Aktüel Düşünce Gündem

Reina’da Yılbaşı Saldırısı – Cennetlikler ve Cehennemlikler

reina-teror-saldirisi
Yazar | Murat CANVER

Türkiye yeni yıla İstanbul’un en bilinen eğlence mekanlarından biri olan Reina’da meydana gelen terör saldırısıyla girdi. Olay yılbaşı kutlamasında göz göre göre gerçekleşti ve 39 kişinin ‘şehit’[1] olmasına neden oldu. Yeni seneye girdiğimiz ilk saatlerde yine hüzün karşıladı bizi. Ancak bu hüzün herkes için geçerli olmadı maalesef. Olayın vahşetine rağmen olaydan daha üzücü olan bazı insanların olayı yorumlama biçimiydi. Peki, neydi bu yorumlama biçimi?

Olayın yılbaşı kutlaması sırasında gerçekleşmiş olması ölen kişilerin değersiz hatta kimilerince kafir olarak addedilmesine, hiç biri olmuyorsa yaşam tarzından dolayı kendi siyasi görüşünün zıttında olduğu aşikar olanın ölmesine üzülmenin gereksizliğine varan yorumlara şahit olduk. Bu yorumlama biçiminin temelinde ‘haklılık’ iddiası yatmaktadır. Haklı olanın her şeyi yapmaya ve söylemeye hakkı vardır düşüncesi, tarih boyunca ardında çok mağdur ve mazlum bırakmıştır. Bilinçaltında yatan düşünce bu kişilerin zaten kafir adeti olan yılbaşını kutlarken öldüğü, dolayısıyla ‘cehennemlik’ olduğudur. Cehennemlik olan başına her ne gelirse gelsin hakeder. Cehennemlik olana ben karar veriyorsam, onlara üzülmeye gerek duymuyorsam, ‘ben’ cehennemlik değilim demektir. Cehennemlik değilsem, kesin cennetliğimdir. Çünkü dünyayı gördüğüm pencere gibi, ahiret de ya siyahtır ya beyaz, gri ve tonları mevcut değildir.

İnsanları cennetlikler ve cehennemlikler şeklinde ikiye ayırdığınızda, karşıt olanı hep cehenneme gönderir, kendinizi cennetin baş köşesine yerleştirirsiniz.

Bu kategorik ayrım, insanın ayırt edici niteliklerini ve derinliklerini görmenizi engeller. Kategorize etmek işi kolaylaştırır, düşünceye pay ayırmadan hüküm vermenizi sağlar. Böylece kendinizi çok yormadan karmaşık işlerin üstesinden gelirsiniz. Ancak bu hiç insani değildir. Hatta Rahmani değildir. Bu olsa olsa şeytani bir yöntemdir. Çünkü şeytan bir fikir ile ortaya çıktı. Basit bir fikir ile… Hakkı verilmemiş bir fikir ile… Ateş topraktan üstündür dedi. Halbuki Allah onun bilmediklerini biliyordu. Bilene hürmet de etmedi, haddini de bilmedi. Topraktan olana ve toprak gibi cömert ve verimli olana düşman oldu, kendine benzeyene yani ateş gibi yakıcı ve yıkıcı olana da dost oldu. Kendine benzettiğini de kendi yanına yani ateşin diyarına çekti.

 Rahmani değildir çünkü Rahman işleyen, eyleyen, üreten, düşünen, zorlayan ve sarp yokuşları tırmanarak Tur dağına, Nur dağına çıkan, mağara dehlizlerinde kendisini düşünerek anan, bir ruha sahip olan ve dünyayı akıl ve bilgi ile yönetip donatmaya çalışan insanın ayırt edici niteliklerini de, derinliklerini bilmektedir. Bu nedenle herkese yaşadığı hayata ve şartlarına göre hüküm verecektir. Bu nedenle Allah kişiye kaldıramayacağının üstünde yük yüklemez. Ve bu nedenle

O’nun rahmeti sonsuzdur ve O’nun son elçisi bizlere “Allah’ın ahlakı ile ahlaklanınız” buyurmaktadır.

