Edebiyat Kritik

Thomas More’un Ütopya’sına Neden Hala İhtiyacımız Var?

utopya4
Yazar | Editör

Ütopya’sını dünya ile paylaşmasından 500 yıl sonra, More’un hayali en azından günümüz neoliberal düzeni muhaliflerine esin kaynağı olmaya devam etmektedir.

2016 yılını More’un Ütopya’sı gibi bir kitabın 500. yıldönümünü kutlayarak sonlandırmaktan daha iyi bir fikir olabilir mi? İlk olarak 1516 yılının erken bastıran kışında yayımlanan Ütopya zamanla Batı dünyasının en çok okunan ve üzerine en çok düşünülen metinlerinden biri haline geldi. More, bu klasiği kaleme aldığında İngiltere kralı VIII. Henry’e hukuk danışmanı olmayı amaçlayan genç bir bilim adamı idi. Flandre’ye (Kuzey Denizi kıyısında bir bölge) diplomatik ziyaretler yapmak ile görevlendirilmiş idi ancak oraya ulaştıktan kısa bir süre sonra misyonundan uzak düştü. Yabancı topraklarda mahsur kalan More, Ütopya’ya başladı.

utopia thomas more

Ütopya Kitabının İç Kapağı

Avrupa’da Olmayan Her Şey Bu Adada Var

Bu yapıt iki ayrı kitaba bölünmesine rağmen, bugün için bilim adamlarının çoğu Kitap II üzerine odaklanmaktadırlar. Bu kitapta, farazi bir kişilik olan More; söylendiğine göre Amerigo Vespucci ile Amerika’ya seyahat eden ilk 24 yolcudan biri olan Raphael Htyhloday ismindeki bir diğer farazi kişilik ile buluşur. Raphael, Vespucci ve beraberindekilerden Brezilya’ya ulaştıktan sonra bir yerde ayrılmış olduğunu ifade eder ve daha da güneye giderek Ütopya isminde bir adayı keşfeder. Medya ve Kültür Profesörü Stephan Duncomb bunu “ Bu adadaki her şey Avrupa’da yok ya da Avrupa’da olmayan her şey bu adada var”  şeklinde neşretmektedir. Burada, inanç özgürlüğü vardır, özel mülkiyet yoktur, herkes eğitime erişebilmektedir, herkesin anlamlı meslekleri vardır ve kadınlar liderlik rolleri üstlenebilmektedirler.  Kısacası, Ütopya tepetaklak edilmiş Avrupa’dır. Eğer Kitap II Avrupa hükümetlerine ve toplumlarına bir ayna tutmak demek oluyor ise, genellikle ihmal edilen Kitap I bunun neden mecazi bir ada kullanılması yolu ile yapıldığını açıklamaktadır. Bu bölümde farazi More nasıl tanıştıklarını anlatmakta ve Raphael’in devlete hizmet felsefesini tasvir etmeye devam etmektedir. Raphael bu şekilde yapmanın zaman kaybı olduğunu tartışır çünkü Avrupa kraliyet mahkemelerinin tümü, statükoyu (mevcut durumu) değiştirmekle ilgilenmeyen yozlaşmış bireyler tarafından istila edilmiş haldedir. Bir grup hakime İngiliz adalet sisteminin kusurlarını açıklamaya çalıştığı yerde kendine ait yeni bir hukuk tezahürü tanımlamakta ve kendi fikirlerini belirtmektense yargıçlar toplu olarak onu sustururlar ve görmezden gelmeye çalışırlar. Bunu duyması üzerine More, özellikle hükümet temsilcilerine belki de doğrudan hükümetlerin bariz eksik yönleri üzerine konuşmamaları gerektiğini ve bunun yerine dikkat çekici örnekler oluşturarak benzetmeler aracılığı ile bu durumu ortaya koymalarını önerir. Bu tam anlamı ile Kitap II’de yapılanlardır: Raphael, ütopik bir bakış ile Avrupa’nın hükümet kültürüne ayna tutan bir metafor (eğretileme) inşa etmektedir.

