Düşünce Kritik

Siyasette Başarı İktidar İkileminde Devlet Bahçeli

sn.bahceli resim

Kazanmak sonuca bağımlı olup var olmamızı sağlayan değerlerimizden vazgeçmekse siz yine kaybedeceksiniz…

Siyasi içerik olmasın diye Bozkurt işareti yapmadan tamamen devlet ve millet çıkarları göz önünde bulunarak Sn. Bahçeli tarafından yapılan bir konuşmanın ardından…

Kazanma duygusu, sosyal hayatımızda çok farklı durumlarda ortaya çıkan, öğrencilerin sınavlarında başarılı olma isteği, iş hayatında yükselme, her konuda başarı göstermek, hiçbir durumda yenilmemek gibi egomuzu tatmin etmek için yapılan hırslı çalışmaların hepsinin altında yatan istek. Kazanmak, sadece kazanmak. Kazanmak için yapılan çalışmaların hayatımızdan ve benliğimizi oluşturan davranışlarımızdan, şuurumuzdan söküp götürdüklerini görmezden gelerek kazanmak. En basitinden babamızın bize tutturduğu bir futbol takımının kazanmasını istemek. Böylece geçici süreliğine diğer rakiplerimize karşı üstün gelerek egomuzu kendi kendimize tatmin etmek için kazanmak. İşin içinde olmasak bile desteklediğimizin kazanmasını istemek. Kazanmak için yapılan aldatmacalara göz yumarak nasıl olsa kazandık, tarih sayfalarında nasıl kaybedildiği değil kimin kazandığını yazdığını söylemek. Bizi gittikçe maddeye bağımlı yaparak, hayatımızdan ve benliğimizden kopan genel ahlaki değerlerin, nasıl olsa kazandık sonra kendimizi düzeltiriz yalanı altında kalmamızı sağlayan kazanma duygusu.

Tıpkı oy verdiğimiz partinin iktidar olma yolunda ya da iktidarda kalması uğruna, kazanma duygusunu yaşamak için Türk milletinin bin yıllık devlet geleneğini hiçe sayarak, öz değerlerimizden saparak, İslami ahlak ve kurallarına bir kenara bırakarak bu davranışlarını görmezden gelmek. Görsek bile bahaneler üretmek ve iyi işlerinin oluşunu kazanmak yolunda her işin yapılmasının mubah olduğu sonucuna varmak. Nede olsa kazandık, tuttum destekledim ve kazandım, sosyal hayatımızda konuştuğumuz kişilere karşı artık üstünüm. Dürüstlükten ayrıldık, farklı yollardan sonuca ulaşıldı, bunları yapmasaydı iyi idi ama sonuçta ben kazandım, biz kazandık. Kazanmak duygusu, sebep ve gelişme unutulur sonuç unutulmaz.

Sayın Devlet Bahçeli ;

Senelerce yapmış olduğunuz konuşmalar, siyasi hareketleriniz ve davranışlarınız sert bir şekilde eleştirildi. Siyasetin ve politikanın kirli yollarında, sizden de kirli bir siyaset istenildi. Çünkü sizi destekleyenler kazanacaktı ya da sizin sayenizde siyasi rakipleriniz diğer rakiplerine karşı üstünlük kuracaktı, kazanmak zorundaydılar.

Kazanmak için, iktidar olmak için sizden sert çıkışlarda ve girişimlerde bulunmanız istenildi. Fakat bu girişimlerde bulunsaydınız, Türk milleti benliğini oluşturan davranış ve hareketlerden, İslami doğruluktan sapacağınız düşünülmedi. Kazanmak istiyorlardı. Kazanma duyguları her olguyu, her düzeni ezip geçebilecek güçteydi. Her siyasetçide olması gereken devlet adamlığınızı korudukça eleştirilerin dozu artıyordu.

Tıpkı idam cezasını kaldırmak için toplanan mecliste bulunmanız ve o günkü iktidar ortağı olmanız gibi. Sizden istenilen seçimle seçilen insanların düşüncelerini önemsememeniz ve iktidardan istifa ederek erken seçime gitmenizdi. Demokrasi, parlamento önemli değildi, önemli olan kazanmaktı. Güncel olayları kullanarak oy sağlamanız, partinizin menfaatlerini demokrasiden ve devlet geleneğinden üstün kılmanız bekleniyordu. Sonuç olarak kazanılacaktı. Demokrasi dediğiniz yapı kazandıktan sonrada yapılırdı. Kendi demokrasilerini kendileri yapardı sonuçta kazanmak istiyorlardı. İktidar hırsına bürünmeniz bekleniyordu. Devlet geleneği, kanunlar, demokrasi, dürüst siyaset de neydi, önemli olan iktidardı, kazanmaktı.

7 Haziran 2015 seçimlerinden sonra yaptığınız konuşmalar ve davranışlarınız yüzünden yine insafsızca eleştirildiniz. Aslında genel itibari ile sizinle aynı düşünceler paylaşılıyordu ama yaptığınız konuşmalar çetrefilli değildi, çok net ve açıktı. Sizden siyasetin kirli yüzünü ak rengine çevirecek alavere dalavereli konuşmalar bekleniyordu. Fakat siz herkesin anlayacağı bir dilde, sade, öz bir şekilde her zamanki dürüstlüğünüzle “Hayır” diyordunuz. Benliğimizi oluşturan dürüstlüğü yine siyasete taşıyordunuz. Fakat kaybediliyordu, yine kazanılamıyordu. Yapsaydınız bir oyun, düşüncelerinizi kendinize saklasaydınız, rakiplerinizi tuzağa düşürseydiniz kısa ve öz konuşup “Hayır” demek yerine oyunlar oynasaydınız, sonuçta kazanacaktılar. Dürüst siyaset de neyin nesiydi, bizim ülkemizde işler dürüstlükle yürümüyordu, alavere dalavere olmalıydı. Kazanılmalıydı.

