Düşünce Felsefe

“Şimdi’de Yaşama” Problemi

Kieran Setiya*

Bugünlerde, çoğumuz sürekli bir krizin, politik belirsizlik ve korkunun zamanı olarak şimdide yaşamamayı tercih ederiz. Bu, yaygın işsizliği tehdit eden teknolojik gelişmeler ve yıkıcı iklim değişikliği tehlikesi tarafından gölgelenen geleceğin daha iyi göründüğünden değildir. Bazılarının ise nostaljik olarak hayal edilmiş bir geçmişin rahatlığıyla cezbolmasına şaşmamalı.

İlk incelemede göründüğü gibi ilham veren, kendi kendine yeten “şimdide yaşama” sloganı, hızlıca odağın dışına kayar. Şimdi’de yaşamak ne anlama gelir? Geleceği düşünmeksizin her günü son gününüzmüş gibi yaşamak, tek kelimeyle kötü bir tavsiye ve kayıtsızlığa davetiyedir. Kişinin kendini, her şeyden kopararak olana karşı savunmasız hale getirebileceği fikri, şimdinin sorumsuz bir yanılgısıdır.

Buna rağmen, Aristoteles’ten esinlenerek şimdide yaşamanın bir yorumu -mevcut krizle ve hayattaki mücadele ve başarısızlığın sürekli krizleriyle yüzleşmek bize yardım edebilir- bulunmaktadır. Felsefenin bedelini ödeyebileceği kendi kendine yetme sloganında bir anlayış bulunmaktadır.

Burada bilgeliğin başlangıcı, yaptığımız şey hakkında düşünmektir. Gazetede bir yazı okumak, hayat üzerine kafa yormak, bir protestoya katılmak, bir rapor hazırlamak, müzik dinlemek, ev geçindirmek, akşam yemeği hazırlamak, aile veya arkadaşlarla vakit geçirmek gibi her türlü faaliyetle meşgul oluruz. Bütün bu faaliyetler zaman alsa da, şimdiki anla ilişkilerinde önemli bir fark vardır.

Dilbilimin terminolojisini kullanarak, iki temel türün faaliyetlerini ayırt edebiliriz: Amaç için kullanılan Yunanca kelime “telos”dan amaç eylemleri, tamamlandıklarından dolayı nihai durumları hedeflerler. Bu makaleyi okumak veya işten eve gitmek gibi düşünün. Hedefe varır varmaz bitirmiş olursunuz. Eylemin amacına ulaşılmıştır. Onu tekrar yapabilirsiniz, fakat yalnızca taklit ederek. Bütün eylemler böyle değildir. Bazı eylemler ise ereksel (amaçsal) olmayandır. Onlar nihai durumları amaçlamaz. Ne kadar hayat üzerine düşünürseniz düşünün ya da ailenizle zaman geçirirseniz geçirin bu aktiviteleri tamamlayamazsınız. Sonunda onları yapmayı bırakacak olsanız bile, yaptıklarından daha fazlasını yapabilecekleri bir amacı hedeflemezler.

Eylem ya da praksisin iki türüyle çelişen aynı ayrımı Aristoteles yaptı: kinesis ve energia. Kinetik eylemler amaçlıdır ve dolayısıyla tamamlanmamıştır. Aristoteles’in “Metafizik”’inde yazdığı gibi “Eğer öğreniyorsan aynı anda öğrenmezsin.” Amaçsal eylemleri ya da rapor yazma, evlenme ya da akşam yemeği yapma gibi projeleri, dikkate aldığınızda, memnuniyet/doygunluk daima gelecek ya da geçmişte bulunur. O, henüz ulaşılmamış ve sonra geçmiş olandır. Amaçsal eylemler tüketilirdir; aslında kendi tüketimlerini hedeflerler. Böylelikle kendine özgü bir yıkıcılık sergilerler. Değer verirken ve bu eylemleri böyle takip ederken onları tamamlamayı ve böylece onları yaşamlarımızdan çıkarmayı amaçlıyoruz.

