Bilim

Uykuya Çak Bir Beşlik

Yazar | Editör

Sabahları Sevmiyorsunuz, Sorun Değil; Muhtemelen Hafızanız Da Sevmiyor

Londra South Bank Üniversitesi’nden araştırmacı, uluslararası satış rekorları kıran Hafıza Yanılsaması: Hatırlama, Unutma ve Sahte Anı Bilimi (The Memory Illusion: Remembering, Forgetting, and the Science of False Memory) isimli kitabın yazarı Dr. Julia Shaw sizleri uyarıyor:

Nasıl uyuduğunuz, “sirkadiyen ritim”iniz (günlük uyku uyanıklık düzeni) ve “kronotip”iniz (uyku saati) hatırlama yetinizi etkilemektedir.

Hepimizin gün içerisinde; formunda olmadığı zaman dilimleri vardır. Benim açımdan, öğleden önce saat 10 ila öğleden sonra saat 2 – 4 arası, beynim tam anlamıyla çalışması gerektiği gibi çalışmamaktadır. İsimlere ulaşmak için çabalıyor, söyleyeceklerimi hatırımda tutmak için uğraşıyorum ve dahası anlatım gücüm sekizyaşında bir çocuktan beklenen seviyeye alçalıyor.

Motivasyonum yerine beynimi bu durum için suçlamak için uyku ve sirkadiyen nörolojik bilim alanında çalışmalarını yürüten bir araştırmacıdan yardım istedim. Kanada’daki Simon Fraser Üniversitesi’nden profesörler John McDonald ve Ralph Mistberger  ile çalışan bir doktora öğrencisi Andrea Smit bana, hafızamın günün belirli zamanlarında neden aşırı denli güvenilmez olduğuna dair mazeretleri bulmam konusunda yardım ettiği için oldukça mutlu oldu.

Kronotip Sorunlarınız

İnsanlar sirkadiyen ritimleri adı verilen, hemen hemen yaptığımız her şeyi etkileyen günlük biyolojik ritimlere sahiptirler. Bu ritimler, vücudumuzu, ne zaman yemek zamanı, ne zaman uyku saati konusunda haberdar etmekte ve nesneleri hatırlama yetimizi etkilemektedir. Smit’e göre; bir kimsenin sabahçıl tip “sabahçı tavuk” mu yoksa akşamcıl tip “akşamcı baykuş” mu olduğunun derecesi olan kronotip, sirkadiyen ritimlerin kendini gösteren bir belirtisidir.

Güncel bir çalışmada, Smit; kronotipler ve hafıza arasındaki ilişkiyi araştırmak için beyindeki sinir hücreleri tarafından hem uyanıklık hem de uyku halinde iken üretilen elektriksel faaliyetin kağıt üzerine beyin dalgaları halinde yazdırılması şeklindeki bir çeşit beyin taraması olan elektroensefalografi (EEG)’yi kullandı. “Gün içerisinde uç noktadaki kronotiplerin defalarca test edilmesi, bize, sabahçıl tipler ile akşamcıl tipler arasında dikkat yetileri ile görsel kısa süreli belleğin karşılaştırılması olanağını sundu.” diye belirtiyor ve ekliyor: “Araştırmamız, beyin içerisinde işlemin çok erken aşamalarında bile sirkadiyen ritimlerin hafıza ile etkileşim içerisinde olduğunu göstermektedir.”

Kendini akşamcı baykuş olarak tanılayan birisi için, bu tam olarak duymak istediğim şey idi. Bir daha birisi neden üretken olmadığımı sorar ise tembellik eden, işten kaytaran biri olmadığımı, bunun yalnızca beynimin suppressing distracting information (dikkat dağıtıcı bilgi baskılama) endişeleri olduğunu söyleyebilirim.

Neden, Daha Fazla Uyumaya İhtiyacınız Var?

Akşamcı baykuş olarak uykuya çok ihtiyacım var. Modası geçmişçesine şekerleme yapıyorum ve eğer alarmsız kalır isem bunu kolaylıkla muntazam 12 saatlik bir düş etkinliğinden oluşan gece uykusu haline getirebiliyorum.

Neyse ki, Smit buradaki mazeretlere de aynı şekilde yardım edebildi: “Çalışma güvenilir bir şekilde gösterdi ki hafıza performansı uyku bölümlerinin en iyi takipçisidir ve bu uyku yoksunlukları, bilginin uzun süreli belleğe aktarılmasını aksatmakta, sekteye uğratmaktadır.” Uzun süreli belleğe yapılan bu bilgi transferi işlemi hafıza pekiştirmesi, konsolidasyonu (hafıza üzerine kaleme aldığım kitabımda ayrıntıları ile söz ettiğim bir işlem olarak adlandırılmaktır.