“Demokraside neymiş her insanın eşit olması kazandıktan sonrada olurdu, bir kazanalım da!”

15 Temmuz darbe girişiminden sonra meydana gelen olaylarda başı en dik olan sizdiniz ve sizi her zaman desteklemiş olanlardı. Çünkü bugüne kadar kanunlar ve demokrasi uğruna, kişisel ve parti çıkarlarınızı bir kenara atarak davranmıştınız. Özünüze, benliğinize her zaman bağlı kalmıştınız. Oy kaygısına düşmeden bugünün hainlerini en güçlü zamanlarında tarif etmiştiniz. Bir sağ görüşlü parti olarak oy potansiyelinizi bir kenara bırakarak dini bir oluşum gözüken dış kaynaklı bir yapıyı ortaya koyup sert bir şekilde eleştirimizdiniz. Hak edene hak ettiğinin verilmediğini, liyakatin bir kenara atıldığını defalarca belirttiniz. Oy kaybedecektiniz, dine karşı gösterilecektiniz, faşist denecekti ama siz dürüstlük ve doğrular üzerine gittiniz.

7 Ağustos Demokrasi ve Şehitler Mitinginde yaptığınız konuşmada kürsüye çıkan diğer siyasi liderlerin aksine konuşmanıza politikayı ve siyaseti karıştırmadınız. Diğer liderlerin hepsi konuşmalarında tabanlarını memnun etmek ve yeni oy potansiyelleri oluşturmak için siyasal görüşlerini inceden ya da doğrudan belirtti. Bütün ülkenin gözü kulağı bu mitingde iken, yeni oy potansiyelleri imkânı olmasına rağmen, kişisel çıkarları bir kenara bırakarak, geçmişteki hatalardan, haklı çıktığınızdan ya da geleceğin nasıl olmasına değinmeden, bugüne kadar herkes tarafından takdir edilen ama kazanmak uğruna eleştirdiğiniz devlet adamlığınızı göstererek mitingin adına ve özüne uygun olarak bir konuşma yaptınız.

Yine bazı siyaset bilimcileri ve kazanma duygusuna yenik düşmüş inşalar tarafından konuşmanızın klasik milliyetçi söylemler olduğunu belirtilebilir. Ayrıca güncel politikayı etki edecek düşüncelerden yoksun olduğu için sizi yine eleştirebilirler ve hatta eleştirmeye başladılar bile. Ama siz çıkarlar uğruna değil, milletin her kesiminin anlayabileceği, her söz yeri ve zamanında söylenmeli inancında ve bin yıllık Türk devlet geleneğine bağlı kalarak mitingin amacını anlatan en iyi konuşmayı yaptınız.

Kazanmak için çok eleştirildiniz. Sizi destekleyenler hep kaybettiklerini düşündüler ama bugün başı dik olan bir grup daha vardı. Onlar, sizi kazanmak için eleştirmiş, kazanma duygusuna yenik düşmüş kimselerdi. Çünkü kazanma duygusuna kapılmadan önce sahip olduğunuz bu siyasi inanç dimdik ayaktaydı. Aslında bugüne kadar hep kazanan sizdiniz. Milli benliğimizden ödün vermemiş, İslamiyet’i çıkar uğruna kullanmamış, Türk İslam ahlakından ödün vermemiş sizdiniz. Sizin sayenizde bugüne kadar kazanan sizi destekleyenlerdi ama farkında değillerdi. “Çünkü maddeye bağımlı olmalarına izin vermemiştiniz. Kaybedenler değil kazananlardınız.”

Ülkemizde yürütülen siyaset anlayışının dışında ama herkesin bir siyasetçide olması gerektiğini söylediği dürüstlükte ve doğrulukta birisiniz. “Siyasi içerik olmasın diye Bozkurt işareti yapmadan tamamen devlet ve millet çıkarları göz önünde bulunarak bulunduğunuz bu mitinge başınız dikti” çünkü devlet geleneğinden ödün vermeden, rakiplerinize bel altı vurmadan onlar size çocuğunuz olmadığı için bile eleştirirken, demokrasi yoksunu olarak eleştirirken, devlet politikalarını şekillendirmek için herkese çağrı yaptığınız durumlarda bile bugün mitingde olmayan ülkemizin 4. Siyasi partisiyle iş birliği içinde olduğunuz gibi söylemler çıkaran rakiplerinize söylenecek çok şey varken siz yine devlet adamlığınıza yakışır bir şekilde durmayı seçtiniz.

“Eğer kazanmak sonuca bağımlı olup var olmamızı sağlayan değerlerimizden vazgeçmekse siz yine kaybedeceksiniz. Çünkü siz dürüst siyaseti yanlış devirde yapıyordunuz.” 12 yaşından itibaren bu ülkede herkese kazanmanın zorunlu olduğu sınavlar yolu ile öğretildi. Ne yazık ki değerlerimiz değişti. Kazanmak için yaşamaya başladık.

 

Yazar Hakkında

Semih Karagöz

32 yıllık yaşam öyküsünü kısaca yazmak gerekirse, bu öykünün temel taşları;

Evli ve bir çocuk sahibiyim,
Mühendisim
İstanbul doğumluyum...

Yorum Yap