Felsefe

Tanrı Beni Sorgularsa: Sorgulayan Varlık İnsan

Yazar | Murat CANVER

İnsan, yaşamı ve anlamını sorgulayan varlık… Hatta Tanrı’yı!

Bugüne kadar bu alışılageldik deyişi kullanma imkânını bize felsefi ve bilimsel gelişmeler sunmuştur. Bu gelişmelerin zihnimize işlediği kavramlar bizim için şaşmaz gerçeklerdir.

Gerçek, insanı her daim bir ikiliğe götürür. Görünen üzerine araştırma yapan insan iki yola evrilir. Bunlardan birincisi görünenin mutlak hâkimiyete alındığı, bilginin temellerinin sağlam kabul edildiği görünenin olduğu gibi olduğu tezidir. Yani insan duyularla algıladığı şeylerin dilini çözebilir ve onları olduğu gibi anlayabilir. Hakikat görünenden öte bir şey değildir.

Diğer bir görüşte de insanın duyularla algıladığı nesneler dünyasının dilini olduğu gibi anlamasının mümkün olmadığı ileri sürülür. Her insan kendi yargılama yetisi ve bilgisi nispetinde nesnelere değer atfeder. Bu nedenle olduğu gibi görünmeyen görünenin ardında bir görünmeyen olduğu sonucuna ulaşılır. Buradaki görünmeyen bir ulaşılmazlık ve çözümsüzlük içerir. Nesnenin herhangi bir sabitesi olmaz ona değer veren kişiye göre anlam olarak farklı bir şeye karşılık gelir. Burada hakikat görünmeyen kavramların ta kendisidir.

Felsefe gerekçelendirilmiş görüşlerin doğru olup-olmama ihtimalini soruşturma sahasıdır. İlk yolun doğruluğunu varsaydığımızda, nesnelerin yasası keşfedilebildiğinden herhangi bir anlam kargaşası söz konusu olmaz. Tek bir şartla! Yeni bilimsel gelişmeler eski anlayışları değiştirmediği ya da yıkmadığı sürece. Bu sefer yeni bir yasa ve yeni bir anlam ortaya çıkar ama yine anlam sorununa kapı açmaz. Yine de zamanla sınırlı bir kesinlik söz konusudur. Mutlak kesinlik söz konusu olmaz. Esas sorun ikinci yolun doğruluğunun kabul edilmesindedir.

Nesnelerin yasası yoksa ve yalnızca insan zihninin bir yargısından ibaretlerse ne olur?

Bu görüşte insanların üzerinde uzlaşacağı bir ortak kavram yoksunluğu nedeniyle anlam sorunu ortaya çıkar. Bu minvalde ben, edindiğim kavramların ve onların dış dünyadaki karşılıkları olan nesnelerin öteki insanlar tarafından aynı şekilde kavranıp, anlaşıldığından emin olamam, emin olamazsam konuşamam!

Söz gelimi kırmızı meşin bir topun niteliklerini ele alalım. Topun rengi sorulduğunda herkes kırmızı diyecek, neyden yapıldığı sorulduğunda da meşin cevabı verilecektir. Ancak nesneler insan zihninin yargısının bir ürünü ise kırmızının her bir zihin tarafından kavranan aynı kırmızı olup olmadığı sorunu çözümsüz kalır. Ya da meşin olma niteliğinin herkes için aynı şeyi ifade edip etmediği belirsizliğini korur. Daha önemlisi top deyince aklımıza mutlaka ‘yuvarlak’ olması gelir çünkü bu yuvarlaklık top kavramının içinde kayıtlıdır. Topun özü yuvarlaklıktır. Topun özüne dair olan bu niteliği zihinlerin nasıl anladığı ve ifade edilen anlamların herkesçe aynı görünüp görünmediği muallakta olur. Çünkü nesneler ve nitelikleri insan zihninin ürünüdür ve her bir zihin kendi kapalı dünyasında ayrı bir deneyim sürecinden geçer.  Burada insan deneyiminin mutlak bir kavrama ulaşmasının mümkün olmadığı açıkça ortaya çıkmaktadır.

İnsanın sorgulama süreci mutlaklığın imkânsızlığı ile sonuçlar. Mutlaklık felsefi anlamda Tanrı demektir. Yani ‘her şey’ i kendisinde toplayan Bir…

Peki, her şeyi sorgulayan ama kesin olarak ulaşamayan insanı Tanrı sorgularsa bir anlam sorunu ortaya çıkar mı? Dini literatürde ‘Din Günü’nde hesaba çekileceğimiz bir hakikat olarak vaz edilir. Bu sorgulama anı insanca ancak tahayyül edilebileceğinden ben de hayal ediyorum ve nasıl bir anlam durumu içerisinde olacağımızı düşünüyorum…

(Devam edecek…)

Yazar Hakkında

Murat CANVER

Gaziantep Üniversitesi Endüstri Mühendisliğini bitirdi. Üniversite yıllarından beri pek çok farklı disipline ilgi duydu. Mühendislik üzerine yüksek lisansında Meta-sezgiseller üzerine çalışan Canver’in felsefi merakı ağır basınca yüksek lisansını yarıda bıraktı. Din, Felsefe, Psikoloji, Tarih, Siyaset ve Sinema Sanatı üzerine merakı olan yazar, Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Felsefe ve Din Bilimleri’nde yüksek lisans yapmaktadır. Genç Kültür, İndigo gibi internet dergilerinde çeşitli alanlarda yazılar yayınlamış, Cinerium adlı sinema sitesinde film eleştirileri yazmıştır. Godfather Sinema Dergisinde halen yazıları yayınlanmaktadır. İyi derecede İngilizce bilen Canver, 2009’dan bu yana yazdığı yazıları derleyeceği bir kitap ve felsefi bir roman üzerinde çalışmaktadır. Evli olan yazar, Ankara’da yaşamaktadır.

Yorum Yap