Aktüel Psikoloji

Seçilmiş Kişi Olduğuna İnanmak

seçilmiş kişi

Birey neden Allah tarafından seçilmiş  kişi gibi davranır? Sorsan benim öyle bir düşüncem yok der, ama düşünceler duyulamazken ağızdan çıkan sözlerin duyulabildiğini unutur bunu söylerken. Aslında gayet normaldir ama farklı olduğunu hissettirmek istiyordur.

Farklı olmak düşüncesi, farklı olduğunu hissetmek, her insanda olan iki göz, bir ağız, bir vücut, bir beyinin kendisine özel olarak verildiğini inanmak, herkes gibi topraktan olduğu gerçeğini göz ardı etmek.

Birey farklı olduğunu hissettirmek için bazen egoya bazen farklı fikirlere kapılır.  Farkındalık yaratmaya çalışarak belirtir bu egosunu.

Sebebi nedir diye soracak olsak, farkındalığın verdiği hazzı tatmak isteyecek, bu hazzı tattığı zaman diğer bireyler tarafından övüldüğünü hissedecektir.

Övülmek isteği insan doğasının gereği. Şeytan’ın nefse uyguladığı bir his. Fatiha süresinde “Hamd Allah’a mahsustur” ayeti mevcuttur.  Övmek ve övülmeyin Allah’a mahsus olduğu belirtilirken, birey Allah’a mahsus edilmiş hissi, kendine istemektedir.

Peki sorun mu nerede başlıyor?

Sorun bazı insanların belli bir güce erişip peşinden insanlar sürüklemeye başladığı anda başlıyor. Diğer insanlara kendisinin Allah tarafından seçilmiş  kişi olduğunu inandırdığı zaman.

Lider konumuna gelmiş bu kişilerden tarih boyunca bir çok örnek verilebilir. Bir ulusu uçuruma sürükleyen ya da sempatizanlarını ölüme gönderen liderler…

Birey bazında ise konu biraz daha karmaşıktır, düşüncelerin farklılaşamadığı dünyada, birey kendisini farklı göstermek için aracı kullanmaya başlar. Böylece seçilmiş olduğuna inandığı kişiye, hizmet ettiği zaman mutlu olur bunu tüm benliğini ve düşüncesini vererek yapar. Kendini tamamen adadığı zamanda, dünya düzeninde değişiklik yapmış, düşünceleri ile farkındalık yaratmış , her milletin sevgisini kazanmış tarihi kişilerde, devletin genel işleyiş düzeninde bile yanlışlık olduğunu düşünmeden, sorgulamadan inanır çünkü seçilmiş olduğuna inandığı kişinin düşüncelerinin peşinden gitmek için çoktan kaybetmiştir düşüncelerini. Artık tek bir doğrusu kalmıştı ; Allah’ın dediği olur yerine, İnandığı kişinin dediği olur…

Kendi düşüncesi olmadığı, seçilmiş insanın söylediklerini kendine rehber hatta kutsal kitap edindiği zaman, gerçekten kutsal kitap indirilen peygamberlerin bile hata yaptığını iddia edebilir. Çünkü seçilmiş kişi hata yapmaz….

Seçilmiş insan tarafından hedef gösterilen diğer kişilere, kurumlara hatta devlete bile cüzzamlı gibi bakar, bu kişilerin ve yapıların görüşlerini bilmeden, dinlemeden baştan ret eder, kendi inandığı kişinin söylediklerini, elini vicdanına götürmeden kabul eder. Bu sebeple vicdan mukayesesinide kaybeder.

Artık tamamen kaybetmiştir kendini. Düşüncesi, inancı kalmamıştır. Tek isteği övülmek duygusudur benliğini verdiği kişi ve bu kişilerin sempatizanları tarafından. Adından her zaman övgüyle bahsedileceğini zanneder. Farklılığa ulaşmıştır artık kendi iç dünyasında mutludur, kendiside inanmıştır artık seçilmiş özel kişi olduğuna, kandırılmış olduğunu fark etmez, verilen her görevi yapmaya hazırdır, ölüm bile olsa, hatta vicdanı kalmadığından ölürken başkasını öldürme görevi verilse bile…

Yazar Hakkında

Semih Karagöz

32 yıllık yaşam öyküsünü kısaca yazmak gerekirse, bu öykünün temel taşları;

Evli ve bir çocuk sahibiyim,
Mühendisim
İstanbul doğumluyum...

Yorum Yap