiyi ve kötüyü sorgulayıp,gerçekleri görüp, çözüp ayıklayarak,kabul ederek akılcı bir yol çizmek gerekir. Bana ithaf edilen; “kendini kandıran, kulaklarını gerçeklere tıkayan kendi hayal dünyasında” manasıyla, yani daha pollyannacılığın ne anlama geldiği bilmeden sarfedilen bir sözdü. Oysa birçok şeyin farkında olup bir yandan sorunlarına çözüm bulan yenilerine de yeni çözümler bulandım. Hayatta tam tamına bunu gerektiriyor zaten. Durup bir yerde tıkanmamak için, düştüğü zaman kalkmak, tükenmemek, her duruma hazırlıklı olmak,yarıda kalmamak ve güçlü,sağlam bir psikolojiye sahip olmak için kişinin önce kendinin,hissettiği duyguların,yaşadıklarının farkında olması gerekiyor.Neyse ki bir hayal kırıklığıyla kötü sonlanan arkadaşlığıma, Pollyanna gibi iyi tarafından bakacak olursam,pozitif psikolojide (iyimser)düşünüp bu yazıyı yazmama sebep oldu.

Güçlü olmak,iyimser olmak demişken;insanın,kendini halinden şikayet etmeye alıştırmaması gerek. Ömrümüzün sonuna kadar dirensekte bu hayatın cefası tükenmez.Düşünüp,sorunları algılayıp kabul etmek gerek. Bu konulardan bahsedince sık sık karşıma çıkan bir Çin Atasözü şöyle; “Tanrım bana değiştirebileceğim şeyleri değiştirme gücü ver. Değiştiremeyeceğim şeyleri kabullenmemi sağla,ikisini ayırt edebilmem için de akıl ver…”

Yazar Hakkında

Gülcen Durak

1984 yılında Edremit’te dünyaya geldi.İlköğretim-Lise dönemini memleketinde,Üniversite eğitimini Balıkesir’de tamamladı.Yirmili yaşlarında Edebiyat’a daha çok vakit ayırmaya ve yazmaya başladı. Çeşitli Edebiyat-Sanat dergileriyle yazılarını paylaşan ve bir süredir ilgilendiği Fotoğraf Sanatıyla; dernek bazında ki faaliyetlerinin beraberinde,yazılı ve sosyal çalışmalarına da halen devam etmektedir.Edebiyat’ın;ruhun sığınacağı en güzel liman,öğrenmenin ve yenilenmenin ise yaşam boyu gerekli olduğu düşüncesindedir.Çeşitli sanat dallarında ki gelişmeleri,dünya mutfaklarını,tasarım ve dekor alanında ki araştırmaları da yakından takip etmektedir.Kuzey Ege’de yaşamını sürdüren,küçük şeylerle mutlu olabilen,boş vakti olmayan,sürekli meşgul,ailesiyle birlikte gülebilen,çoğunlukla huzurlu,arada bir hüzünlü,çayı aramayan kahve seven,evli ve iki çocuk annesi tipik bir yengeç kadını…

Yorum Yap