Edebiyat

Seni Beklerken: İlk Mektup

Bebeğim,

Bedenimin içinde günden güne büyüyorsun ve ben, senin varlığınla anlamlanıyorum. Kalbinin atışından başka mucizenin olmadığını fark ettiğim yaşamımda, seni kollarımın arasında sarıp sarmalayacağım günün hevesiyle akıtıyorum takvimleri. İnsan, hiç koklamadığı bir varlığı, dokunmadığı bir teni, duymadığı bir sesi ne kadar özleyebilirse yavrum o kadar özlüyorum seni…

Başımı ardıma çevirip senden önce yaşadığımı varsaydığım ömre bakıyorum. Kendime zerre kadar kıymet vermeyişime takılıyor gözüm en çok. Bak, tam şu caddeden nasıl koşarak geçmişim her gün! Pazardan eve dönerken ne kadar ağırmış ellerimde yüküm.  Üç soru fazla çözmek için tahtanın başından ayrılmadığım uzun günlerim ve sesleri bastırmak için bağıra çağıra heba ettiğim boğazım, sizden özür dilerim.

Aslında yine kendimi çok düşünmeden – sana bir şey olmasından korkarak- kırk kere düşünerek atıyorum şimdi bütün adımlarımı. Adrenalin için korku filmlerine, rahatlamak için adaçayına gitmiyor elim. Korktuğumda da kızdığımda da ağladığımda da güldüğümde de kalbine en yakın noktaya bırakıyorum elimi bebeğim. Kendiliğinden gelişen bir şekilde sana dokunarak atıyorum bana fazla gelen bütün duygularımı.

Tam yüz bir gündür –ve hâlâ- rengim solana, ellerim titreyene dek midemle savaşıyorum. Sonunda zafer kazanılacak bir savaşta kılıçsız, kalkansız, bir kapsül ilaç kullanmadan direniyorum. En ufak baş ağrısını yüksek dozlu ağrı kesicilerle hemen ört pas edecek kadar canı tatlı olan annen, senden kaynaklanan bütün sancıları sarıp sarmalıyor bir tanem.

Bütün hırçınlığımı, her savaştan galip çıkma hırsımı bir kenara attım. Bilim hormonlar dese de ben, sen diyorum. Seninle beraber geçirdiğim her gün, beni daha şefkatli ve uyumlu biri hâline getiriyor. Zaman zaman, küçük kuşların uçarken zorlanıp zorlanmadıklarını düşünürken ağlar hâlde buluyorum kendimi, oturup gülüyorum bu hâlime sonra. Beni güldüren her anın tam ortasında ol istiyorum…

Bir Sezen şarkısında olduğu gibi, annemi daha sık anımsıyor hatta anlıyorum bebeğim. Hasta olduğum gecelerde üşüdüğümü söylediğim hâlde beni acımadan neden soğuk sularla yıkadığını, arkadaşlarımda kalmak istediğimde üzüldüğümü bildiği hâlde beni neden göndermediğini, eve geliyorum dediğim hâlde neden defalarca aradığını, bana ulaşamadığında koca bir şehri bir dakikada nasıl ayağa kaldırdığını… Her biri teker teker anlamlı geliyor şimdi… O yaşımın kendine has öfkesiyle annemin kalbini kırdığım her an kalbimi acıtıyor şimdi. Bir gün gelecek, sen de beni üzeceksin değil mi oğlum? Bu sana ilk nasihatim olsun öyleyse ve nefes aldığın müddetçe kalbinin bir kenarında dursun: Hayatta üzdüğün tek kadın ben olayım istiyorum.

Parmaklarının avuçlarımda kaybolmasına daha aylar var. Olsun, ben seni sabırla bekliyorum!

Yazar Hakkında

Esra Yüksel Koşu

1992 yılının Ağustos ayında İstanbul’da dünyaya geldim. İlköğretim ve lise eğitimimi bu şehrin bulutları altında tamamladım. Bu esnada okul dergilerinde ve birkaç kurumsal dergide şiirlerim yayımlandı. Eğitime ve insan ilişkisine verdiğim önemden ötürü öğretmen olmaya karar verdim. Balıkesir Üniversitesi Necatibey Eğitim Fakültesi’nde Kimya Eğitimi Anabilim Dalı’ndan yüksek lisans derecesi ile mezun oldum. Lisans eğitimim sırasında engelli erişilebilirliği konulu çalışmalar yürüttüm ve ODTÜ tarafından gerçekleştirilen bir yarışmada projemde derece kazandım. Eğitimimi tamamladıktan sonra İstanbul’a döndüm, halen burada yaşıyorum. 2 yıldır bir devlet okulunda Kimya öğretmenliği yapıyor, aynı zamanda da yazmayı sürdürüyorum.

Yorum Yap