Aktüel

Türkiye Evlatlarına Başka Bir Şeyle Meşgul Olma İmkanı Vermiyor

Yazar | Murat CANVER

Hatırlıyorum!

Altı-yedi yıl öncesiydi. Sürekli olarak takip ettiğim haberlerden ve ülke gündeminden uzaklaşmaya, siyasetten gönül çekmeye ve ne kadar süreceğini tahmin edemediğim bir müddet apolitik duruş sergilemeye karar vermiştim. Niçin böyle bir karar vermiştim?

Zihnimi ve kalbimi ‘bilmeye’ yönlendirebilmek için bunu yapmam gerekiyordu. Filozofça bir merakla aklımda ufak çapta olmayan sorular vardı. Bunların cevabını aramak (bulmak demiyorum) yorucu, dikkat isteyen uzun bir süreç gerektiriyordu. Çünkü sorularımı ve sorunlarımı çözümlemek için meselelerin nereden geldiğini, onlar üzerine hangi fikirler üretildiğini ve kendimi hangi ekole yakın hissettiğimi bulmam, bunun için de en başa dönmem gerekiyordu.

“Dünya bir toz bulutuyken…” şeklinde yapılan espiriler vardır ya! Bu tümce bana komik gelmiyor aksine epey anlamlı geliyordu. Çünkü amacım dünyayı kendi dünyamda yeniden inşa etmekti. Bu yüzden dünyanın toz bulutu olduğu zamanları oldukça önemsiyordum.

Bildiklerimin doğruluğunu sorgulamış, bunların büyük çoğunluğunun ‘kulaktan dolma’ şeyler olduğunu fark etmiştim. Bildiklerime hala kuvvetle inanıyor ve onları savunmak anlamında altını doldurmaya çalışıyordum. Kuvvetli gerekçelerle inanan ya da bilen biri olmalıydım.

Bunun için yapmam gereken şey basitti. Kendimi gündelik olarak tanımladığım ne kadar şey varsa onlardan kısıtlamaktı. Çünkü gündem demek maruziyet demektir. Gündemi belirleyemezsiniz, yalnızca ona maruz kalırsınız. Maruziyetlerimi dolayısıyla mağduriyetlerimi asgari düzeye indirmem gerekiyordu ki asıl konuma vakit ayırıp, odaklanabileyim hatta ona dalabileyim! Ne de olsa dalgınlık düşünen kişilere has bir nitelikti.

Bu maruziyetleri azaltmak için çevremi kısıtlamaya çalıştım. Telefonumun az çalması demek, kendime yani meseleme daha çok vakit ayırmam demekti. Akrabalık ilişkileri ve dost görüşmeleri dahildi buna. Öncesinde telefonlarına anında cevap veren ben, artık müsait olduğum zaman arayanlara cevap veriyordum. Tabi yapmam gereken bunlarla sınırlı kalmamalıydı. Hedefime ilerlerken önümdeki en büyük engel kuşkusuz milyonlarca insanı peşinde sürükleyen gündemin yaratıcısı medya idi. Televizyonla zaten pek aram yoktu, onu neredeyse sıfırlamıştım. Gazete ve internet haberlerine de bakmamaya başladım. Öncesinde tüm köşe yazarlarına kadar günde üç gazete okuyan biri olarak hem de! Artık genel olarak insanlarla etkileşime girdiğim ölçüde gündemce çok önemli gelişmeleri duyuyordum. Detaylardaki kavgalar, gürültüler kulağıma gelmiyordu. Geriye son düşmanım sosyal medya kalmıştı. O mücadeleden de zaferle ayrıldım ve Facebook hesabımı kapattım. Zihnim berraklaşmaya başlamış, ruhuma sükunet indiğini hissetmiştim. Sakin ve kendi gündemi olan bir insan haline geliyordum yavaş yavaş. Yani felsefi olarak mutlu ve yetkin bir insan haline…Hedefime emin adımlarla ilerliyordum ki…

Zaman içerisinde ülkemde terör örgütlerinin katliamları, siyasi kamplaşmalar, dış ülkelerle tehlikeli sürtüşmeler, ekonomik kriz söylentileri, bilmem kaç tane seçim, hatırlamadığım sayıda canlı bomba, çocuk istismarı, tecavüzler, yüzlerce insanımızın şehadeti ve en sonunda da alçak bir darbe teşebbüsü gerçekleşti. Bugün dönüp kendime baktığımda en çok ilgilendiğim şeyin gündem ve siyaset olduğunu görüyorum. Çünkü Türkiye’nin yoğun ve stresli gündemi Türklere kendi gündemlerini oluşturma fırsatı vermiyor. Benden öncekilerin ve benim de yazgım ülkemi hep bir varlık-yokluk mücadelesi içerisinde görmek oldu. Varlık ve yokluk mücadelesinde bilim ve sanat için elverişli ortamlar maalesef ki oluşmaz. Umarım benden sonraki nesiller Türkiye’nin varlığını bakileştirdiği bir ortamda kendilerini bilim ve sanatla meşgul edebilirler. Biz uzun yıllar daha siyasetle meşgul olacağız gibi geliyor. Çünkü siyaset normale gelemeden düşünce ve sanat için elverişli koşullar sağlanamaz. Bu koşulları sağlayacak yegane kuvvet siyasettir.

Dünya Türkiye’ye, Türkiye’de Ahmet Hamdi Tanpınar’ın dediği gibi, evlatlarına kendisinden başka bir şeyle meşgul olma imkanı vermiyor.

Yazar Hakkında

Murat CANVER

Gaziantep Üniversitesi Endüstri Mühendisliğini bitirdi. Üniversite yıllarından beri pek çok farklı disipline ilgi duydu. Mühendislik üzerine yüksek lisansında Meta-sezgiseller üzerine çalışan Canver'in felsefi merakı ağır basınca yüksek lisansını yarıda bıraktı. Din, Felsefe, Psikoloji, Tarih, Siyaset ve Sinema Sanatı üzerine merakı olan yazar, Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Felsefe ve Din Bilimleri'nde yüksek lisans yapmaktadır. Genç Kültür, İndigo gibi internet dergilerinde çeşitli alanlarda yazılar yayınlamış, Cinerium adlı sinema sitesinde film eleştirileri yazmıştır. Godfather Sinema Dergisinde halen yazıları yayınlanmaktadır. İyi derecede İngilizce bilen Canver, 2009'dan bu yana yazdığı yazıları derleyeceği bir kitap ve felsefi bir roman üzerinde çalışmaktadır. Evli olan yazar, Ankara'da yaşamaktadır.

Yorum Yap