İnsani hiç değildir! Çünkü bu tarz bir hüküm insanın doğasına aykırıdır. Karmaşık bir varlık olan, hala sırları bilim tarafından çözülememiş olan insanın basitten kaçınması, basitten haz almaması gerekir. Buradaki basit, uzun süreçlerin sonunda ulaşılan süzülmüş cevher olan hakikat anlamında değildir. Nihayetinde insan karmaşık olandan basite gitmek ister. Ama dikkat buyurun, bu gidiş karmaşık olandan basitedir. Karmaşık olandan başlamak zorundadır. Basit, bir başlangıç noktası değil bir varış noktasıdır, sonuçtur.

O halde soralım: Reina’da terrör saldırısının kurbanı olan vatandaşlarımıza ve turistlere cehennemlik hükmünü verenler bunu hangisine dayanarak vermektedirler? İnsani ilkelere göre mi? Rahmani buyruk ve ahlaka göre mi? Yoksa şeytani fısıltılara göre mi?

İnsan, insanı ayrıntıda aramalıdır. Çünkü kanaatimce şeytan ayrıntıda gizli değil, insan ayrıntıda gizlidir!

 

[1] Buradaki şehitlik örfi bir hüviyettedir. Bilindiği üzere dinen de şehitliğin dereceleri vardır. En yüksek mertebesi ‘Allah yolunda’ gazada iken, en düşük mertebesi ise karın ağrısından ölmektir. Burada karın ağrısı sembolik bir mahiyettedir. İslam’da şehitliğin ilk şartı Müslüman olmaktır. Ancak kişilerin Müslüman olarak değerlendirilmemesi oldukça zor olduğundan fıkıh zahiren ‘şehit’ hükmü vermek zorundadır. Çünkü bir kişiyi Müslüman olarak tanımlamak için asgari ölçüde bir işaret yeterlidir. Burada Peygamber’in gazada ölen bir sahabeye ‘cehennemlik’ hükmünü vermesini hatırlamak gerek. Niçin böyle dediği sorulduğunda, o kişinin niyetinin Allah rızası olmadığı şeklinde cevap vermiştir. Evet, şehadetin asgari ölçüsü Müslüman olmak, Müslümanlığın asgari ölçüsü ‘Allah tektir’ (“Mümin olduk demeyin Müslüman olduk deyin” ayetini zikretmek de yarar var) demek, azami ölçüsü ise Allah rızasını gözetmektir. Kişini Allah’ın rızasını gözetip gözetmediği insan bilgisince ‘kesin’ olarak ölçülebilir olmadığından, mağdur ve kurban olanlara da örfi ve hukuki olarak ‘şehit’ denilmektedir ki, doğru olan da budur.

Yazar Hakkında

Murat CANVER

Gaziantep Üniversitesi Endüstri Mühendisliğini bitirdi. Üniversite yıllarından beri pek çok farklı disipline ilgi duydu. Mühendislik üzerine yüksek lisansında Meta-sezgiseller üzerine çalışan Canver'in felsefi merakı ağır basınca yüksek lisansını yarıda bıraktı. Din, Felsefe, Psikoloji, Tarih, Siyaset ve Sinema Sanatı üzerine merakı olan yazar, Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Felsefe ve Din Bilimleri'nde yüksek lisans yapmaktadır. Genç Kültür, İndigo gibi internet dergilerinde çeşitli alanlarda yazılar yayınlamış, Cinerium adlı sinema sitesinde film eleştirileri yazmıştır. İyi derecede İngilizce bilen Canver, 2009'dan bu yana yazdığı yazıları derleyeceği bir kitap ve felsefi bir roman üzerinde çalışmaktadır. Evli olan yazar, Ankara'da yaşamaktadır.

Yorum Yap