Buna karşın ereksel olmayan eylemler ise doğası gereği bir sona ermez ve tamamlanmamış değildir. Bu tür eylemleri tanımlarken, nihai durumları amaçlamayan tüketilmezliklerini vurgulayabiliriz. Ayrıca Aristoteles’in tanımının da altını çizebiliriz: Onlar tamamen şimdide gerçekleşir. “Aynı zamanda, kişi görür ve görmektedir, anlar ve anlamaktadır, düşünür ve düşünmektedir.” Şu anda yaptığınız şey dışında bir ereksel olmayan eylemi gerçekleştirmek için yapmanız gereken hiçbir şey yoktur. Eğer hayatınız üzerine kafa yormayı ya da aile veya arkadaşlarla zaman geçirmeyi önemsiyorsanız ve yaptığınız şey buysa o zaman amacınızı elde etme için artık yolda değilsinizdir: Zaten oradasınızdır.

O zaman, şimdide yaşamak ne anlama gelir ve şimdide yaşamakla ne kazanırız?

Şimdide yaşamak, yürüyüşe çıkmak, müzik dinlemek, aile veya arkadaşlarla vakit geçirmek gibi ereksel olmayan eylemlerin değerini bilmektir. Bu aktivitelerle meşgul olmak, onları hayatınızdan çıkarmak anlamına gelmez. Onların değeri geleceğe bağlı ya da geçmişe sevk edilmiş değildir ancak burada ve şimdi gerçekleşir. Bu yalnızca tamamlamayı amaçladığınız projeleri değil, yaptığınız şeyin sürecini de önemsemek anlamına gelir.

Bu tavsiye/bilgi kolayca yanlış yorumlanabilir. Şimdide yaşamak dünyadaki bir farklılığı yapmanın, ereksel eylemlerin değerini inkâr etmez. Bu korkunç bir hata olur. Ne de bu tür faaliyetlerde bulunmaktan kaçınabiliriz. Ancak eğer projeler hepimizin değer verdiği bir şeyse yaşamlarımız kendi kendisinin yıkıcısı olur ve içlerindeki anlam kaynaklarını yok etmeyi amaçlar. Şimdide yaşamak, süreçte doğal değer görmeyen projelerdeki, kazanımlardaki ve sonuçlardaki aşırı kuşatmayı reddetmektir.

Şimdide yaşamak, ağır işten ya da mücadeleden kaçınmak değildir. Mesleğinizde veya politik yaşamınızda sizi meşgul eden projelerin yanı sıra sizin için önemli olan ereksel eylemler, adaletsizliği protesto etmenin veya işinizi yapmanın ereksel olmayan sürecidir. Sürece değer vermek, işten ya da politik katılımdan kaçmak değildir. Bu nedenle şimdide yaşamak, etik sorumluluktan bir feragat ya da tarafsızlığın bir reçetesi değildir.

Olması gerekenden daha çok erek üzerine odaklanmak amaçlarımızın uzaklığına ve istikrarsızlığına odaklanmaktır: herkes için sağlık hizmeti vermek, beyaz üstünlüğünün yeniden dirilmesini durdurmak, küresel ısınmayı 2 derecede sınırlamak. Sonuçlar, onları hedefleyen eylemler kadar önemlidir. Politik protestoların amacı, dünyayı değiştirmektir. Ve yine süreç de önemlidir. Doğru olanı savunmanın, greve gitmenin ve sokaklarda yürümenin değeri, onun etkilerinin/sonuçlarının değeri tarafından tüketilmez. O, başarısızlıkla tamamen silinmez. Kısmen protesto ediyoruz çünkü bir fark yaratmak için daha iyi bir yol görmüyoruz, kısmen bir değeri olan şimdiyi yapmaktayız, gelecek her ne olursa olsun.



* Kieran Setiya, Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nde felsefe profesörüdür ve yakında çıkacak olan “Midlife: A Philosophical Guide”ın yazarıdır.

 Şimdi basılı olan: Liveright Books tarafından basılan Peter Catapano ve Simon Critchley tarafından düzenlenen diziden denemelerle “Modern Ethics in 77 Arguments,” ve “The Stone Reader: Modern Philosophy in 133 Arguments” tır.

Yazının Orijinali:

 

Çeviri : Gülşen AYDIN

 

Yazar Hakkında

Gülşen Aydın

Yorum Yap