Ayın Konusu Tarih

Unutulmaz İsimlerin Türkçe’ye Katkıları

Türkçe ‘ye katkı denilince herkesin aklına farklı farklı isimler gelebilir. Ama benim aklıma ilk olarak eğitime ve Türkçe ‘ye her daim değer ve önem veren, bu dilin zenginleşmesini isteyen Gazi Mustafa Kemal Atatürk geldi.

Toplumları millet haline getiren en önemli unsur dildir. Bir milleti, onun kültürünü yok etmek için dilini yok etmek gerekmektedir. Atatürk bu konu hakkında : “Milli his ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Dilin milli ve zengin olması milli hissin inkişafında (gelişmesinde) başlıca müessirdir(etkendir). Türk dili, dillerin en zenginlerindendir. Yeter ki bu dil şuurla işlensin. Ülkesini, yüksek istiklâlini korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır.” diyerek harf inkılabı yapmış ve ardından da Dil İnkılabı ve Türk Dil Kurumu’nun Kurulması için talimat vermiştir.

Arap alfabesi kalkmış ve yerine latin alfabesi gelmiştir. Arap alfabesi, yüzyıllardır kullanılmasına rağmen, Türk dilinin tam olarak ifade edilmesinde yeterli olmamaktaydı. Örneğin, Türkçede sekiz sesli harf varken bu sayı Arapçada üçtür.

Atatürk, Türk dilini milli benliğine kavuşturmak ve zenginleştirerek, bir kültür dili haline getirmek için, Semih Rıfat, Ruşen Eşref Ünaydın, Celal Sahir Erozan, Yakup Kadri Karaosmanoğlu ile birlikte 12 Temmuz 1932’de Türk Dili Tetkik Cemiyeti’ni (Türk Dil Kurumu) kurmuştur.

Bu isimlerden yola devam edersek, Se(a)mih Rıfat Türk Dil Kurumu’nun ilk başkanıdır. Mehmed Akif ile birlikte Divanu Lügati’t Türk’ü Türkçeye çevirmiştir.

Ruşen Eşref Ünaydın, Atatürkçülüğün ödünsüz savunucuları arasındaydı. “Röportaj ve mülakat” türlerini Türk yazınına o kazandırmıştır. Bağımsızlık Savaşı döneminde, ünlü yazıncılarla yaptığı bir dizi röportajını, Türk Yurdu dergisi ile Vakit gazetesinde yayımlamış, daha sonra ‘Diyorlar ki’ adıyla kitaplaştırmıştır. ‘Diyorlar ki’ adlı yapıtıyla ünlenen Ruşen Eşref Ünaydın, özellikle mütareke ve Kurtuluş Savaşının en karanlık günlerinde yazdığı yazılarıyla toplumu yüreklendirdi ve Atatürk’ü basına duyuran ilk kişidir.

Celal Sahi Erozan, Harf Devrimini gerçekleştiren kurula katılmış, Türk Dil Kurumu’nun kuruluşuyla birlikte, hep savunduğu dilde sadeleşme eyleminin yapıcıları içinde yer almıştır. Ayrıca şeker hastası olduğu tespit edilemeyen ve bu yüzden genç yaşta ölen Ömer Seyfettin’in de dilin sadeleştirilmesinde ve Türkçe kelimelerin daha çok kullanılmasında büyük payı vardır.

Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Türk edebiyatına tezli roman düşüncesini getirmiştir.

Tüm bu gelişmeler Türkçeye ve Türk edebiyatına katkılarda bulunmuştur.

Bu edebiyatta daha birçok ismin  katkısı vardır fakat biz de onlara uyarak daha ‘sade’ bir yazı ile noktalayalım.

Yazar Hakkında

Gülşah Karaca

Yorum Yap