ıbn tufeyl - hay bin yakzan

Ibn Tufeyl Tarafından Kaleme Alınan “Hay Bin Yakzan’ın Tarihi” İsimli Romanın İç Kapağı

Paradokslar Genellikle Adalarda Geçen Hikayelerdir

Bazı bilim adamları Ütopya’nın hiciv niteliğinde olduğunu savunmaktadırlar. Ve More’un kendisi, daha en başından adaya Grekçe “hiçbir yer” manasına gelen Ütopya ismini ve Raphael’e ise “safsata dağıtıcısı” anlamına gelen Htyhloday soyismini vererek yapıtı ile alay etmiştir. Diğer bilim adamları ise Ütopya’nın More’un, özellikle Flandalar’da başarısız bir misyonu üstlendiği ve mesleği hakkında kendi kişisel kaygıları üzerine derinlemesine düşünme zamanı olduğu dönemde kariyer seçimindeki kişisel hayal kırıklığını yansıttığını ileri sürmektedirler. Hangisi olursa olsun More; erken Helenistik yazarlar ve Homer’in çağına uzanan paradoksluğun eski bir tarzını benimsemiştir. Paradokslar, yazarların zihinlerinde hem iyi hem kötü örnek toplumlar inşa edebildikleri ve bunlar ile sınırlı ortamları canlandırdıkları, uzaklara dalıp giden, tecrit edilen, çoğunluğu genellikle adalardan oluşan yerler hakkındaki hikâyelerdir. Bu türün tarihi, ütopik literatürün bir türü ile birbirine sıkıca dolanmış vaziyettedir. Platon (Eflatun)’un Yasalar (Laws)’ındaki Magnesia Adaları (Islands of Magnesia), olgunluk dönemi çalışmalarından Timaios’undaki Atlantis’i, Iambulos’un Güneş Adaları (Island of the Sun), Sir Francis Bacon’un Yeni Atlantis’i (Nova Atlantis) bazı klasik örneklerdir. Bazıları listeye William Shakespeare’in Tempest’ini ve Daniel Defoe’nin Robinson Crusoe’sini de eklemektedirler. Defoe’nun başyapıtını oluşturmasına ilham kaynağı olan, 12. Yüzyıl Endülüs Arap bilim adamı Ibn Tufeyl’in İslami ütopik romanı “Hay Bin Yakzan’ın Tarihi” gibi daha az ünlü birçok örnekler de mevcuttur.

Ayrıca, ütopyacı hayallerin tamamının da, çok uzak yerlerde gerçekleşmediklerini belirtmeliyiz. Aslında en kolay anlaşılan tasavvurlardan (ütopyalardan) biri, falanster (adı verilen küçük müstakil toplumlarda yaşamayı öneren Charles Fourier adındaki pragmatik düşünür tarafından geliştirildi. Fourier 18. yüzyıl Fransız felsefecisi ve kendi ütopyası için sofistike planlar geliştirdikten sonra, kendinden sonraki ütopyacı sosyalistler düşünürler için etkileyici hale gelen sosyalist bir düşünürdür. Kritik kuramcısı McKenzie Wark’ın yakın zamandaki röportajında da dikkat çektiği gibi Fourier aynı zamanda pragmatik bir planlamacıdır.  Örnek vermemiz gerekirse Fourier, atıkların (çöplerin) toplumun sorumluluğunda olduğu üzerine konuşan ve nasıl üstesinden gelineceğine dair yöntemler öneren ilk ütopyacı düşünürdür. Emeğe yönelik görüşünün yanı sıra Fourier’in pragmatizmi de, sol görüş düşünce sisteminin Karl Max ve Frederick Engels gibi en önemli üyeleri arasında da yankı uyandırmıştır.

charles fourier

Charles Fourier’in Ütopik Falansterlerinin İspanyol Bir Resmedilişi

İçinde bulunduğumuz dönemde, popüler protest hareketleri, mülteci krizleri ve iklim değişikliği adına yapılan kamu alanları işgallerinin hepsi şiddetlenmiş gibi görünmektedir ve ihtiyacımız olan şey nasıl ve niçin daha iyi bir gelecek hayal etmek zorunda olduğumuzu tartışmamız ve ütopya felsefesine olan ilgimizi tazelememiz gerekmektedir. More’un ütopyacı hayalinin, en azından günümüz neoliberal düzeni muhaliflerine, Ütopya’ sını dünya ile paylaşmasından 500 yıl sonra esin kaynağı olmaya devam ettiğini güvenli bir şekilde ifade edebiliriz.

Çeviri: Aykut TARHAN

Kaynak: Hyperallergic

 

Yazar Hakkında

Editör

Yorum Yap