Bilim Psikoloji

Ruhun sırları 3- Nörobilim

Yazar | Murat CANVER

Nörobilim alanında yürütülen çalışmaların merkezinde fMRI (functional magnetic rezonans imaging) denilen beynin sinirsel haritasını gözlememizi sağlayan cihaz ile yapılan ölçümler önemli bir noktada beynin ne olduğuna dolayısıyla zihnin ne olmadığına dair bilgimizi artırmaktadır.

Felsefe tarihinin en zor ve karmaşık problemlerinden biri olan ruh beden problemi, bugün felsefede “zihin felsefesi” dalında soruşturulsa da, problemin zorluğu ve niteliği onun kendine has başlı başına disiplinler arası bir bilimle incelenmesine neden olmuştur. Bir önceki yazımızda da belirttiğimiz gibi Nagel problemin anlaşılması ve çözümü için yepyeni bir bilim anlayışına muhtaç olduğumuzu söylemektedir.

İşte karmaşık ve güçlüklerle dolu olan zihin kavramı ve problemini anlama çabaları bilim dünyasını multi-disipliner yani disiplinler arası veya disiplinler ötesi ve bir çok farklı disiplinin bilgi kaynaklarından faydalanan bir anlayışı ortaya koymuştur: NÖROBİLİM

Nörobilim matematik, istatistik/biyoistatistik, elektrik-elektronik, bilgisayar ve biyomedikal mühendisliği, moleküler biyoloji, genetik, nöroanatomi, nörofizyoloji, biyokimya, biyofizik, psikiyatri, nöroloji, nöroradyoloji, farmakoloji, psikoloji ve felsefe gibi bir çok disiplinden faydalanmak zorundadır ve faydalanmaktadır.

Ülkemizde sayılı üniversitede yüksek lisans düzeyinde çalışılan disiplin dünyada ülkemize nazaran oldukça ileri bir düzeydedir. Zihnin gözlenemeyişi nörobilimi nöropsikiyatri, nöroloji ve nörofelsefe ile paralel çalışmalar yürütmeye zorlamaktadır.

Nörobilim alanında yürütülen çalışmaların merkezinde fMRI (functional magnetic rezonans imaging) denilen beynin sinirsel haritasını gözlememizi sağlayan cihaz ile yapılan ölçümler önemli bir noktada beynin ne olduğuna dolayısıyla zihnin ne olmadığına dair bilgimizi artırmaktadır.

Bu yeni anlayış ile beraber çalışmalar daha çok beynin anlaşılması noktasında yoğunlaşmıştır. Beyne dair bilgimiz arttıkça, muammalar azaldıkça zihnin bilinmezlik sınırı da daralacaktır. Çünkü bilim bize zihne ait olduğu düşünülen bazı niteliklerin beyin tarafından ifa edildiğini göstermiştir. Mesela dil yetisi bir zamanlar tamamen zihne ait bir nitelik olarak görülmekteydi. Ancak beynin görüntülenmesi ile birlikte konuşmanın beynin bir çok bölgesindeki faaliyetlerle gerçekleştiği ortaya çıktı. Bugün beyin üzerine yapılan çalışmalarda hala bir muamma olarak duran ve cevap bulunamayan durumlar: iç gözlem, bir şeyin kişiye nasıl göründüğü, acının nasıl bir şey olduğu gibi sübjektif algı ile ilgili olan  kavramlardır.

Bugün her ne kadar zihnin yada ruhun beyin ile aynı şey olduğunu iddia eden görüşler mevcut ise de, ağır basan görüş ruhun hala açıklanamayan durum ve niteliklerinin olduğudur. Ruhu beyne eşitleyen görüşler dahi bunu en makul açıklama olarak gördükleri için bu kanaatte olduklarını düşünmekteyim. Bugün ruh hala bilimsel olarak doyurucu bir açıklamaya sahip olmaktan uzaktır.

 

 

 

 

Yazar Hakkında

Murat CANVER

Gaziantep Üniversitesi Endüstri Mühendisliğini bitirdi. Üniversite yıllarından beri pek çok farklı disipline ilgi duydu. Mühendislik üzerine yüksek lisansında Meta-sezgiseller üzerine çalışan Canver'in felsefi merakı ağır basınca yüksek lisansını yarıda bıraktı. Din, Felsefe, Psikoloji, Tarih, Siyaset ve Sinema Sanatı üzerine merakı olan yazar, Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Felsefe ve Din Bilimleri'nde yüksek lisans yapmaktadır. Genç Kültür, İndigo gibi internet dergilerinde çeşitli alanlarda yazılar yayınlamış, Cinerium adlı sinema sitesinde film eleştirileri yazmıştır. Godfather Sinema Dergisinde halen yazıları yayınlanmaktadır. İyi derecede İngilizce bilen Canver, 2009'dan bu yana yazdığı yazıları derleyeceği bir kitap ve felsefi bir roman üzerinde çalışmaktadır. Evli olan yazar, Ankara'da yaşamaktadır.

Yorum Yap