Edebiyat

sana bu yazıyı…

sana bu yazıyı

 

Sana bu yazıyı,

adını vermek istemediğim bir hapın verdiği hakla yazıyorum.
Arkasından konuşmak gibi olmasın ama  yorgunluk ve donuk bir mutluluk yapıyor kendisi
ve biliyorum haksız olan benim
Zira okuduktan sonra prospektüsünü, bildiğim halde olacakları,
ve pek tabii  bir kimyasaldan medet uman ben, haksızım.

Sana bu yazıyı;
bir doktorun anlattıklarından sonra verdiği gazla yazıyorum.
Ona da söyleyecektim de şımartmak istemedim ama gerçekten zeki birisi.
Fakat işte , aynı zamanda fazla realist ve bencil.
Çıkar ilişkisinden bahsetti bana saatlerce.
Kızamadım, çünkü biliyorum ki bir bencil  daha başka ne anlatabilirdi ?

Sana bu yazıyı,
yıldızların altından yazıyorum.
Suni ışıkların kıskandığı , uzaktaki dostları izlerken yani.
Küçük ayı selam söyledi, dertleştik, dedikodu bile yaptık hatta.
Ben hiç büyüyemeyeceğim, sende artık bazı şeyleri kabullen dedi.
Haksız da sayılmaz hani..

Sana bu yazıyı;
arkadaşımın evinden yazıyorum.
Dünyadan, sigara zamlarından, çaydan falan konuştuk.
O kadar anlamsız bir konuşmaydı ki anlatamam ama anla işte
sırf senden konuşmamak içindi.
Ve doğal olarak anlam kayboldu gitti.

Sana bu yazıyı;
Hayvanat bahçesinden yazıyorum
Deli bir yağmur var ve
bütün hayvanlarda tanıdık bir korku
Yeni nesil bir tufan koptu kopacak diye
herkesin gözleri ararken bir gemi
bende sadece gemide yalnız kalacak olmanın depresyonu

Sana bu yazıyı;
zamandan ve mekandan ve dilden ve herşeyden bağımsız yazıyorum.
Kusura bakma, yapabildiğim tek şeyi yapabiliyorum,
sana bu yazıyı yazıyorum.

Yazar Hakkında

Nihat KARAKUŞ

Yorum Yap