Bilim Psikoloji

Var oluş kaygısı

Yazar | Editör

Kaygı genellikle insanlar tarafından düşmanca karşılanır. İstenen kaygıdan kurtulmak ya da onu asgari düzeye indirmektir. Bu kavram sıklıkla nevrotik olmakla ilişkilendirilir. Woody Allen hep birlikte gülerek izlediğimiz kaygılı nevrotik tipi betimlemek üzerine bir kariyer yapmıştır. Eğer kaygılıysan sende yolunda gitmeyen bir şeyler var şeklinde yaygın bir düşünce vardır. Yine bu yaygın düşünce bize kaygıdan kurtulmamız gerektiğini öğütlemektedir. Adeta amaç James BOND arketipinde olduğu gibi sakin, soğukkanlı hatta buz gibi durmaktır.

Ben bu hususta insan olmanın doğası gereği kaygıdan uzak kalamayacağını vurgulamak istiyorum. Her daim bir belirsizlik içinde yaşarız. Öleceğimizi bile bile yaşarız.  Hayatta yapmamız gereken birçok seçim vardır ve bunlar için birçok seçenek… Bunlara tamamıyla verilecek bir cevap da yok.  Dolayısıyla çelişkimiz en uygun hayatı yaşamak için bu var oluş kaygısına karşı nasıl bir tutum içinde olacağımız ile ilgilidir.

Bu iyi veya kötü olmaya dair bir kaygı değildir. Bu tamamen sizin kaygınızla olan ilişkinizle ilgilidir. Kaygılı olmaktan kaçınmak uğruna kaygı verecek her türlü durumdan uzaklaşmak dünyanızın çökmesine ve sığ, kısır bir yaşam sürmenize neden olur. Hiç risk almayarak hayatın çeşitliliği ve zenginliğinden de mahrum kalırsınız.

Diyelim ki, sınıfta veya insanların olduğu bir grupta düşüncelerinizi dile getirmeye dair bir kaygı taşıyorsunuz. Diğerlerinin sizin hakkınızda ne düşüneceği ile ilgili endişeleriniz var. Bu nedenle mümkün olduğunca susuyorsunuz. Bunun bedelini de sınıf arkadaşlarınız ve hocanızla olan etkileşimi kaybetmeniz, izole bir dünyaya hapsolmanız hatta notlarınızda düşüş yaşamanızdır. Hâlbuki bir soruyu yanıtlamanın riskini göze alıp kendinize bir şans tanımalısınız. Göreceksiniz ki olumlu tepkiler alacak ve günlük yaşamınızı zenginleştireceksiniz.

Eğer kaygınız tarafından kuşatıldığınızı hissediyorsanız, dünyanız batmış gibi görünür. Bu durumda kaygınız kontrol edilemez bir hal almış demektir. Mesela, oldukça obsesif bir yapıda olduğunuzu düşünelim. Hayatınızda mümkün olabilecek tüm olumsuz senaryoları düşünmeden edemiyorsunuz. Bu durumda aklınıza gelen tüm kötü senaryolar sanki gerçekten olmuş gibi görünür.

Psikoterapist Roberto Assagoli kaygı ile ilgili sorun yaşayanlara şu telkini yapmalarını öğütlemektedir: “Ben kaygıma sahibim, ama ben kaygımın kendisi değilim.

Yazar: Bob Edelstein

Bu makalenin orjinali Psychology today ‘de yayınlanmıştır.

Yazar Hakkında

Editör

Yorum Yap