Smit, bunun başta sınavlar ve sunumlar için bilgiyi hatırlamak zorunda olan insanlar olmak üzere “eğer iyi bir gece uykusu alırlar ise daha fazla bilgiyi akıllarında tutabilecekleri” anlamına geldiğini ifade ediyor. Okul başlangıç saatlerinin kuvvetle muhtemel akşamcıl tip olan çocuklar için çok erken olduğu ve okul performanslarını da kötü yönde etkilediği yönünde görüşlerini belirterek bunun bilhassa 13 – 19 yaş arasındaki gençler için de geçerli olduğunu sözlerine ekliyor.

uyku

Hediye olarak uykuya çak bir beşlik, Smit “uykunun ayrıca çoğalmaları Alzheimer hastalığı ile ilişkilendirilen proteinleri de kapsayan, beyindeki kayıp ve yıkımların temizlenerek toparlanması için de önem arz ettiğini” belirtmektedir.

Uyuya kalarak komik duruma mı düşüyorsunuz? Yalnızca, uyuya kalmadığınızın etkisine dair bir şeyler söyleyin. “Hafızamı konsolide ederek, beynimi bu sunum için optimize ettim ve ilave yıkımları beynimden silerek böylece Alzheimer hastalığı başlangıcına mani oldum. Siz ne yaptınız bu sabah?”  diyerek karşınızdakini köşeye sıkıştırabilirsiniz.

Uyku Düzeninizde Büyük Değişiklikler Yapmak Konusunda Dikkatli Olun

Nasıl olursa olsun uyku düzeninizde büyük değişiklikler için dikkat edin. “Uyku düzeninizdeki bozulmalar hiç iyi olmamaktadır.” diyor Smit. Birçoğumuz uyku vaktimizde hem ufak değişikliklere hem de bazı sabahlar diğer günlerden daha erken kalkmak zorunda olduğumuz gibi uyku düzenimiz için endişelenmemiz gereken büyük değişikliklere maruz kalıyoruz.

Uzun mesafeli yolculuktan veya değişen mesai saatleri, vardiya usulü çalışmadan kaynaklı değişiklikler “Araştırma, jet lag (zaman dilimi değişikliği sendromu – uçak yorgunluğu) tipi gibi sirkadiyen ritim bozukluğunun hafıza kaybını hızlandırdığını göstermektedir. Kronik zaman dilimi değişikliği sendromunun hücre çoğalmasını ve nörojenezi (beynin yeni sinir hücreleri üretmesi) azalttığı ve uçak yorgunluğunun kendisinden daha uzun süren eş zamanlama bozukluğunun retrograd amnezi (talamus lezyonu) gibi hafıza yitimine neden olduğu bulunmuştur.

Eğer kendinizi hayallerinizde gezgin olarak görüyor iseniz yeteri kadar uyuduğunuzdan emin olun ve bir seferde yahut sıklıkla uyku düzeninizi değiştirmemeye çalışın.

Smit’in ki gibi değerli çalışmalar bizi yalnızca düzenli bir programa doğru korkutmamakta aynı zamanda da beynimizi en iyi hale getirmemize imkân vermektedir. Kronotipimizi anlamamız, gün içerisinde en etkin olmamız için programlandığımız görev başında olduğumuz zamanlar arasında bize izin verir ve günün daha az uygun saatlerinde görevimizi yerine getirmek zorunda olduğumuz zamanlarda kahve arası gibi sınırları aşma konusunda bizi cesaretlendirir.

Hafıza oluşumu konusunda kronotipin ve uykunun rolünü anlamak bizlere kendimizle ve diğer insanlarla dostluk kurmaya çalışmamıza olanak sağlar. Sabahları sevmiyor olabilirsiniz, sorun değil. Mümkünse, fazla beyin yoran çalışmaları, günün bazı saatlerine, beyninizin durumunun en iyi olduğunu bildiğiniz zamanlara değiştirmeye çalışın. Çalışmanızın kalitesi ve iş hazzınız size teşekkür edecektir.

Çeviri: Aykut TARHAN

Kaynak: Scientific American

 

Yazar Hakkında

Editör

Yorum Yap